(Oya Ayman / Cumhuriyet – 24 Mayıs 2015)

İstanbul’a 3’üncü havalimanı projedeki bölgeye yapılırsa, hem ilkbahar ve sonbahar göçü yapan yüz binlerce kuşun yaşamını, hem de uçuş güvenliğini tehdit edecek. Kuşların yolunu değiştirmek gibi uygulaması neredeyse imkansız planlar yapılırken, uzmanlar havalimanı işlemeye başladığında pistlerin yılda bir ay kapatılması gerektiğini söylüyor.

Tarihler 15 Ocak 2009’u gösteriyordu. New York’tan havalanan US Airways’e ait yolcu uçağı, kalkıştan kısa süre sonra yaklaşık 1000 metre yükseklikte kaz sürüsüne girdi. Uçağın her iki motorunda meydana gelen patlamaların ardından yangın çıktı. Pilotlar başarılı bir şekilde Hudson Nehri’ne indi ve yolcular tahliye edildi. Gazeteler haberi verirken ikinci pilotun, çarpmadan az önce kaz sürüsünü fark ederek “Ne mükemmel bir V uçuşu değil mi?*” dediğini yazmıştı.

Ancak kuş sürüsüne çarpan uçaklar ve yolcuları her zaman Kuzey Carolina yolcuları gibi şanslı değil. Türkiye Havacılık Tıbbı Derneği’nin raporuna göre, son 20 yılda dünyadaki sivil uçuşlarda, kuş çarpması nedeniyle 18 büyük kaza meydana geldi ve 200 kişi öldü. Buna karşın ne kadar kuşun öldüğünü bilmiyoruz…

Türkiye’nin de Asya ile Afrika arasındaki göç yolu üzerinde olması ciddi güvenlik tehdidi oluşturuyor. İstanbul’un kuzeyinde planlanan 3’üncü havalimanı projesi de hem metal kanatlar ve yolcuları, hem de tüylü kanatlar için riski artıracak.

BOĞAZDAN 800 BİN KUŞ GÜÇÜ OLUYOR

İstanbul Boğazı her yıl 800 bin kadar kuşun göçüne sahne oluyor. Bunlardan 500 bin kadarını, ağırlıkları 4,5 kiloya kadar çıkabilen ve sürü haline göç eden leylekler oluşturuyor. Orta ve Doğu Avrupa’dan yola çıkan binlerce kartal, şahin, atmaca ve leylek ilkbaharda kuzeye giderken, İstanbul Boğazı’nı geçtikten sonra karanın üzerindeki termalleri izleyerek Karadeniz sahillerinden kuzeye doğru kanat çırpıyor. Sonbaharda ise yavrularıyla birlikte bu kez Büyükçekmece’den Tuzla’ya kadar uzayan geniş bir alandaki termal koridorlarda süzülerek güneye doğru yol alıyorlar. Kuşbilimci Kerem Ali Boyla, göç sırasında 200-500 metre yükseklikte uçan leylek ve yırtıcıların, uçaklar 1000 metrenin altına indiği andan itibaren risk oluşturmaya başladığını söylüyor: “Özellikle ilkbaharda 3’üncü havaalanının planlandığı bölgedeki termalleri kullanarak yolculuk eden leylekler, yaklaşık 13 kilometrelik hat boyunca ciddi tehdit. Bu nedenle havalimanı proje alanının dışında kalan ve kuşların önemli konaklama alanlarını da içine alan Arnavutköy’e kadar uzanan hava sahası da dikkate alınmalı.”

LEYLEK SAYISINA GÖRE 4 MİSLİ RİSK VAR

Söz konusu riske rağmen, ÇED Raporu’na göre, 3’üncü havalimanına her 3 dakikada bir uçağın inmesi planlanıyor. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Zeynel Arslangündoğdu, göçün en yoğun olduğu dönemlerde, havalimanının gündüz uçuşlarına kapatılabileceğinden söz ediyor: “Havalimanının bu bölgeye yapılmasını onaylamıyorum ama eğer yapılırsa, ilkbahar göçünde İstanbul’un kuzey sahilleri üzerindeki yoğun göç nedeniyle, mart ayının son iki ve nisan ayının ilk iki haftası pistlerin gündüz kapatılması ya da uçuşların azaltılması gerekir. İlkbahar göçü mayıs sonuna kadar sürer. Hem uçuş güvenliği tehdit altında hem de kuşların telef olması söz konusu. Leylek sayısı baz alınarak hesaplandığında, Atatürk Havalimanı’na göre dört kat fazla risk var.”

Kerem Ali Boyla da aynı fikirde. Bu yatırımın göl havzasına yapılan ve zararda olan Hatay Havaalanı gibi ekonomik bir felaket olacağını söylüyor.

İstanbul’da yapılan kuş göç çalışmalarına göre, ilkbaharda ve sonbaharda yaklaşık 500 bin leylek, 200 bin yırtıcı kuşun yanı sıra on binlerce ötücü kuş, su kuşu ve kıyı kuşu göç ediyor. Belgrad Ormanı’nda 160 türün gözlemlendiği dikkate alındığında, proje alanı ve çevresinde yaşayan, konaklayan, beslenen ve üreyen yaklaşık 200 kuş türünden söz ediliyor.

Sığırcık ve karga gibi diğer kuşlar da uçaklar açısından tek başına risk oluşturmasalar da kalabalık sürüler halinde göç ettiklerinde tehlikeli olabiliyor. Su kuşlarının büyük çoğunluğu da kaz,ördek, balıkçıl gibi iri türler. Arslangündoğdu, Karadeniz üzerinden bıldırcın göçlerinin ve deniz tarafından martı sürülerinin geçişlerinin de aynı şekilde risk oluşturacağını söylüyor.

ÇÖPLÜK ALANLARA YAKIN OLMASI YANLIŞ

leylek8

Kuzey Ormanları Savunması’nın bilimsel verilere dayanarak hazırladığı Yaşam, Doğa, Çevre, İnsan ve Hukuk Karşısında 3. Havalimanı Projesi Raporu’na göre, uluslararası standartlar havalimanı yapılacak yerin 13,5 km. yakınında çöp tesisi bulunmamasını şart koşuyor. Bunun sebebi, kuşlar için çöplerin doğal bir çekim alanı oluşturması. Oysa İSTAÇ’ın Göktürk’teki Odayeri bertaraf tesisine yılda 3 milyon ton çöp atıldığı ve yaz aylarında 30 bin-50 bin, kış aylarında ise 100 bin-200 bin martının bu alanda beslendiğine dikkat çekiliyor.

Aynı zamanda raporun danışmanlarından biri olan Kerem Ali Boyla “Martılar her gün işe gider gibi şehirden kalkıp Odayeri çöplüğünde yemek yiyor, sonra denize girip temizleniyor ve akşamüstü şehre dönüyor. 100-200 metre yükseklikten uçan martılar da uçuş güvenliğine tehdit” diyor. Martıların mart ayında yağmurlarla yüzeye çıkan solucanlarla beslenmesinin, Atatürk Havalimanı’nda ve farklı başka nedenlerle Van Havaalanı’nda da sorun olduğu biliniyor. Boyla, çöplüğün taşınması bir çözüm gibi görünse de martıların başta tüm Karadeniz sahili olmak üzere havaalanı çevresindeki sulakalanları, maden sahalarındaki göletleri ve çayırları da beslenme amacıyla kullandığını söylüyor.

SES VE GÖRÜNTÜYLE  KUŞLAR KORKUTULACAK

ucak3

 

Türkiye’de Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) kuşların uçuş güvenliğini tehlikeye sokmaması için bazı önlemler alıyor. DHMİ yetkilileri özellikle göç mevsimleri öncesinde, uçuş ve can güvenliğini tehdit edebilecek yoğun kuş faaliyetinin önlenmesi için ek tedbirler aldıklarını belirtiyor. Bunlar arasında, kuşları çeken yiyecek, içecek vb. kaynakların ortadan kaldırılması; kuşların fare ve her çeşit böcekle beslendiği dikkate alınarak otla mücadele; havalimanı sınırları içinde tarımsal faaliyetlerden kaçınılması; su birikintileri ile bataklık arazilerin yok edilmesi ve gerektiğinde kuş kovmak amacıyla LPG’li (gazlı) patlayıcılar ile silah patlatma ile ya da siren sesi çıkarma yöntemleri var.

Yeni havaalanının ÇED raporunda ise, kuş göç döneminde türlerin iki yıl süreyle izlenerek göç yolları ve uçuş rotaları belirleneceği ve kuş-uçak çarpışmaları konusunda risklerin tespit edilerek, kuş sayımlarının tamamlanmasıyla risk analizi hazırlanacağı belirtiliyor. Kuşların uzaklaştırılması için gerekirse “sesli ve görüntülü korkutma” yöntemleri uygulanacak. Yapımı Cengiz-Limak-Kolin konsorsiyumunun üstlendiği 3’üncü havalimanı alanında 200 kadar kuş türü gözlemlenmişken, nihai ÇED Raporu’nda 12 kuş türünün görüleceğinden söz edilmesi, bu raporun ne denli gerçekçi hazırlandığına ve rapora göre alınacak önlemlerin yeterliliğiyle ilgili soru işaretlerini de gündeme getiriyor.

Kerem Ali Boyla geceleri kuşların göl zannederek pistlere konabileceğini bunların da doğan gibi eğitimli yırtıcılarla kovulabileceğini söylüyor. Ancak on binlerce kuşun bir arada hareket ettiği göç mevsimlerinde bu önlemler ne kadar işe yarayabilir? Boyla sesle ya da eğitimli yırtıcılarla kaçırma gibi önlemlerin göç zamanı etki etmeyeceğini söylüyor.

Arslangündoğdu ise “Süzülerek göç eden kuşların göç rotaları on binlerce yıldır aynı güzergâh üzerinden geçiyor. Bu yolun değiştirilmesi mümkün değil” diyor.

DHMİ yetkilileri, bugüne kadar Türkiye’de kuşların neden olduğu kaç uçak kazası olduğu ya da bu kazalara hangi kuşların yol açtığı konusunda bilgiye sahip değil. Oysa Kerem Ali Boyla bu tür bilgilerin, alınacak önlemler için gerekli olduğunu ve uçuş güvenliği uzmanları ile kuş uzmanlarının birlikte çalışması gerektiğini söylüyor.

* Kaz sürüleri V şeklinde uçar. Bir ok şeklini alırlar ve aerodinamik olarak öndekilerin yardığı alanı diğerleri kullanır. Öndeki uçmaktan yorulduğunda en arkaya geçer.

Son 20 yıldaki kazalar

1960: Eastern Airlines’a ait Lockheed L-188 Electra tipi uçağın Boston Logan Havaalanı’ndan kalkışında uçağın 4 motoru, içine kuşların girmesi nedeniyle durdu ve uçak denize çakıldı. 9 yolcu kurtulurken, 62 kişi hayatını kaybetti. Kuşların ağırlığı sadece 80 gramdı ama sayıca çok fazlaydılar.

1962: DC-8 tipi bir uçak Lahor üzerindeyken bir kartal camı parçalayarak kokpite girdi. 5,5 kilo ağırlığındaki kuşun çarpması sonucu pilotlardan biri öldü, diğeri yaralandı.

1988: Habeşistan’da Bahar Dar Havaalanı’ndan kalkan bir Boeing 737-200′nin iki motoruna da güvercinler girdi. Pilotlar havaalanından 10 km uzaktaki bölgede yere acil iniş yapmak istedi. İnişte dere yatağına giren uçak yanarak parçalandı. 21 kişi yaralanırken, 35 kişi öldü.

1995: ABD Hava Kuvvetlerine ait bir AWACS uçağının motorlarına kazların girmesi sonucu uçak düştü, 24 kişi öldü.

2008: İstanbul-Adana seferini yapmak üzere İstanbul’dan havalanan Boeing-738 tipi yolcu uçağı Adana’ya inişe geçtiği sırada ön tarafına kuş çarptı; futbol topu büyüklüğünde delik oluştu.

2009: İstanbul-Kopenhag seferini yapan Airbus 321 tipi yolcu uçağı 142 yolcusu ile Atatürk Havalimanı’ndan kalktı. Kısa bir süre sonra martı sürüsüne girdi. Uçak, Atatürk Havalimanı’na tek motorla acil iniş yaptı.

2009: Almanya’nın Düsseldorf kentinden Kosova’ya hareket eden Boing 737 tipi uçak kalkış anında sığırcık sürüsüyle karşılaştı. Uçağın motorlarına giren kuşlar nedeniyle uçak havalimanına geri döndü.

2015: İstanbul-Nevşehir seferini yapan yolcu uçağına Kapadokya Havalimanı’na inişi sırasında kuş sürüsünün çarpması sonucu uçakta hasar oluştu.

ucak2

Kaynak: Havacılık Tıbbı Derneği