(Özer Akdemir / Evrensel – 25 Mayıs 2015)

Avrupa Parlamentosu üyesi ülkeler tehlikeli madenlerin ticareti ilgili bağlayıcı bir karar aldı. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen toplantıda alınan karara göre Avrupalı şirketler, dünyanın diğer yerlerindeki faaliyetlerde insan hakkı ihlallerine yol açacak faaliyette bulunamayacaklar. Bu karar ülkemizdeki madencilik faaliyetlerini de etkileyebilir.

‘TARİHİ BİR AN’

Uluslararası Af Örgütü ve dünya genelinde faaliyet gösteren STK Global Witness’in bildirdiğine göre, Avrupa Parlamentosu üyesi ülkeler 20 Mayıs tarihli oturumunda zehirli madenlerin ölümcül ticaretine karşı, oldukça güçlü ve bağlayıcı bir yasa tasarısını oylayarak kabul etti. 285 red oyuna karşı 402 kabul oyuyla geçen yasa tasarısı ile ilgili görüşlerini aktaran Global Witness’den Michael Gibb, şunları dile getirdi: “Bu tarihi bir andır. Avrupa Parlamentosu üyeleri zehirli madenlerin ticaretinden zarar gören ve acı çeken kişilerin hayatlarında ciddi bir fark yaratacak bir yasayı onayladı. Bu yasayı zayıflatma amacı ile büyük şirketler tarafından gösterilen çabalar ve yapılan çalışmalar karşısında omurgalı bir duruş sergileyerek amaca uygun ve bağlayıcı bir tasarıyı yasalaştırdı. Böylelikle maden çıkarma faaliyetlerinin silahlı gruplar yerine, yerel toplulukların çıkarları doğrultusunda yapılmasını teşvik etme ve maden ticaretinin temiz eller tarafından yönetilmesi konusundaki küresel çabaların  lideri Avrupa Birliği olmuştur.”
Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları bölümü danışmanı Lucy Graham da, Avrupa Parlamentosu’nun, Avrupa’ da yerleşik firmaların dünyanın diğer bölgelerindeki insan hakkı ihlallerine katkıda bulunacak faaliyetlerden kaçınmaları ve söz konusu ihlallere göz yummamaları konusunda net bir mesaj verdiğini belirtti. Graham, Avrupa Konseyinin de yasayı onaylaması halinde insan hakkı ihlali yapan ülkelerden gelen firmalardan beklentiler konusunda ciddi yasal değişiklikler olacağını kaydetti. Kendi alanında çığır açıcı nitelikte olduğu belirtilen bu yasa tasarısı, Avrupa firmalarının kalay, tungsten, tantal ve altın madenlerinin ithalatı sırasında satın alımlarının diğer ülkelerde insan hakları ihlallerine katkıda bulunmayacağını kanıtlaması ve garanti altına almasını gerektiriyor.

BİZE ETKİSİ NE OLUR?

Bu yasa ülkemizde yıllardır tüm karşı çıkışlara rağmen siyasi iktidarın koruyup kollaması ile faaliyetlerine devam eden, ekolojik kirliliğin yanı sıra, sosyal-siyasal ve hukuk düzeni üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle eleştirilen başta altın işletmeciliği olmak üzere diğer vahşi madencilik faaliyetlerini ne şekilde etkileyecek?

Merak edilen soru bu ve bu sorunun yanıtı önümüzdeki süreçte ortaya çıkacak.
5 Haziran 2005’te Bergama’ya Dünya Çevre Gününü kutlamaya giden yaşam savunucularına altın madencilerinin saldırmasıyla ilgili devam eden dava buna örnek verilebilir.