(Ceren Çıplak – Cumhuriyet – 25 Mayıs 2015)

Emek Sineması’nın son işletmecisi Süheyla Kurtuluş, belediyenin küçük tadilatlarda bile binbir zorluk çıkardığı Emek’in yok edilmesinin şaşkınlığını yaşıyor.

Koltukları, ses sistemi ve sahnesi de kurulduktan sonra eylül ayında yeniden açılacak olan “yeni” Emek Sineması’nın “eski” işletmecisi Süheyla Kurtuluş ile konuştuk.

emek1

2009 yılında kapanan ve 2013’te yıkılan Emek Sineması’nın neden yaşatılamadığını, devretme sürecini söz ettik. “Tarihi eser diye dokusuna bağlı kalınarak yapılacak küçük tadilatlarda bile bir sürü zorluk çıkarılan Emek Sineması yerle bir edilebildi” vurgusu yapan Kurtuluş seyirciye de sitem etti: “Emek’in son zamanlarında İstanbul Film Festivali dışında izleyici sayımız çok düşmüştü.” Kurtuluş, “Eğer karşıma çıkan bunca zorluk olmasaydı ömrümün sonuna kadar da Emek Sineması’nı devretmezdim” diyor.

– Bana ‘Emek Sineması’ deseler ilk olarak “Sevgilisiyle Emek’e gidip film izlemeyen sinemasever yoktur…” derim. Sizin aklınıza ilk ne geliyor?

O kadar çok şey var ki, öncelikle ailem… Babam Orhan Kurtuluş’un başlattığı ve sonrasında amcam İsmet Kurtuluş’la devam ettirdiğimiz tarihi bir süreç ve tüm o çabalarımız… Kişisel tarihimde, Pink Floyd’un “The Wall” filminin gösterime girdiği o gün benim için farklı bir yerde durur. Bir de “Amarcord” üzerine sevgili Ülkü Tamer’le girdiğimiz “bu film tutar, tutmaz” iddialarını hiç unutamam. Neyse ki kazanan o olmuştu.

– Yaşanan bu gerilim ve yıkımın ardından sinemanın adının Emek olarak kalması vicdanınızı sızlatmadı mı?

Vicdanımı değil ama kalbimi sızlatıyor tabii. “Emek” adı tarihi bir değer. Bu kadar çok olaydan sonra bu ismi de dejenerasyona uğrattılar.

– Yasal olarak Emek’i devretme işlemi nasıl oldu? Size bunu mecbur kılacak ne yaptılar?

Devir, -iddia edilenin aksine- bir kişiye ya da bir inşaat şirketine olmadı. Emekli Sandığı’nın SGK’ye bağlanmasıyla; SGK üzerinden, sinemayı ayakta tutacağına inandığımız güçlü bir sinema şirketine devrettik. Devretmeye götüren süreçte de; AVM’lerin içindeki çoklu sinema salonları, sinemaya gitmek yerine kapalı bir yere gidip, alışveriş, yemek ve sinemayı topluca “aradan çıkarmak” isteyen bir çoğunluğun oluşması ve film dağıtım şirketlerinin duyarsız dayatmaları belirleyici oldu.

Ama devri kaçınılmaz kılan neydi diye sorarsanız, topluma mâl edilmiş tarihi bir varlık olan Emek Sineması’na – tüm taleplere rağmen – kültür ve sanat adına sahip çıkması gereken birimlerin hiçbir destekte bulunmamasıdır.

– Emek’in çalışanlarıyla iletişiminiz sürüyor mu?

Birçoğuyla dostluğumuz sürüyor. Kimi sinema sektöründe çalışmaya devam etti, kimi emekliye ayrıldı. Süreçte herkes üzüldü. Nihayetinde Emek hepimizin ortak emeğiyle var olmuştu.

‘İzleyici sayısı düşmüştü’

– Emek’in son işletmecisi olarak Emek’in kapanmadan önceki son günlerini anlatır mısınız? İzleyici sayısı ne durumdaydı?

Emek’in son zamanlarında İstanbul Film Festivali dışında izleyici sayımız çok düşmüştü. Dediğim gibi, AVM sinemalarının daha cazip gelmesi nedeniyle insanlar oraları tercih etmeye başlamıştı. Yine de sevilen ve en çok bilinen mekân olarak şimdilerin moda terimiyle “marka değeri” olan bir yerdi. Film festivalleri ile bu değer her yıl güncelleniyordu. Ancak festivaller tek başına Emek Sineması gibi şartları çok ağır olan ve sürekli yatırım gerektiren bir mekân için yeterli değildi.

Emek neden kurtarılamadı?“Sinemayı işletmek yukarıda bahsettiğim nedenlerin yanında yaşadığım hukuki bir sürü sorun ve zorunluluklarla da oldukça zorlaşmıştı. Biz yine de çalabileceğimiz her kapıyı çaldık. Birçok kurumsal şirketle görüşmeye çalıştık. Bazıları ‘Çok isterdik…’ ile başlayıp ‘…ama’ ile devam ederek seçimlerini tarihi mekân ve sinema sanatı yerine teknolojiye yatırım yapmaktan yana kullandı. Hatta yeni filmlerin galaları için yaptığımız görüşmelerden bile olumlu sonuçlar çıkmadı. Belediyeden zaten randevu bile alamıyorduk. Ama gelin görün ki, tarihi eser diye dokusuna bağlı kalınarak yapılacak küçük tadilatlarda bile bir sürü zorluk çıkarılan Emek Sineması yerle bir edildi. Tüm bu nedenleri dinledikten sonra sizce sinemanın kurtarılabilme imkânı var mıydı? Siz söyleyin. Ben Emek Sineması’nda ömrümü geçirdim. Tüm samimiyetimle söylüyorum, eğer karşıma çıkarılan bunca zorluk olmasaydı ömrümün sonuna kadar da Emek’i devretmezdim.”