(Uğur Biryol** / Bianet – 3 Haziran 2015)

“Yeşil Yol” projesi ile Karadeniz’in en önemli rezerv alanı yaylaları ele geçirmeyi planlıyorlar. İsmi de ironik olan “Yeşil Yol”, HES’lerle vurdukları darbeleri tamamlama projesi bir bakıma.

Karadeniz bölgesi memleketin en önemli biyolojik rezerv alanları barındırması bakımından, onyıllardır büyük yıkımcıların iştahını kabartan bölgelerden biri olageldi. Sahil yoluyla insanların denizle bağlantısının kesildiği, HES’lerle derelerin yataklarının değiştirildiği ve kurutulduğu zamanlardan; şimdi de Samsun’dan Sarp’a kadar olan yüksek dağ kesimlerini birbirine bağlamak amaçlı ismi ironik (Yeşil Yol) projeyle; yaylaların tasfiyesine yönelik bir hamle başlatıldı.

Samsun’dan Sarp’a kadar

 

Bu projeye göre; Samsun’dan araçlarıyla yükseklere dalacak maceraperestler Sarp’a kadar olan yaylaları dağları ine çıka dolaşabilecekmiş. İlaveten, yükseklerdeki tesislerde konaklayıp, yiyip içeceklermiş. Yani tam bir doğa tutkunu olan daniskaların* Karadeniz vadilerine biçtiği paye böyle bir şey. Yeşil Yol; bir alternatif turizm projesiymiş. Normal bir turizm yapılabiliyor mu Karadeniz’deki alternatifi olabilsin?

Yaylacılığın tasfiyesi

yeşilyol2

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Kavrun ve Samistal (altta) yaylaları Yeşil Yol’un tehdit ettiği yaylalardan sadece ikisi.

Yaylalar; bölge insanının kadim zamanlardan bu yana kullanageldiği yaşam alanları olarak hala önemini koruyor. Yöre insanlarının yaylalarda evleri ya da barakaları var. Yaz aylarında hayvanlarının ot ihtiyacını karşılamak için yaylalara çıkıyorlar. Aynı zamanda bir arada olup eğlenmek maksadıyla yaylalara gidiyorlar.

Yaylalar Hazine’ye ait ve bir kısmı SİT’e tabii, bir kısmı ise Milli Park sahası içinde yer alıyor. Elbette bu bağlayıcı yeşilyol3kanunlar daha sonra ortaya çıkan durumlar olduğu için; yaylaların ve yaylacıların statüleri tartışma konusu yıllardır. Yaylacılar kendilerine tahsis edilen yaylalarda hayvancılıklarını özgürce yapabilecekler mi yoksa devletin çizdiği sınırlar ve belirlediği kiralarla mı yaşamlarına devam edecekler, bunu zaman gösterecek.

Elbette, bu hamlenin kendine göre bir mantığı var. Yeşil Yol projesi bana göre; yayladaki yaşamı yaylacılardan arındırmaya yönelik; daha çok otel veya pansiyon yapılarak, turizmle ilgili daha çok para kazanılmasını amaçlayan bir sistem oyunundan başka bir şey değil. Yıllardır yaylalarına sekiz-on saatlik patika yollardan çıkıp; dört ay boyunca hayvanlarını yükseklerde barındırabilmiş yaylacıların yüzyıllık emekleri, şimdi böylesi saçmasapan bir projeye kurban mı edilecek?

Evet, Doğu Karadeniz bölgesinde birçok yaylaya araç yolu bulunuyor ve şimdi herkes bu yollardan istifade ediyor fakat Yeşil Yol, bir yayla yolu projesi değil; daha kapsamlı ve geniş bir yıkım projesi. İkibin metrelik rakımlarda yedi metre genişliğinde yollar yapılmak istenmesini başka türlü nasıl izah edeceğiz?

Kaçkarlar bitiriliyor mu?

yeşilyol4

Doğu Karadeniz bölgesinin en önemli turizm merkezlerinden biri haline gelen Kaçkarlar, Fırtına Vadisi için Yeşil Yol projesinde yer alan öneri şöyle: “Çamlıhemşin- Ayder ve Çamlıhemşin- Ardeşen yolları asfalt olup büyük otobüs geçişine müsaittir. Ayrıca Ayder- Çamlıhemşin -Zil kale-Çat yolu asfalt olup Çat köyünden sonra Elevit-Trovit-Polovit-Amlakit-Hazindak- Pokut ve Sal yayla yollarının sanat yapıları yapılmış sağlıklı bir stabilize yol halinde getirilip tekrar Çamlıhemşin Çat köy asfaltına bağlanması ile Ayder çıkışlı günübirlik turlar için ideal bir güzergah temin edilebilecektir. Çat köy- Kale-i Bala bağlantısının da stabilize olarak muhafaza edilmesi önerilmektedir. Ayder- Huser, Avusor, Yukarı Kavrun yolları da sanat yapılı stabilize olarak düzenlenmelidir.” Bu çalışma kapsamında; geçtiğimiz sonbaharda başlatılan Yukarı Kavrun/Samistal yaylalarının birbirine bağlanması hikâyesinde; yaylacıların itirazlarıyla ve yaptıkları eylemle dün bir nebze olsun tehlike uzaklaştırıldı.

İşin özüne bakarsak: Yukarı Kavrun yaylası, Kaçkarlar’a kuzeyden tırmanan dağcıların çok önemli bir geçit durağı. Ve uzun yıllardır araç yoluyla da ulaşılıyor. Samistal yaylası, Doğu Karadeniz’in en yüksek yaylası. Yüzyıllık kesme taş evleriyle, antik kent gibi bir yayla… Onun da birkaç yıldır bir araç yolu bulunmakta. Şimdi ise, bu iki yaylanın yolu olmasına ve insanlar bu yollarla onlara ulaşmaya başlamış olsa da, sisteme yetmiyor, ikisi birbirine bağlanacak! Peki, bağlanınca ne olacak? Oradan çıkarılacak moloz ve taş yığınları, zaten çığ bölgesi olan Kavrun yaylasını tamamen bitirmeyecek mi? Yükseklerden yuvarlanacak büyük kayalar insanların hayatını tehdit etmeyecek mi? Mera alanı olarak tahsis edilen yaylada mera bölünmüş olmayacak mı? En önemli yaban yaşam sahası olan bir bölgede hayvanlar nasıl kendilerine yaşam alanı sağlayacak? Su kaynakları kuruyup, hızla tükenmeyecek mi? Bu sorular uzatılabilir ama görünen o ki birileri için Yeşil Yol, rant beklentileri adına elzem. Ama bizler için Yeşil Yol; büyük bir ekolojik yıkımdır, hem Kaçkarlar hem de Karadeniz adına… (UB/HK)

* Dönemin başbakanı Erdoğan, Rize’de “Çevrecinin daniskasıyım” demişti.

**Uğur Biryol

1979’da Çamlıhemşin’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimi Trabzon’da, yükseköğrenimi Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde tamamladı. Birgün gazetesinde çalıştı. Bianet, Express, Radikal İki’de yazıları yayımlandı.Doğakaradeniz dergisinde yayın koordinatörü.