(Sendika – 6 Haziran 2015)

12 yıllık bir yıkım sürecini “büyüme”, “kalkınma” diye pazarlayan AKP, bu seçimde, rant ve yağma üzerinden yükselen bir iktidarı ve diktatörlüğü oylatma derdinde. AKP iktidarının kent-çevre alanında yarattığı yıkımın kısa bir dökümü…

16 Mayıs’ta Kaç-Ak Saray’ından çıkıp Beyoğlu Belediyesi’nin kaçak kat çıkılmış 158 yıllık binasının açılışına gelen Erdoğan, Yeni Türkiye’nin inşasına başlayacaklar yer olarak Beyoğlu’nu ilan etti. 12 yıllık bir yıkım sürecini “büyüme”, “kalkınma” diye pazarlayan AKP’nin “Yeni Türkiye”nin inşasına başlayacağı Beyoğlu’nda Emek’e, Narmanlı’ya AVM, yoksuluna sürgün yolu göründü. İnsanların bedenleriyle koruduğu, mücadelenin haklılığının yargı kararıyla da ispatlandığı meydana çivi bile çakılmaması gerekirken çevre düzenlemesi adı altında kaçak çalışma başlatıldı. AKP bu siciliyle yine iktidara talip. Dolayısıyla bu seçimde, rant ve yağma üzerinden yükselen bir iktidar ve diktatörlük de oylanacak. Ne yaptığını birkaç örnekle hatırlayalım ki “Yeni Türkiye” ne vaad ediyor görelim:

* Son 10 yılda Türkiye’de tarım arazileri küçüldü. Yapılaşmaya, madene, termiğe açılan tarım alanlarından geriye kalan alanda ekip biçmek köylü için artık bir risk: Mazot pahalı, tohum uluslararası şirketlerin elinde, devletin alım, kamu bankalarının kredi desteği yok. Köylünün bırakmak zorunda kaldığı tarım arazisi, Belçika’nın toplam yüzölçümüne yakın. Son 12 yılın 6’sında tarım ürünleri dış ticareti net açık verdi. Tarımda büyük ölçüde kendine yeten bir ülke olan Türkiye pek çok ürünü ithal ediyor. Meralar hızla küçülürken 2010-2013 döneminde 3,5 milyar dolarlık canlı hayvan ve et ithal edildi.

* Anadolu hızla kuruyor. Uluslararası Doğa Koruma Birliği verilerine göre Türkiye en fazla tür yok oluşunun yaşandığı ülke. Yayımlanan raporda sulak alanlara yönelik en önemli tehditler baraj ve HES’ler, yeraltı suyunun aşırı kullanımı. Sayıları binleri bulan HES’ler, yer altı sularını çeken madenler, AKP döneminin su kullanım politikasının özeti.

* İklim değişikliğine sebep olan toplam sera gazı emisyonu 1990’a kıyasla 2012’de yüzde 133,4 artış göstererek rekor kırdı. En büyük pay ise yüzde 70,2 ile enerji kaynaklı emisyon yani hava kirleticiler. Havayı hızla kirleten enerji tüketiminin en yoğun kullanıldığı ilk üç alan ise çimento, demir çelik ve AVM’ler. Yarattığı tahribat nedeniyle dünyanın üretimden kaçındığı Türkiye’nin ise neredeyse merkez haline geldiği çimento ve demir çelik sektörleri ve kentleri yiyip bitiren AVM’ler.

* “Mega projeler” diye katil projeler pazarlandı. İstanbul’u beton kelepçeye hapseden 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul projeleri sadece İstanbul’u değil tüm Marmara’yı baskılayacak. Bölgenin oksijen deposu ormanların katliyle birlikte yaban hayat, su havzaları yok olacak. Üstelik bu projeler, sermayenin “altın ring” dediği sistemde Marmara’yı kuşatacak beton kelepçenin de parçası.

Altın ring sistemi, yollar-köprüler-viyadüklerle birbirine bağlanan Marmara’da denizin çevresindeki bir turu 4 saate indirecek bir sistem vaat ediyor: 3. Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu ile başlayıp Balıkesir-Çanakkale çevre düzeni planına işlenen Lapseki-Gelibolu arası Çanakkale Boğaz Köprüsü ile devam eden ve Körfez Geçişi-İstanbul-İzmir Otoyolu ile sürecek bir ring. Bu ring ile Marmara Denizi’nin çevresinin bir otoyol ile çevrilmesi ve tüm yol güzergahı ile bağlantı yolları üzerinde ciddi bir yapılaşma baskısı yaratılması öngörülüyor. İstanbul sanayiden arındırılıp finans merkezi haline gelirken ringin içinde kalan Trakya ve Güney Marmara kentleri, tarım alanları, doğal varlıklar, İstanbul’daki ticaret ve sanayinin kaydırılacağı  alanlar haline gelerek maden, inşaat ve enerji sektörünün baskısı altında kalacak. Toprağından sürüleceklerin bu sektörlerde güvencesiz çalışan işçiler haline gelmesi de cabası.

* Büyük bir deprem beklenen İstanbul’da Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın açıkladığı depremde riskli alanlar haritası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilan ettiği riskli alanlar yüzde 72,9 oranında örtüşmüyor. Bakanlık deprem riski yerine rantı yüksek bölgeleri riskli alan ilan ederek el koyduğu bölgelerde “kentsel dönüşüm” ile insanları evinden, mahallesinden sürüyor. AKP, deprem toplanma alanlarını da eritti. 1999 depremi sonrasında afet toplanma alanı olarak 470 yer belirlenmişti, 300’ü AVM ve gökdelenlerle doldu.

* AKP’nin iktidarını yasladığı kentsel yağma kişisel zenginleşmelerinin de aracı oldu. Erdoğan ailesi için kupon araziler, TÜRGEV’e tahsis edilen yerlerden belediye meclislerinde değişen imar planlarıyla birden zenginleşen parti üyelerine dek… Tüm bu yağmanın yürütüldüğü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın başındaki isimler de, Erdoğan Bayraktar’ın ardından yeni bakan da dahil. Bakan İdris Güllüce’nin kızı ve yakın akrabasının Sakarya’da endüstri bölgesi ilan edileceğini daha önce bildikleri bölgeden ucuz arazi satın alarak rant sağladıkları henüz ortaya çıktı.

‘Yeni Türkiye’ yolunda…

Seçim öncesi, sadece Mayıs ayında yaptıkları da cabası:

* Mersin Akkuyu’da temel atılan nükleer santralin üzerine bir sır perdesi indi. Enerji Bakanlığı, santralin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından hazırlanan raporunu “devlet sırrı” diyerek mahkemeye vermedi. Sinop’ta yapılması planlanan nükleer santral içinse yeni bir şirket kurma kararı alındı. Santrali işletecek bu kamu şirketi, her türlü kanundan ve denetimden muaf olması için Jersey Kanal Adaları’nda kuruluyor. Böylece devlet ilk kez her türlü denetimden uzak, vergi beyannamesi vermekten ve hesaplarının incelenmesinden muaf kişilerin başvurduğu bir yola başvurmuş oldu.

* Arkeolojik ve doğal SİT alanı vasfı düşürülen Yassıada’da revize planlarla inşaat başladı. “Darbelerin izi silinsin” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışılan otel, kongre merkezi, restoran, otopark inşaatının temelini “Demokrasi ve Özgürlük Adaları temel atma töreni”nde Başbakan Ahmet Davutoğlu attı. Üstelik projeye karşı açılan davalar devam ederken.

* İstanbul, Gaziosmanpaşa’da zemini sağlam olduğu halde “riskli alan” ilan edilen ancak Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı verdiği mahalleleri Bakanlar Kurulu yeni bir kararla tekrar “riskli alan” ilan etti.

* Beyoğlu Belediyesi’nin kaçak kat çıkılmış 158 yıllık binasının açılışını Kaç-Ak Saray’ından çıkıp gelen Erdoğan yaptı, “Yeni Türkiye’nin inşasına Beyoğlu’ndan başlayacağız” dedi.

AKP işte bu sicille girdiği seçimde rant ve yağma üzerinden yükselen bir iktidarı ve diktatörlüğü de oylatma derdinde. Yeni Türkiye’nin vadettiği bu.