(Mert İnan / Milliyet – 11 Haziran 2015)

Kanal İstanbul güzergâhına gezi düzenleyen ÇMO İstanbul Şubesi Su Komisyonu Üyeleri hazırladıkları dokuz sayfalık raporda, projenin su dengesini bozacağı ve tarıma zarar vereceği uyarısında bulundu

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi (ÇMO), “Ekolojik Yıkımla Mücadele Etkinlikleri” kapsamında “Kanal İstanbul” projesiyle ilgili önemli bir çalımayaptı. “Çılgın Proje” olarak lanse edilen  Kanal İstanbul projesinin güzergahına teknik gezi düzenleyen ÇMO İstanbul Şubesi Su Komisyonu Üyeleri, 9 sayfalık izlenim raporu hazırladı.
Komisyon üyesi Selahattin Beyaz öncülüğünde 20 kişilik heyet tarafından Küçükçekmece Gölü’nden Terkos’un Karadeniz kıyısına kadar uzanan geniş alanda gerçekleştirilen teknik gezi raporunda, Kanal İstanbul’un çevreye yaratacağı olumsuz etkiler gözler önüne serildi. Çevre mühendislerinin yanı sıra maden mühendisleri ve harita kadastro mühendislerinin de yer aldığı gezide, güzergah boyunca detaylı bir inceleme yapılırken, 3. Havalimanı’nda devam eden çalışmalar ve çevreye olan etkileri de fotoğraflandı.

Son ekimler yapılıyor
Rapor hakkında bilgi veren ÇMO Su Komisyonu Üyesi Selahattin Beyaz, “Küçükçekmece ile Arnavutköy güzergahında 38 bin 500 hektarlık alanda planlanan proje Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bakırköy, Başakşehir, Esenler, Eyüp, Küçükçekmece ilçelerini etkileyecek. Küçükçekmece gölü ile Sazlıdere su toplama barajının su havzası niteliğinden çıktığı ve yapılaşmaya uygun hale geldiğini tespit ettik. Bu kısımdaki küçük tarım alanlarında son ekimler yapılıyor. Bu tarım arazileri yok olma tehdidiyle karşı karşıya” dedi.

3. havaalanının etkileri
Beyaz konuşmasına şöyle devam etti:
“Hadımköy Deliklikaya bölgesinde yoğun yerleşimler olmasına karşın, Kanal İstanbul güzergahı vadinin alt kısmında yer alıyor. Bu alan ise henüz yapılaşmaya açılmamış ve havza olarak korunmuş. Ancak çevrilmiş arsalar dikkat çekmekte ve  bölgenin rant ekonomisine geçtiği anlaşılmaktadır. Ayrıca yol boyunca bulunan köy yerleşimlerinde küçük ölçekli hayvancılık devam ettiğini de tespit ettik. Terkos Gölü batı kısmından Karadeniz’e bağlanan Kanal İstanbul güzergahı yanında 3. Havalimanı inşaatının da çevreye olan olumsuz etkileri çok açık görülmüştür. Bu bölgedeki tarım arazileri ve havza koruma alanları yeni ekolojik yıkımı bekler halde. Kanalın, Karadeniz bağlantı ağzınada ise maden işletmelerinin gözlerden uzak çevreye verdikleri zarar çok açık görülmekte. Rant ekonomisinin keşfettiği bu bölge Kanal İstanbul ile en büyük ekolojik yıkıma hazır hale gelecektir.”

 Rapordaki çözüm önerileri

–  Yaşam kaynaklarının korunması için  İstanbul, Marmara Denizi’ne paralel, doğu-batı ekseninde çizgisel olarak büyümelidir.
–  Boğaz geçişlerini en aza indirecek arazi kullanımı-ulaşım ilişkisi kurgulanmalı, İstanbul dışı cazibe merkezleri oluşturulmalı.
–  Toplu ulaşıma öncelik verilmeli, nüfus planlaması yapılmalı.
–  Su havzaları, ormanlık alanlarda yapılaşma durdurulmalıdır. Toprak, hava, su kirliliği önlem mekanizmaları geliştirilmeli.

Risk faktörleri
Kanal İstanbul’un hayata geçmesi durumunda ortaya çıkacak risk faktörleri şöyle sıralandı:
–  Kanal projesi drenaj kanalı gibi çalışarak çevresindeki ekosistemlerin su dengesini bozacak.
–  Yeraltı sularının beslenmesinde olumsuz etki yaratacak proje yakın alandaki tarım alanlarında ve yeraltı sularında tuzlanmaya neden olacak.
–  Kumul hareketleri artacak. Durusu gölünde denizle arasındaki kumulun durdurulması amacıyla yapılan sahil çamı ağaçlandırmaları zarar görecek.
–  Doğrudan projeden olmasa da sonradan yerleşim baskısı ile bu ağaçlandırmaların zarar göremesi kumul hareketlerinin yeniden başlayarak gölün dolmasına neden olacak.
–  Sulak alan tahribatı yaşanacak. Yeraltı, yerüstü su kaynakları (Terkos, Sazlıdere, Alibeyköy, Pirinçci) olumsuz etkilenecek.
–  Proje tarım ve mera alanlarının azalmasına neden olacak, cazibe alanı yaratarak yerleşimin kuzeye kaymasına neden olacak.