(KosMedya, 17 Haziran 2015)

(Not: Projenin etkilerini tam olarak anlamak için fotoğrafları üzerlerine tıklayarak gerçek boyutlarıyla görüntülemenizi öneriyoruz.)

Ülke tarihinin en büyük ekosistem tahribat girişimi 3. havalimanı projesi için, İstanbul  4. İdare Mahkemesi tarafından geçtiğimiz yıl istenen bilirkişi keşfi, dün (15 Haziran 2015) proje sahasında gerçekleştirildi. 2014’te projenin “ÇED olumlu” kararına karşı açılan ve sonradan bozulan bir “ÇED olumlu kararının yürütmesinin durdurulması” kararı da çıkan davanın parçası olarak mahkemenin istediği bilirkişi keşfinde; meslek odalarından temsilciler, mahkeme hakimi, DHMİ ve İGA (İstanbul Grand Airport: konsorsiyumun proje için kurduğu yüklenici şirket) yetkilileri bulundu.

heyet

Keşif kapsamında projenin öne çıkan tahribat alanlarında incelemelerde bulunuldu. Bilirkişi keşfi için istenen 20 bin liralık bedel, projenin finansmanına dair tüm şaibelere selam edercesine, bugüne dek çevre davalarında istenen en yüksek bilirkişi bedeli olmuştu.

Tartışmalı bilirkişi heyeti, göz ardı edilen tarım alanları

Mahkemenin 15 Mayıs’ta belirlediği bilirkişi heyetinde şu isimler bulunuyordu: İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Çevre Mühendisliği’nden Doç. Dr. İbrahim Demir, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği’nden Doç. Dr Ali Deniz, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Tarkan Erdik, İstanbul Üniversitesi (İÜ) Jeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Malik Gözübol, İÜ Orman Fakültesi’nden Doç. Dr. Orhan Sevgi, Yrd. Doç. Dr. Ali Küçükosmanoğlu, İTÜ İnşaat Fakültesinden Biyolog Prof. Dr. Süleyman Övez. Dava açan yurttaşlar Özgür Ceylan Ataç, Alican Ocak, Cevat Ocak, Yıldırım Yılmaz mahkemeye başvurarak bilirkişi üyelerinden üçünün reddedilmesini talep etti.

Avukatların bir diğer itirazı ise, bilirkişi heyetinde bir de Şehir Plancısı bulunmasıydı. Bu itiraz da reddedildi.

Bu isimlerden İbrahim Demir; İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eski Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı. Süleyman Övez’in ise Bergama Ovacık Altın Madeni Projesi için Başbakanlık lehine ‘bilimsel’ bir raporda imzası bulunuyor. Ali Malik Gözübol ise jeotermal su araştırması için davet edildiği memleketi Maraş’ta sıcak su rezervinin ortaya çıkması üzerine eşi ve çocuklarının yönetiminde olduğu bir şirket kurarak bu sulara dair ruhsat başvurusunda bulunmuştu.

Bilirkişi heyetinin bir diğer öne çıkan tartışmalı özelliği ise bir ziraat mühendisinin atanmamış olması. ÇED raporunun, proje sahasında toplam 60 hektarlık tarım arazisi bulunduğunu belgelemiş olmasına rağmen (sf. 178) mahkeme, tarımsal alan incelemesi yapacak olan bir uzman atamamıştı. Böylece projenin tarım alanlarına etkisi, hakimin uzman yokluğundan ötürü tarım alanlarına gidişin gereksiz olduğunu ifade etmesi sonucu, bilirkişiler tarafından gözlemlenemedi.

Yok olan göller, projede bulunmayan kıyı faaliyetleri

Bilirkişi keşfi için, İGA’nın Kuzey Ormanları hattı içinde, Tayakadın-İhsaniye karayolu kenarındaki ormanlık alanı yok ederek kurduğu ana yerleşkeden hareket eden heyet, keşfe proje alanına hakim bir noktada bulunan gözetleme kulesinde başladı.

iga yerleşke

İGA’nın Kuzey Ormanları hattı içinde, Tayakadın-İhsaniye karayolu kenarındaki ormanlık alanı yok ederek kurduğu ana yerleşke.

Heyet, İstanbul’un kalan Kuzey Ormanları’nın ve su havzalarının üzerindeki akıl almaz tahribatı ilk olarak kuleden gözlemledi. Kulenin hakim konumu, iş makinalarının Karadeniz kıyısından içeri doğru uzanan ormanlık alanlarını, su havzalarını, ve meraları üzerindeki etkisininet bir şekilde gösteriyor.

genel

Proje sahasının Karadeniz kıyısından İstanbul’un kuzeyine doğru uzanan bölgeden genel görünüm – 1

genel 1kkk

Proje sahasının Karadeniz kıyısından İstanbul’un kuzeyine doğru uzanan bölgeden genel görünüm – 2

genel2

Proje sahasının Karadeniz kıyısından İstanbul’un kuzeyine doğru uzanan bölgeden genel görünüm – 3

Proje sahasının Karadeniz kıyısından İstanbul’un kuzeyine doğru uzanan bölgeden genel görünüm – 4

Kuleden ayrıca önemli bir kısmı proje sahası içinde kalan ve şu an itibariyle iş makinalarının yeşil alanlarını yerle bir ettiği Yeniköy’ü yok edişini görmek de mümkün.

yeniköy alt

İş makinaları tarafından adeta yok edilmek istercesine çevresindeki tüm ekosistem ile her türlü bağı kesilen Yeniköy

Heyet daha sonra projenin tahrip ve tehdit ettiği sulak alanları görmek üzere kuleden ayrıldı. Araçlar durduğunda haritadan gelinen nokta kontrol edildi ve heyetin, alanı gezdiren İGA yetkililerinin ısrar ettiğinin aksine, proje sahasında bulunan en geniş sulak alana getirilmediği anlaşıldı. ÇED raporunun eklerinden biri olan ve altında raporu hazırlayan firma AK-Tel Mühendislik’in logosunun da yer aldığı haritanın “sağlıksız” olduğunu belirten İGA yetkilileri, meslek odaları temsilcilerinin ve davacıların itirazı sonrası heyeti asıl gidilmesi gereken yere; Kulakçayır Gölü’ne götürdü.

kulakçayır detay

Kırmızı dikdörtgen, gözetleme kulesinden görünen haliyle Kulakçayır Gölü’nün proje öncesi alanını gösteriyor. Ortada kalan kısım hafriyatla doldurulan bölge. Kulakçayır Gölü 953.000 metrekare idi.

ÇED raporu’nda Kulakçayır Gölü şu ifadelerle geçiyor:

“Tarihi ve Ekolojik Değeri ile Kulakçayır Gölü:

Havalimanı proje alanı içinde kalan Kulakçayırı Gölü hem tarihi değeri hem de ekolojik değeri bakımından bölge için önemli bir konumdadır. Kulakçayır Gölü balık çeşitliliği bakımından da oldukça zengindir. Ancak proje inşaat aşamasında bu yapay göl, gölet/gölcük suları, kullanma ve sulama suyu olarak kullanılacaktır. Daha sonra hafriyat ve dolgu malzemesi ile doldurulacaktır. Dolayısıyla sulak alan vasfını yitirecektir. Bu alanlar ve yakınlarındaki sucul yaşam ve canlı yaşam yok olacaktır” (sf: 202)

Heyet, ÇED raporunun işaret ettiği şekilde yok edilmek üzere olan Kulakçayır Gölü’nü gözlemledi. Orta kısmına dökülen hafriyat gölü iki küçük parça haline getirmiş durumda ve inşaat için gölün kalanından su temini sürüyor.

kulakçayır asıl detay

Yok edilen Kulakçayır Gölü

Kuzey Ormanları Savunması, Kulakçayır Gölü ve merasına ilki Ağustos 2014’te olmak üzere bugüne dek bir çok defa gitmiş ve üzerindeki yıkımın ilerleyişini gözlemlemişti.

kulakçayır-yazı-1024x1024

Heyet, keşif günü gölden arta kalanın kullanım amaçlı olarak ayrılan su kütleleri olduğunu belgeledi. Proje alanındaki en kritik noktalardan biri olan Kulakçayır Gölü’ndeki balıklar artık ölü. Etrafındaki ağaçlar artık yok ve “Döküm” ve “Yükleme” tabelaları yaşamın yerini almış durumda.

Kulakçayır Gölü’nü dolduran hafriyatın kamyonlara doldurulduğu bölgelerden biri. “Orkun”, projenin hafriyat işlerini yüklenen şirketlerden biri.

1

Kulakçayır Gölü – 4 Mart 2015. Hafriyat dökme çalışmaları tam gaz sürerken.

Heyet, Kulakçayır Gölü’ndeki gözlemlerini tamamladıktan sonra, İGA yerleşkesine geri döndü. Keşfe dair tutanakların imzalanması sırasında heyet, İGA yetkililerinin, kıyıda her hangi bir dolgu faaliyetinin bulunmadığını belirttikten sonra heyeti götürdüğü noktanın kıyı hareketliliği konusunda yeterli bilgiyi sağlamadığını, daha fazla gözleme ihtiyaç olduğunu ifade etti. Bunun üzerine yeniden araçlara binildi ve proje sahası içinde yer alan farklı bir kıyı noktasına gidildi.

yalan

İGA yetkililerinin bilirkişi heyetini götürdüğü ilk kıyı bölgesi.

ÇED raporunda “planlanmamaktadır” denen, sahada sürmekte olan kıyı faaliyetleri

ÇED raporunda proje dahilinde inşaatın kıyı çizgisini aşmayacağı şu ifadelerle belirtiliyor:

“Yapılması planlanan İstanbul Bölgesi 3. Havalimanı projesi kapsamında kıyı kenar çizgisinden ileride herhangi bir şekilde yapılaşmaya gidilmesi ve deniz dolgusunun yapılması bu aşamada planlanmamaktadır.”  (sf: 222).

kıyı1

ÇED raporunda; kenar çizgisinde yapılaşma planlanmadığı belirtilen, proje sahasının Karadeniz kıyısı – 1

Heyetin gözlemlediği ikinci kıyı bölgesinde ise durumun çok farklı olduğu ortaya çıktı. Sayısız iş makinasının bulunduğu ve “heyetin güvenliği” gerekçesiyle çalışmalarının durdurulduğu bölgede, kıyı kenar çizgisini aşan çok ciddi miktarda hafriyat dökümü yapıldığı tespit edildi.

ÇED raporunda; kenar çizgisinde yapılaşma planlanmadığı belirtilen, proje sahasının Karadeniz kıyısı - 2

ÇED raporunda; kenar çizgisinde yapılaşma planlanmadığı belirtilen, proje sahasının Karadeniz kıyısı – 2

1 sene geciktirilen bilirkişi keşfi, hızla kaldırılan yürütmeyi durdurma kararı

Bilirkişi keşfi ve dava süreci hakkında, yurttaş davasını açan avukatlardan Alp Tekin Ocak şu açıklamada bulundu:

“Heyetin büyük kısmı projeye hakim değildi. Detaylı bir inceleme maalesef yapılamadı. Her şeyden önce, davanın açıldığı tarihten (2013’ün Eylül ayı) hemen sonra keşfe gidilmesi gereken bir ihtilaf bu. Bu ciddiyetle ele alınması gerekirdi. Üstelik dava devam ederken, yasal değişiklik yapılıp dava konusu işlem gibi kararlar “İvedi Yargılama Usulüne” tabi tutuldu. Buna karşın davanın esas mahkemesinin verdiği “Durdurma” kararının kaldırılması yetmiyormuş gibi değişen heyet sayesinde 1 yıl önce gidilmesi gereken keşfe ancak çıkılabildi. Bu “gecikmenin” maliyetini keşif sırasında görmüş olduk. Doldurulan göller, kesilen ormanlar, tahrip edilmiş havzalar, yok olan Karadeniz kıyıları. İçimiz acısa da, bu aşamadan sonra yapılacak şey; hazırlanacak bilirkişi raporunun bilimsel veriler ışığında hazırlanarak, karşı karşıya olduğumuz tehlikeden bir an önce vazgeçilmesidir”

Tüm talana rağmen, hala orada, hala milyonlarca…

Köprü ve havalimanı projeleri kapsamında bugüne dek gerçekleştirilen kesimlere rağmen İstanbul’un Kuzey Ormanları çok büyük bir oranda varlığını korumakta. Ormancılar Derneği İstanbul Şubesi’nin hesaplarına göre İstanbul’da halen daha 250 milyon ağaç bulunuyor.

caps23

Keşfi gerçekleştiren bilirkişi heyeti, önümüzdeki dönemde raporunu hazırlayacak. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nin kaderini önemli ölçüde etkileyecek olan bu projeye dair üretilen tüm rapor (Kuzey Ormanları Savunması’nın 3. havalimanı projesi raporunu da burada bulabilirsiniz) ve belgeler hayati önem taşıyor. Yaşam savunucuları, bu akla mantığa hakaretten, yaşama da küfürden farksız olan bu “proje”yi durdurmak için mücadeleye devam edecek. Bilirkişi heyeti ise, bilim insanı sorumluluğunun, toplum yararının, insan ve hayvanın yaşam hakkının, işçi sağlığı ve hayatının, barınma ve beslenme hakkının ve ekosistem bütünlüğünün sorumluluğuyla hareket edecek mi, sadece Türkiye değil, tüm dünya görecek.