(Akdoğan Özkan / T24 – 22 Haziran 2015)

İnsanı “alet kullanan” tek canlı türü sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Yeryüzünün ve ülkemizin en olağanüstü canlı türlerinden biri olanKüçük akbaba (Neopron percnopterus) da alet kullanmayı bilir. Biz insanların büyük olağanlığı ve hatta bayağılığı yüzünden nesli tehlikedir bugün.

Bozburun Dağı’nın eteklerinde büyümüş ve bugün yaşı 80’i bulmuş Göktevfik Amca anlatmıştı bir gece vakti Küvez Mevkii’ndeki evinde, ateşin başında. Onun çocukluğunda akbabaların sayıları o kadar fazlaymış ki, benim 1-2 tanesini bir arada görür müyüm acaba diye gittiğim dağdan havalanır, öğle saatlerinde ovaya koca bir gölge düşürürlermiş. Tarımda kimyasal ilaçlar kullanmaya başladığımız 60’lı yıllardan sonra sayıları hızla azalmış. O ilaçla zehirlenen fare, fareyi yiyen tilki, tilkiyi yiyen akbaba, akbaba leşine konan diğer canlılar teker teker çekilmişler sahneden. Derin mavi gözlerine bir hüzün oturuyordu Göktevfik Amca bunlar söylerken.

Türkiye’de “küçük”, “kara”, “kızıl” ve “sakallı” olmak üzere 4 akbaba türü yaşıyor. Bunlar arasında belki de en küçük olan türdür Küçük akbaba. Kanat açıklığı 2 m’yi bile bulmaz. Ağırlığı da 2-2,5 kilo civarındadır. Yakından bakınca görürsünüz, bir yırtıcı kuştan beklenmeyecek ölçüde incecik gagası vardır. Ama işte o gaganın inceliği sayesinde etleri lime lime edebilir, kemik iliğine dahi rahatlıkla ulaşabilir. Fakat onu olağanüstü yapan bu “ilik nakli” (!) yapabilme becerisi değildir; iki temel özelliği vardır küçük akbabanın:

Birincisi diğer akbaba türleri gibi leşçil bir türdür Küçük akbabalar. Yani doğanın çöpçüleridir. Hayvan leşlerini hızlıca doğadan yok ederler. Doğayı bu şekilde temizleyerek diğer hayvanların ve hatta insanların leşten kaynaklı olası olumsuz etkilerden zarar görmesini engellerler.

İkincisi, “alet” kullanmayı bilir. Kalın kabuklu yumurtaları çatlatmak ve kırmak için küçük kaya parçalarını kullanabilir.

20150621190213_foto_javier-abrego

Kışı Afrika’da, önemli bir kısmı Çad yakınlarında geçirir. Üremek için ise bahar aylarında kuzeye çıkar; bir kısmı Anadolu’ya gelirken bir kısmı Balkanlar’a yol alır! Bu coğrafyalarda hayata gözlerini açan minik yavrular kanatlarını ilk kez burada çırpar, burada uçmayı öğrenirler. Sonbahar gelince de güneye, Afrika’ya inerler yeniden.

Sanmayın ki, bu bilgileri ansiklopedilerden öğreniyoruz. Türkiye’de bir sivil toplum örgütü bu nesli tehlike altında olan küçük akbabaları izliyor, araştırıyor ve bu bilgileri paylaşıyor.

Evet, “Doğa Derneği”nden söz ediyorum. 2002 yılında beri Türkiye’de faaliyet gösteren Doğa Derneği’nden. Birdlife International’ın da Türkiye’deki iş ortağı olan dernek nesli tehlike altındaki Küçük akbabaların göç hareketlerini anlamak için uzun yıllardır saha çalışmaları gerçekleştiriyor.

Doğa Derneği’nin Bulgaristan ve İngiltere’deki iş ortaklarıyla birlikte yürüttüğü uluslararası çalışmalardaki temel hedef, nesli tehlike altındaki türün korunmasını sağlamak.

Dernek bu amaçla Küçük akbabaların sayımını yapıyor, üzerlerine minik birer uydu vericisi takılan hayvanların sonbahar göçü sırasında Afrika’ya hangi sayılarda ve hangi yolları takip ederekindiklerini araştırıyor.

54084ec58936099a0b3e5654

 

Yırtıcı kuşlar için, enerjilerini verimli şekilde kullanmalarını sağlayan sıcak hava termalleri çok önemli. Zira bir Küçük akbaba ortalama 3,500 – 5,500 km yaptığı uzun göç yolculuğunda bazen günde 500 km yol alır. Bu yüzden de suyu geçmek yerine boğazlar ve kanallar gibi daralan kara parçalarını tercih eder.

Yırtıcılar göç sezonunda Anadolu’yu kat ederken farklı rotalar izleyebiliyorlar. Ancak iş ülkemizden çıkış yapıp Afrika’ya geçmeye geldiğinde, yırtıcı kış türlerinin çok büyük kısmınınHatay’ın Erzin ilçesi ile Osmaniye arasında uzanan ovayı tercih ettiği, bu dar boğazdan geçip güneye indiği görülüyor. O yüzden de saha çalışmaları bu bölgeye odaklanıyor.

Saha çalışmalarının en önemli ayağı belirli noktalarda yürütülensayımlar. Doğa Derneği’nin göç sırasında dar boğazlardaki 3 noktada yürüttüğü bu sayımlar sayesinde Balkanlar ve Anadolu’da 552 Küçük akbabanın varlığından haberdar olduk.

Bu sayımlar her yıl Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelen gönüllüler ile gerçekleştiriliyor. Bu yılki sayımlar daha önce de olduğu gibi 15 Ağustos -15 Ekim arasında yapılacak. Doğa Derneği şimdi Adana’nın Ceyhan ilçesine bağlı Sarımazı beldesinde yapılacak olan bu sayımlara destek verebilecek gönüllüler arıyor!

Gönüllülerden 15’er günlük dönemlerden birine katılmaları ve ekiple birlikte günde 8 saat arazi çalışması yapmaları bekleniyor. Kuşları tanımlama ve izlemeye  yönelik deneyim tercih sebebi. Ama gönüllülerin ille de “uzman” olması gerekmiyor. Zira tüm gönüllü katılımcılara temel kuş gözlem ve izleme eğitimi zaten verilecek.

Bu çalışma sırasında gönüllülerin tüm konaklama ve yiyecek/içecek masrafları Dernek tarafından karşılanacak.

Peki yurtiçi ve yurtdışından gelen gönüllüler bu çalışmalara katılarak ne yapmış olacaklar?

– Küçük akbaba başta olmak üzere süzülerek göç eden yırtıcı kuşların sayımını gerçekleştirecekler.

– Elde edilen verileri bir veri tabanına işleyecekler.

– Sosyal medya üzerinden düzenli olarak haber ve bilgi geçecekler.

Onların bu çalışmaları küçük akbaba ve diğer yırtıcı türleri için en uygun  koruma stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir rol oynayacak.

Gelin Doğa Derneği ile temasa geçin ve bu sonbaharda sırtınızıAmanos Dağları’nı yaslayarak Sarımazı beldesindeki akbaba ve yırtıcı sayımı için gönüllü olun. Doğaya ve korunmasına yönelik desteğiniz sözde, twitter ve facebook sayfalarında kalmasın, ya da pankartlarla, afişlerle, eylem alanlarıyla sınırlı olmasın. Hadi bir an önce “rmc@dogadernegi.org” adresine mesaj yazarak gönüllü başvurunuzu yapın. Nasıl destek verebileceğinizi öğrenin. Ve bu sonbaharda Adana’da buluşalım.

Kendi türünüz dışındaki bir tür için, onun da var olma hakkı için…. O koca ömrünüzden sadece 15 gün ayırın. Hem arazide keyifle, heyecanla çalışın, hem yerli-yabancı ustalardan bir şeyler öğrenin, hem de eğlenip tatil yapın! (Ceyhan’da künefenin tadına da bakmayı ihmal etmeyin!)

Hadi gelin sonbaharda gönüllü olun! Kendiniz dışındaki bir türü sevin, onu kurtarın! Ki biz de kurtulalım!

10941507_10153435795141591_2930835899680784973_n