(KOS Medya – 3 Temmuz 2015)

Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması tarafından başlatılan “İstanbul’a Nefes Ol” kampanyası tanıtımı için bugün saat 11.00’da Beyoğlu Sineması’nda basın toplantısı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında toplantıyla eş zamanlı bir pankart sallandırma eylemi düzenlendi.

12
Basın toplantısında İstanbul’un ve Marmara’nın yaşam kaynağı olan Kuzey Ormanları, 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanal İstanbul gibi rant projeleri ve inşaat sermayesinin yoğun saldırıları altında yok edilmeye çalışılırken; İstanbul halkı katil projeleri durdurmak için başlatılan İstanbul’a Nefes Ol! kampanyasına çağrıldı. Kuzey Ormanları Savunması adına basın açıklamasını okuyan Selma Kanbur ve Ercan Sıkdokur,

“Yaşam savunucuları olarak bizler, şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadelede vites yükseltiyor, “İstanbul’a Nefes Ol” adını koyduğumuz kampanyamızı bugün itibariyle ilan ediyoruz. Sermaye ve iktidar ortaklığının yok etmeye ant içtiği İstanbul’u; ilan ediyoruz: ağaç ağaç, sokak sokak koruyacak, savunacağız!” dedi.

Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması tüm yaşam savunucularına çağrıda bulunarak, “Hiçbir şey için geç değil. Asıl şimdi başlıyoruz.  Kuzey Ormanları direniyor. İstanbul direniyor. Şimdi ağıt yakma değil, katil projeleri durdurma, İstanbul’a nefes olma zamanı!” dedi.

13

Basın açıklamasının ardından Türkiye Ormancılar Derneği’nden Prof. Dr. Ünal Akkemik ve Kuzey Ormanları’nda meraları 24 saat, her an dev iş makineleri ile yenilmekte olan köylerden Yeniköylü Mustafa Bozkurt söz aldı ve kampanyaya katılım çağrısı yaptılar.

Basın toplantısında İstanbul’dan yaşam savunucuları ile çeşitli odalardan ve çevre örgütlerinden katılımcılar yer alarak kampanyaya desteklerini ilan ettiler.

Basın toplantısıyla eş zamanlı olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde de bir eylem gerçekleştirildi. Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması imzalarıyla, İBB’nin çatısından aşağıya, üzerinde “Katil mega projeleri durdur, 250 milyon ağacı Kuzey Ormanlarını savun, İstanbul’a nefes ol!” ifadeleri yer alan dev bir pankart sarkıtıldı. Eylemden görüntüler canlı yayınla basın toplantısı salonunda paylaşıldı.

Pankartın açılışı sırasında eyleme özel güvenlik tarafından müdahale edildi. KOS aktivisti iki arkadaşımız bina içerisinde alıkoyulduktan sonra gözaltına alındılar.

İBB eylemi görüntüleri için:

“İstanbul’a Nefes Ol!” kampanyasının ilk imza masası 5 Temmuz Pazar günü saat 17.00’da İstiklal Caddesi-Tünel’den yapılacak yürüyüşle birlikte açılacak.

Kampanaya aynı zamanda nefesol.kuzeyormanlari.org adresindeki imza formunu doldurarak da katılabilirsiniz.

Kampanya basın toplantısı metnimiz:

Basına ve kamuoyuna;

İstanbul için birleşmek vaktidir. İstanbul için seferberlik vaktidir. Kadim şehrin can varlığı, hafızası, gönenci için ses yükseltmek, harekete geçmek vaktidir. Bu şehir bizim yuvamızdır, yaşam anlatımızdır, sevdalımızdır. Aklı paranın yeşiliyle, vicdanı betonun grisiyle helak olmuş karanlık karakterlerin istilasını, her bir parçasından söküp atmaya söz verdiğimiz bedenimizdir, ruhumuzdur.

Yaşam savunucuları olarak bizler, şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadelede vites yükseltiyor, “İstanbul’a Nefes Ol” adını koyduğumuz kampanyamızı bugün itibariyle ilan ediyoruz. Sermaye ve iktidar ortaklığının yok etmeye ant içtiği İstanbul’u; ilan ediyoruz: ağaç ağaç, sokak sokak koruyacak, savunacağız!

Görülmedik bir fütursuzlukla saldırdıkları İstanbul’un Kuzey Ormanları, bu şehirde yaşayan on altı milyondan fazla insanın, parçalanmamış yapısıyla can verdiği yaban hayatın, binlerce yıllık göç yollarının kritik bir noktası olarak kollarını açtığı gökyüzünün yurttaşı bin bir çeşit kuşun, endemik bitkilerin yuvası, bu topraklarda hayatın sürmesinin ana koşulu olduğu için, tarih boyunca İstanbul’a yolu düşmüş, yüzü değmiş tüm insanların bellek zemini. Ve adına “mega” diyerek pazarladıkları insanın ve doğa bütünlüğünün katili projelere karşı direniyor. Direniyor, çünkü bu projelerin tamamlanması demek, İstanbul’un canlılığına kilit vurulması demek. Şehrin yağmur ve oksijen kaynağı Kuzey Ormanları’nın parçalanması demek. Su kaynaklarımızın kirletilmesi, Terkos ve Sazlıdere Baraj Gölleri’nin kaynaklarının hızlıca kurutulması, sebep olanların bize utanmadan “kuraklıktan ötürü suyu idareli kullanın” diyerek parmak sallayacağı günlerin davetiyesi demek. Karacaların, yaban domuzlarının, mandaların, yer yediuyurlarının, sincapların, karıncaların, kaplumbağaların, leyleklerin, şah kartalların, balıkların yaşam haklarının yok edilmesi demek. Köylünün geçim kaynağından mahrum edilerek kente göçe mecbur edilmesi, projelerle oluşacak ısı adalarının iklimini mahvettiği kentte kentliyle birlikte kavrulması demek!

Katil projeler sadece Kuzey Ormanları’nın değil, şehrin kadim sakinleri sokak hayvanlarının da sonunu hazırlıyor. En yeni üyeleri hayvan toplama kamplarıyla, hayvan barınaklarında şimdiye kadar gerçekleştirdiği kıyımlardan hiç ders almayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kısırkaya ve Pendik’te toplamda 40 binden fazla kedi köpeği tıkacağı toplama kampları inşa ediyor. Kısırkaya’da Kuzey Ormanları hattında tamamlanan, Pendik’te ise Ömerli Su Havzası koruma bantları üzerine inşa edilmesi planlanan bu kamplar, her zaman olduğu üzere mevzuata da aykırı, İstanbul’un ekolojik alanlarının tahribinin bir diğer adımı. Katil projelerin tamamlanması, kentin hayvanlarının da imhası, kentsel dönüşümle şehrin “nezihleştirilmesi” sürecinin yeni mağdurlarının da görünmez kılınması demek!

Bu yıkım senaryosunun failleri var elbet ve ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar: “Kentin yaşam destek sistemlerinin yok olma sürecinde olması nedeniyle, İstanbul’un sahip olduğu su havzaları ve orman alanları başta olmak üzere, Karadeniz sahillerine paralel olarak uzanan kuzey eksenindeki ekolojik değerler, risk oluşturacak ekonomik girişimlere kapatılmıştır”. Kadir Topbaş, 2009 İstanbul Çevre Düzeni Planı.
“Boğaza 3. Köprü olayı intihardır, bu bir cinayettir! Kuzey bölgemizde kalan yeşil alanların imara açılarak katledilmesinden başka bir şey değildir.” (Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan 1995). Gün döndü ve gerçek yüzler ortaya çıktı. Şimdi 3. köprü projesini durduran kararları uygulamıyor, 3. havalimanı projesiyle köyleri köylünün başına yıkıyorsunuz. Dün risk deyip önünü kapattığınız girişimleri, bugün fuar fuar dolaşıp tüm dünyaya satmaya çalışıyorsunuz!

Göz göre göre soyundukları bu yeryüzü cinayetinde yalnız da değiller; yıllardır verdikleri ihalelerle semiren, suçlarını yargılamadıkları, sermayelerinin oyun kurucusu oldukları, Hasankeyf’i, Yırca’yı, Arhavi’yi, Çanakkale’yi, Ağva’yı, Perisuyu’nu, Taksim Meydanı’nı yıkım sahneleri belirleyen holdingler de bu katlin suç ortaklarıdır. Cengizler’i, Özdemirler’i, Kalyonlar’ı, Çeçenler’i, Günallar’ı, Koloğlular’ı, Kalyoncular’ı kendi çocuklarının da yaşam hakkına saldırarak bu memleketin utanç kaynağı dağarcığında şimdiden yerlerini almışlardır.

Gün yaşamı savunmanın günüdür. Gün Kuzey Ormanları’na su havzalarına, meralara, göl ve göletlere; insanoğlunun ve yaşam yoldaşı hayvanların, yaban hayatın yuvasına göz dikenlerin karşısına dikilme günüdür. Kuzey Ormanları Savunması ve İstanbul Kent Savunması, doğanın kendini onarma gücünü, yurttaşın; kentini yaşanabilir tutma iradesini kuşanmış, artık daha fazla sokakta, karanlık kararların verildiği pazarlık sofralarını daha fazla takiptedir. Özgür yargıya inanan hukukçuların, sorumluluk sahibi bilim insanlarının, keyfiyeti denetleyerek kenti koruyan meslek uzmanlarının, insanca bir yaşamın önündeki ceberut devleti hizaya sokan basın emekçilerinin daha da fazla yanında, tertemiz emeğiyle yaşayan emekçilerin dizinin dibinde, alnının terindedir. Hafriyat kamyonlarınızın hemen önünde, iş cinayetlerinde yargılandığınız sanık sandalyesinin hemen arkasındayız. Tahrip etmeye çalıştığınız ekosistemin yüreğinde, inşaat şantiyeleriniz ta içlerindeyiz. Yayacağız hakikatı daha da fazla; raporlarımızla, belgelerimizle, haberlerimizle, fotoğraflarımız ve görsellerimizle. Sokakta sloganımızla, elimizde ağaçları kardeş ilan ettiğimiz çaputlarımızla, şehri donatacağımız imza masalarımızla, ülke içinde ve ülke dışında yaşamın düşmanlarını köşeye sıkıştıran tüm baskı gruplarıyla kurduğumuz dirsek temasıyla. Kapı kapı, sokak sokak birleşecek, mahalle mahalle, şehir şehir çoğalıp sonbaharda yaşamı savunan irademizin belgesi imzalarımızla Ankara’da olacağız!

Daha fazla yalan sıralamayın. “Orada orman yok, fundalık onlar” demeyin, en az 250 milyonu var, biliyoruz. “Maden çukurlarına su dolmuş” demeyin, kuruttuğunuz Kulakçayır Gölü 953 bin metrekareydi. Büyük ve güçlü ülke yalanını, güçlü ekonomi palavrasını kesin, DHMİ’niz 2009-2013 arasında 1 milyar 327 milyon lira zarar etti. Yıkımı insanlara kalkınma diye satmaya çalışmayın. Gökte 17 tür kuş dolaşıyor demeyin ölüm akdi ÇED raporunuzda. Sadece Belgrat Ormanı’nda 160’tır. Daha fazla yalan sıralamayın. İstanbul halkı cinayet projelerini durdurmanız için sizi bir kere daha uyarıyor.

Doğa sizden büyüktür, engindir. Kendini iyileştirir. Göğsüne kazık sapladığınız Kuzey Ormanları kendini onarır. Yaban domuzları yeniden yuvalarına kapanır. Sizler tarihin en karanlık kayıtlarında yerinizi alırken, İstanbul’un köylüsü köyüne döner, 3 asırlık meşe ağaçlarının altında çocuğunu büyütür. Sizler baş önde yargılanırken, Gümüşdere’de fasulye boy verir. Yeryüzü, Çernobil faciasından sonra bile toparlıyor kendini; tıraşladığınız orman daha gür gelir.

Tüm yaşam savunucularına çağrımızdır. Hiçbir şey için geç değil. Asıl şimdi başlıyoruz.  5 Temmuz Pazar günü, kampanyamızın ilk eylemi için yine sokaktayız; saat 17:00’da Tünel’de buluşuyor, mücadelemizin yeni sayfasını coşkuyla açıyoruz. Kuzey Ormanları direniyor. İstanbul direniyor. Şimdi ağıt yakma değil, katil projeleri durdurma, İstanbul’a nefes olma zamanı!

3 Temmuz 2015,
İstanbul Kent Savunması
Kuzey Ormanları  Savunması