(Uğur Şahin / Birgün – 3 Temmuz 2015)

Kuzey Ormanları Savunması’na “Neden savunma?” diye sorduk, “Çünkü saldırı altındayız” dedi. KOS ve İstanbul Kent Savunması pazar günü “İstanbul’a’ nefes ol” diyecek

İstanbul’un kuzeyindeki Kuzey Ormanları; su havzaları, endemik bitki türleri, tarım alanları ve çeşitli hayvan türlerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir ekosistem. Fakat bu ekosistem 3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanalistanbul gibi mega projelerle tehdit altında. ‘Kentleşme’ ve ‘gelişme’ kavramlarıyla yapılan bu projelere karşı Kuzey Ormanları Savunması (KOS) uzun zamandır direnenlerden.

Direnişlerin ‘Mekân’ı
KOS ekibinin küçük bir kısmı olan Banu Uzpeder, Balaban Cerit ve Esra Karataş ile ormanların yok edilmesine karşı verilen mücadeleyi konuşmak için KOS Mekân’da buluştuk. Balaban, KOS’ta 1 yıldır ‘bu talana dur demek için’ bulunduğunu belirtiyor. İsminin, göçmen bir kuş olduğunu, Validebağ Korusu’nda görüldüğünü söylüyor ve ekliyor: “Yani Velidebağ Korusu benim meşru savunma alanım.” Banu ise bir yapım şirketinde senarist. Kuruluşundan itibaren KOS’ta. Esra ise bir şehir plancısı. KOS Mekân’a girdiğimiz andan itibaren mücadelenin yansımalarıyla kaplı bir mekân yarttıklarını hissediyoruz. Banu, KOS Mekan’ın kuruluşunun tamamen el birliğiyle olduğunu ve kendi kaynakları ile var ettiklerini anlatıyor. Sadece KOS değil, İstanbul Kent Savunması, Beyoğlu Kent Savunması gibi birçok oluşum da Mekan’ı kullanıyor.

hayatini-seven-savunma-ya-55160-1Gezi mirası yaşıyor
KOS’un yapısını ve karar alım süreçlerinin nasıl işlediğini soruyorum. Esra her cuma toplanarak forum yaptıklarını ve kararları forumlardan çıkan sonuçlara göre aldıklarını söylüyor. “Forumlar bize Gezi Direnişi’nden miras. Üstelik herkesin katılımına açık forumlardan ortak kararlar çıkarıyoruz. Sonrasında ise kolektif bir tutumla komisyonlar aracılığıyla işleyişi gerçekleştiriyoruz” diyor.

‘Beton akıtıyorlar’
3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanalistanbul gibi projelere karşı tutumları net. Bu projelerin ormanları ranta açarak bir çevre katliamına neden olacağını söylüyorlar. Balaban, “Tek dertleri ekonomiyi içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak. Bunun için doğaya beton akıtıyorlar. O kanal yapılırsa 5 sene sonra hepimizin başka bir şehirde yaşaması gerekecek.”
Banu, 3. Köprü’nün İstanbul’un ulaşım sıkıntısını bitirmeyeceğini vurguluyor. ”Ulaşım sıkıntısının biteceğini söylemek adeta yalan, bu yalana kanmak da aslında suça ortak olmak. Recep Tayyip Erdoğan 1996 yılında, 3. Köprü cinayettir. Yapımı, ranta ve imara açmak içindir diyor. Ulaştırma Bakanı, 3. Köprüyü yapsak da İstanbul trafiğine çözüm olmayacak diyor. Aslında kendileri sürekli itiraf ediyor” diyor.

‘Zaferlerle büyüyeceğiz’nefes ol
Boğaziçi Köprüsü’nün yapımına karşı o dönemde de eylemler yapıldığını, fakat başarısız olduğunu hatırlatıyorum. “3. Köprü eylemleri nasıl başarılı olacak?” diye soruyorum. Esra cevaplıyor: “O tarihlerde koruma, çevre, kültürel ve doğal kaynakların korunması gerekliliği inancı tam oturmamıştı. Son 15 yıldır yerli yerine oturuyor. Ama gerçeklerin, günümüzde çok daha geniş bir kesim tarafından farkında olduğunu görüyoruz. En büyük örneğini Gezi Parkı’nda gördük. Zafer elde ede ede büyüceğiz. Mahkemelerden gelen durdurma kararlarını bu ara daha sık duyar olduk. Bunlar artacak, çünkü yerellerde çok büyük mücadeleler veriliyor.”

‘Çünkü saldırı var!’
‘Neden savunma?’ diye soruyorum. Esra doğrudan yaşam alanlarına bir saldırı olduğunun altına çiziyor. “Kentin ortasında, sokağında, meydanında bile saldırı var. Kuzey Ormanları için de savunma, Validebağ için de savunma, Beyoğlu içinde, Yırca için de savunma… Hayatını seven savunmaya gelsin!” diye ekliyor.

‘2 beton ayak’
3. Köprü’nün Beykoz ve Rumelifeneri’ndeki bağlantı yollarının imar planına yargıdan gelen iptal kararına rağmen inşaatın devam etmesi hakkında konuşuyoruz. Esra inşaatın hukuksuzca sürdüğünün altını çiziyor. İnşaatı durdurmayanların, durdurulması için tebliğ etmeyenlerin de bu suça ortak olduğunu belirtiyor. “Peki ne yapılması gerekiyor?” diye soruyorum. Karataş, “beton dökülen yerlerin acilen kaldırılması gerektiğini” söylüyor. “Beton dökülen yerleri kaldırmamız gerekiyor. Orayı kendine bıraksak yeşillenir. Kuzey Ormanları toprak kalitesi ve su açısından çok verimli.”

Köylüler rahatsız!
Köprü hakkında yöre sakinlerinin tepkilerini ise Banu anlatıyor. Köylerde ilk başta ‘topraklarımızı satacağız, para kazanacağız’ anlayışının olduğunu ama şimdi durumun kritikliğinin farkına vardıklarını söylüyor. Köylülerin projeyi istemediklerini anlatıyor. Nedeni ise köylülerin tarımla uğraşması. Esra inşaatın köyleri büyük ölçüde etkilediğini, yaşanmaz hale getirdiğini şöyle anlatıyor: “Köy yolundan sürekli kamyon geçtiğini düşünün. Hayvanların meraların tamamını kepçeler tarafından yok edildiğini düşünün. Acele kamulaştırma diye bir şey uydurdular köylülerin topraklarını ellerinden aldılar.”

BRGA0307ALL16SHR.indd