(Erk Acarer / Birgün – 13 Temmuz 2015)

Biz, Gezi’de ağzımıza balla kaymak tıkanı, kimyasala merak sarıp Maçka’da pencere önüne biber gazı çözücü karışım koyanı, Beşiktaş’ta yürürken, balkonlardan üzerimize karanfil atanı iyi biliriz. Kadıköy’de eli, kapı zilinde duranı, Validebağ’da ayaklarımıza zorla çorap sokanı sizden öğrenecek değiliz!
• • •
Her direniş nevi şahsına münhasır bir teyze çıkarıyor ya… İşte bu onların bir üst modeli, update olmuş hali! Elinde asa, suratında çelikten ifade! Arkasında jandarmaların dizili olduğu bir fotoğrafı. Olasılık torunları tarafından çoğaltılacak, olasılık ev ev münasip duvarlara asılacak!
• • •
Bu devlet, “ağaçlar kesilmesin” diyen çocuklarını öldürmedi mi?
Bu devlet, fahişenin parasının önden verileceğini söyleyen kaçakçının önüne yatmadı mı?
Bu devlet; “milletin …a koyacağız” diye sırıtan çakallara söylediklerini yapsınlar diye, halkın toprağını peşkeş çekmeye devam etmiyor mu?
Mesele bu kadar basit işte!
• • •
Hah tam da olanı söyledi!
Ee biz de bunu düşünmüş fakat böyle ifade edememiştik!
Böyledir ama… Bir Anadolu bilgesi çıkar; ‘ezeli, ebedi’ tartışmaya berrak bir su damlası gibi akıp, tek cümleyle son noktayı koyar. Kitaplar kifayetsiz, paneller soluksuz kalır!
“Ben halkım, devlet benim için var!”
• • •
Karadeniz, rahat bir nefes almıştı… Cerrattepe’de, Cengiz İnşaat’ın altın aramak için tam iki milyon ağacı kesmek istemesine karşı direnen halk kazanmıştı… Bu kez de bu proje çıktı. İş makineleri, komando birlikleriyle Rize’nin Samistal yaylasına girdi!
Bir kısırdöngü, derin bir çelişki gibi… Para bitti; ağaçları kesip çarkı döndüreceklerdi! Sözümona sekiz yaylayı birbirine bağlayacaklardı! Yeşili talan edip, ‘yeşil yol’ yapacaklardı!
• • •
Önlerine durdu…
‘Zeki adamların’ satır aralarını, satır başlarını, satır sonlarını okuyacakları yer bırakmadı. Derdini bir kerede anlattı! Ortaya net bir resim çıktı…
“Tek adam sorunundan ötedir bu! Tepeden yayılan bir zihniyet meselesi, eşkıyanın felsefesidir!”
Elinde asası, ismi Rabia anadır…
Çocukları öldürenlerin yüzüne ‘geleceğimiz’ diye tükürendir!
Fahişenin önüne yatmaya niyetlenen ‘devlete’ nazire olsun diye panzerin önüne uzanandır!
“Milletin …a koyacağız” diye sırıtan çakala, “Hadi, maçan sıkıyorsa koy da görelim” diye kafa tutandır!
• • •
Şahsına münhasır direniş teyzelerinin bir üst modelidir! Bir nevi ‘Transformer’, tek başına ‘Zeyna’dır!’ Bir zihniyet sorunudur.
Şimdi Rabia ana 1- Mehmet 0’dır.
İş sanıldığından da ciddidir. Bu, onun gibi olanla, alçakça karşısında duranın davasıdır!
Elinde asası… Son noktayı koyandır!
Anlayana…
Ya Rabia başa ya Mehmet leşe…
Kitaplar kifayetsiz, paneller soluksuz kalır!
Eee biz bunu düşünmüştük ama böyle ifade edememiştik:
Şimdi artık, çocukları öldüren devlet, halkın olanı arsıza peşkeş çekmeye çalışan tıyniyet, ‘ağaç kesip yeşil yol yapacağız’ diye alay eden zihniyet hükümsüzdür…
• • •
“Ben halkım, devlet benim için var!”
Karadeniz kadınıdır. Lazca, bir türkü gibi okunur. Hiç duyamadığımız sözleri de vardır. Hırçın rüzgâra, yaylanın, doğanın haşmetine takılmıştır:
Çekuğurı çekuskombi,
zehiri zikumu gayaş,
daçiçolari,
kaybana iyas,
doğurido dobaçitat…
Bırak uğraşma; bunları da muhatapları okuyup, çözsün!