Makale

Published on Temmuz 14th, 2015 | by Kuzey Ormanları Savunması

Leğen örtüsü

(Defne Koryürek / Taraf – 12 Temmuz 2015)

Cumhurbaşkanımız Salı günü iftar vermiş vatandaşlara. İftar ertesi yaptığı açıklamada, Saray’ı kastederek, “Yabancılar burayı görünce haa burası büyük bir devlet diyor” demiş. Anneannem olsa, rahmetli, “leğen örtüsü” derdi; ne kadar şaşaalı, şatafatlı dantel örtersen ört, plastik leğen alttan sırıtır manasında. Katılıyorum. Hiç sevmezdi halının altına süpürenleri, başka türlü göstermek için örtenleri, saklayanları.

Biz büyük bir devlete sahip değiliz ve Saray da süslü, şatafatlı bir leğen örtüsü! Cumhurbaşkanımız da kabul edecektir:

Zira tam da Cumhurbaşkanımızın bu cümleyi telaffuz ettiği aralıkta Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliğive Tarımsal Araştırmalar Merkezi bir rapor yayınladı. Rapor; domates, salatalıkbiber gibi hepimizin, her birimizin bol bol tükettiği ürünlerde azami düzeyin de üzerinde zirai ilaç kalıntısı olduğunu ve kontrolün olmadığını gözler önüne serdi. Bu, şu demek: tarladan tabağa sloganı ile güvenliği sağladığını iddia edilen gıdamız aracılığı ile zehirleniyoruz. Enerji metabolizmasında bozulmalar, mental bozukluklar, cinsiyet gelişimi bozuklukları, cinsiyetsiz doğumlar, doğum anomalileri, sperm sayılarında azalmalar başımıza geleceklerin küçük bir kısmı.

Cumhurbaşkanımıza asla sürpriz olmayacaktır: vatandaşına temiz gıda sağlayamayan bir devlet büyük olamaz!

Zeytin yasası bağlamında tek bir zeytinin dahi kesilmesi suç teşkil ederken, gene geçen hafta okudum ki,Küçükkuyu’da 50 ila 300 yaşında (evet, yanlış okumadınız elli ila üç-yüz) zeytin ağaçları satışa çıkartılmış! Döndüm bölgeden zeytincilere sordum, dediler ki evet, zeytin kesmek yasak ama devletin bir kanal projesi var, belediye de bir encümen kararı ile imar izni verebiliyor. Olmuş bitmiş bile ve anlaşılan o ki devlet imar iznini alır almaz vatandaşa “al zeytinini git ya da ben dümdüz edeceğim” demiş. Üretici de bakmış zaten herkes bir tek kendi ağacını seviyor, ilan vermiş; parası olan plazasına, bahçesine 3000-5000 lira ödeyip zeytin ağacı taşıtmaya başlamış! Bölgenin adı saygın üreticilerinden biri diyor, “Ben arazi bile bakamıyorum buralarda artık, zeytinliklerin tamamı imar bekleyen inşaat arsası fiyatına yükseldi”.

Cumhurbaşkanımız herhalde ata bir ağacın hakkını teslim eder: 300 yaşında bir ağaca hürmet etmeyi bilmeyen, zeytin gibi emanet, zeytin gibi bereketli bir ağacı ana yurdunda korumayan bir devlet büyük olamaz!

Evvelsi gün yaz sezonunun takipçileri için kahredici, kavurucu sıradanlıkta bir katliam gerçekleşti: tarlaya giden 15 kişi birden, ölüverdiler. Kaza, diyorlar arabaların çarpışmasına. Yalan. Her yıl kaç defa tekrar ediyor, kaç yüz kişi ölüveriyor, o son soluğunu duyuramadan bilseniz! Ne için? Sahipsiz olduklarından başka gerçek var mı konuşacağımız?

Cumhurbaşkanımız takdir edecektir itirazımı: bu devlet, büyük olamaz.

Bakın. Sizi temin ederim. Sadece son bir kaç sosyal medya iletisine bakarak yazıyorum bunları. O kadar ortalıkta, o kadar sıradan ki sefalet! Buyrun:

Artvin Cerattepe’de altın madeni için halkla yüz yüze gelen bir holding patronunun mikrofonlardan kaçan “milletin .. koyacağız” vurgusu bile yetmeliydi kanaatimce tüm devlet ihalelerinden elenmesi, men edilmesi için. Yalan mı? Nerede jandarma desteğiyle girmeye yeltensin çil çil altın dökülse değeri ölçülemez biyoçeşitliliği ile hepimize ilaç, hepimize yaşam bir bölgeye.

Cumhurbaşkanımız itiraz edebilir elbette de benim itirazım daha büyük: projeleri ile toplumsal tansiyonu yükselten devlet büyük değildir. Hele bu projelerin ihalelerini vatandaşa saygı duymayanlara hak görmediğini peşinen ilan etmeyen bir devlet asla büyük değildir.

Aslında Milli Park yapılmamışlığı hata, eşsiz bir şehrin Ataköy’den Taksim’e, Kuzey Ormanları’ndan Fikirtepe’ye her köşesinde imar izni iptal edilmiş ancak inşaatı durmamış projelerini okumaktan tartışmaktan yorulduğumuz bir zamanda İstanbul’un son cami bostanı da otoparka dönüşür, 450 yıllık bir tarım ve topluluk merkezi özel mülkiyet ve ekonomik büyüme gayretlerine giydirilen bir “kentsel dönüşüm” kostümü içinde salınırken, 1500 yıllık Yedikule Bostanları’nın geleceği hâlâ karanlıksa..

Cumhurbaşkanımız beni duymamayı seçebilir ama bu devlet büyük değildir.

Anneannem “leğen örtüsü” derdi. Öyle.

Leğen örtüsü.

 

Tags: , , , , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑