(Dört Ayaklı Şehir – 25 Temmuz 2015)

Bu karanlığın içinde, uzun zamandır aldığımız tek iyi haber bu: Kısırkaya toplama kampının kapatılması için açtığımız davayı kazandık: http://m.bianet.org/bianet/hayvan-haklari/166274-mahkeme-kisirkaya-barinagini-mevzuata-aykiri-buldu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, oldukça gelişkin yönetim araçlarına, hukuku suistimal, mevcut düzenlemeleri altetme beceresine sahip dev, şeytani bir siyasi makina. Kararın elimize ulaştığı gün, daha sevinemeden, İBB (eskilerin “kara yumak” dediği varılacak yere her şeyden önce koşup yetişip yerleşen felaket taşıyıcıları gibi) çoktan mahkeme kararına itiraz etmişti bile. Üstelik bu, içine sürüklendiğimiz topyekun karanlık içinde, iktidarın ve ölümün biricik aracı haline gelmiş kanunun eteğinde, inanmadan sürdürdüğümüz hukuki mücadelenin alanında bir gelişme. Hayvanlar, iktidarın, sermayenin, bütün katliamların, açığa çıkmış ya da en derine gömülü kötülüklerin hedefindeyken, sokaklardan toplatılıp barınaklara, laboratuvarlara, mezbahalara, yaşamın ve ölümün kitleselleştiği alanlara kapatılıyorken, açlıktan delirerek, birbirlerini yiyerek öldükleri ormanlara, otoyollara atılıyorken, bu mahkeme kararına sevinmek mümkün mü? Hayvanların, özellikle sokak hayvanlarının, dövülüp bayıltılıp bir köşeye sürüklenip bağlanıp tecavüz edildiği, hiçbir anı tahakküm ve şiddetten ayrı olmayan, iyi olan her hissi boğan bir yerde nasıl sevineceğiz bu habere? Bunca katliamın ortasında bu ülkede iyi olanı düşünmek mümkün mü, buna hakkımız var mı?

Ama seviniyoruz işte. Kısırkaya, eğer şimdi durdurulmasaydı, şehrin içinde bacası tüten bir toplama kampı olacaktı. Bu tehlikeyle hâlâ, her an her gün iliklerimize kadar titriyoruz. Sokakta, ormanda karşılaştığımız bir köpeğe bakarken içimizde uyanan sevgi, merhamet, ani bir öfke, ezilme, bu coğrafyaya, bize reva gördüğü bütün kötülüğe, şiddete, tanık olduğumuz bütün güçsüzlüklere lanet okuma… Bütün bu hisler uzun zamandı bir felaketin gölgesinde yeşeriyordu. Üstelik bu katliamın hukuki yollarla tıkır tıkır işlediğini, biz “olamaz” dedikçe her an her gün daha dehşet verici bir hızla olur hale getirildiğini görüyorduk.

Kısırkaya orada, uzakta bir köy. Bu karar olmasaydı bacalarından katledilmiş köpeklerin dumanının tüteceği bir makine. Uzakta olacaktı, zaten sesi duyulmayanın mezarı olacaktı. Görünür olacak hali yoktu ya onca ölümün? Kısırkaya’nın uzaklaştıracağı gerçek, görüp kanıksadığımız ölüm. Yeni değil, ilk değil, son değil, sadece biraz daha profesyonel, biraz daha şeytani ve daha şiddetli mi bilmiyoruz, ama çok daha “fazla”.

Bu “fazla”nın sonsuz sıkıntısında bir şeyi öğretti bize sokak hayvanları: Oldukça normalleşen, kanıksanan, tanık oldukça ehlileşen, baktıkça kahrolsan bile kahrolmanın dahi sıradanlaştığı, gündelikleştiği, kendi felaketlerini hayata devam etme mekanizmasına dönüştürmüş bir coğrafyanın içinde salındığımızı, sürüklendiğimizi.

Yangın yerine dönmüş, kana doymayan bu coğrafyada hayvanların sistematik toplamalarla kapatılacağı, topluca imha edileceği Kısırkaya’ya karşı mücadele ederken, bu şiddet-şiddet karşısında dehşet-ardından kanıksama yollarını defalarca kat ettik. Bizimle yollara dökülen, sürüklenen sadece İstanbul’da binlerce köpekle birlikte.

Kısırkaya’nın durdurulması, kanunun iyiliğine, bu coğrafyada adaletin mümkün olabildiğine inandırmaya yetmiyor. Şimdilik sadece kanun diye bir şey olduğunu hatırlatıyor belki.

Kaybettiklerimiz ölümsüz değil. Kanlı, canlı, gülen, ağlayan, kavga ettiğimiz arkadaşlarımız. Ölümsüz değiller, öldürüldüler bile.

Biz bu mücadeleye devam edeceğiz. Öldürülen insan ve hayvan bütün yoldaşlarımızla, onların anısını ve acısını içimizde tuta tuta. İnancımız, umudumuz çok olduğu için değil.

Umudun bol olduğu yerde  mücadele etmek kolay. Kana doymayan bu katliam coğrafyasında, umudumuz azalsa da devam edeceğiz.

İnanmasak da yapmayı sürdürmek zorunda olduğumuz için, bizden başkası, onun için mücadele etmezsek ölecek olan için.

Bu davada Yeryüzüne Özgürlük Derneği, Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul Kent Savunması, Sarıyer Kent Dayanışması, Bağımsız Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri ve daha birçok hayvan hakları örgütüyle birlikte mücadele ettik, bu mücadeleyi birlikte sürdüreceğiz.