(Gülsen Candemir / Birgün – 27 Temmuz 2015)

Gaziemir’de bulunan ve iki yıl önce tüm faaliyetlerini durduran Aslan Avcı Kurşun Fabrikası sahasındaki nükleer atıkları temizleme işini alan Turanlar A.Ş.Genel Müdürü Serhat Emanet, son mahkeme kararıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Temizleme işinin iddia edildiği gibi Kasım ayında değil mahkeme kararı verildikten sonra geçtiğimiz Mayıs ayında durduğunu açıklayan Emanet, konunun takipçisi olan çevrecileri ise eleştirmekten geri durmadı.

‘Çalışmalar durdu’

İddiaların aksine işçilerin işi bırakıp kaçmadığını Mayıs ayındaki mahkeme kararı ile temizlik çalışmalarının durduğunu ifade eden Emanet, sahada insan hayatına zarar verecek bir şeyin olmadığını da ileri sürdü.

Fabrika bahçesindeki nükleer atıkların bilimsel şekilde ortadan kaldırılması ve sorumluların yargılanması için dava açan avukatlar ise, Emanet’i Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) Kasım ayındaki yazısında, işlerin durdurulduğunu yazıldığını açıklayarak yalanladı. İşin Kasım ayında durduğunu mahkemenin durdurma kararının ise sonraki Şubat ayında verildiğini hatırlatan avukatlar, kendilerinin temizliği durdurduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını söylediler. Tek istediklerinin alandaki nükleer atıkların çevreye en az zararla sahadan temizlenmesi olduğunu ifade eden avukatlar, BirGün’e yaptıkları açıklamada şirketin daha fazla kar etmek için işi en ‘ucuza kapatmaya çalıştığını’ ifade etti.

İşi yapmak için Aslan Avcılık A.Ş. ile anlaştıklarını ve TAEK’in onayı ile sahada çalışmalara başladıklarını söyleyen Turanlar Çevre A.Ş. müdürü Serhat Emanet, kendilerinden önce 37 şirketin işi talep etmesine rağmen bir tek kendilerinin yeterli görülerek kabul edildiğini açıkladı. Emanet, nükleer atığın bertaraf çalışmasının her aşamasında TAEK görevlilerinin, Çevre Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü ile bakanlık müsteşarının yakın denetimi altında olduklarının iddia ederken, bölgedeki radyoaktif kirlilik için ‘Çernobil’ benzetmesinin yapılmasını doğru bulmadığını söyledi.

‘Ben de katılıyorum’

Emanet: “Yaptığımız ölçümlerde tespit edilen değerler oldukça düşük. TAEK’in bugün aldığım verilerine göre en düşük radyoaktif ölçüm değerleri; Gaziemir’de 80 olarak ölçülmüş. Çeşme’deki bu oran 80, Konak’ta 90 ve en yüksek 150 ile Aliağa’da ölçülmüştür. Sahadaki temizlik çalışmalarına ben de katılıyorum ama herhangi bir sorun yaşamadım. Tehlike olsa ben de sahaya girmezdim. Her ay kan verip ölçüm yapıyoruz, bir sorun çıkmadı bugüne kadar. Biz de alanı temizleyelim bu iş bitsin istiyoruz. Zaten biz işi yapmasak başka bir firma bu işi yapamaz. Mahkeme, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gereklidir kararı vermiş ancak, ÇED sürecine gerek yok aslında, kurşun fabrikasının zaten önceden almış olduğu üretim izinlerinde ÇED var. ÇED süreci işin uzamasına neden olur. Bıraksınlar biz biran önce alanı temizleyelim.” dedi

Kaplardan gelmiş

Bugüne kadar 70-80 ton kontamine (radyoaktif madde bulaşmış madde) olmuş maddenin sahadan temizlendiğini daha o kadar işlerinin de olduğunu söyleyen Emanet, toplamdaki temizlenecek atığın 150 ton civarında olduğunu tahmin ettiklerini açıkladı. Serhat Emanet, sahadaki radyoaktif maddenin kaynağına dair de “Fabrikada bulunan nükleer atık, metal olarak bulunan kanser hastalarının ilaçlarının kullanıldığı saklama kaplarından sahaya gelmiş.” dedi.

‘Pahalı bir iş’

Hizmetlerinin karşılığını Aslan Avcılık A.Ş.’den tahsil edeceklerini açıklayan Emanet, hizmetin bedelinin ne kadar olduğunu, ısrarlarımıza rağmen ‘ticari sır’ gerekçesi ile söylemekten kaçındı. Turanlar Çevre A.Ş. müdürü Ermanet, işin pahalı bir iş olduğunu ise söylemekten çekinmedi.

“TAM DA NÜKLEER ATIKTIR”

Atıkların kaynağına dair de bilgi veren davacı Av. Arif Ali Cangı ise, TAEK tarafından İzmir Valiliği’ne gönderilen 03.11.2010 tarihli yazıda “Europium -152 (EU -152) radyoaktif kaynaklı kirlilik”ten söz edilmektedir.” Denildiğini hatırlatıp, Prof Dr. Hayrettin Kılıç’ın “TAEK’in Gaziemir’de tespit ettiği “Europium 152,152,155 izotopları, doğada bulunmayan, sadece nükleer reaktörlerde zincirleme fizyon reaksiyonları sırasında nükleer yakıt demetlerinde ve kontrol çubuklarında yaratılan insan yapısı izotoplardır” tespitini kanıt olarak gösterdi. Arif Ali Cangı, fabrikanın önceden ÇED olumlu belgesi aldığı bilgisinin doğru olmadığını, fabrikanın faaliyete başlama tarihi 1993 yılından önceye dayandığı için ÇED muafiyetinden yararlandığını, şirket avukatlarının da şimdiye kadar ÇED izni olduğuna dair hiç bir savunma da yapılmadığını ifade etti. Turanlar A.Ş.’nin mahkeme kararlarına saygılı olmasını beklediklerini söyleyen Cangı, “Mademki şirket her şeyi bilimsel yöntemler ile yapıyor, neden ÇED yapılmasına karşı çıkıyor. Ortada 150 ton radyoaktif madde varken kimse bu durumu ÇED’den muaf şekilde sona erdirmek kimsenin ikna olabileceği bir durum değil.”şeklinde konuştu