(sendika1.org – 29 Temmuz 2015)

Suruç’ta katledilen İstanbul Üniversitesi öğrencileri adına üniversite bahçesine fidan dikme eylemi Rektörlüğün talimatıyla gelen özel güvenlik ve polis tarafından engellendi

Suruç’ta katledilen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Büşra Mete, Edebiyat Fakültesi öğrencisi Polen Ünlü ile bu yıl İktisat Fakültesi’ni kazanan Ece Dinç ve Okan Pirinç için üniversite bahçesine fidan dikmek istendi. Fidan dikilmesi için Eğitim Sen 6 No’lu Üniversiteler Şubesi de dilekçe vermişti. Ancak dilekçeye hiçbir yanıt verilmezken bugün (29 Temmuz) dikilmek istenen fidanlar Rektörlüğün talimatıyla gelen özel güvenlikler ve polisler tarafından engellendi. Rektör Ak özel güvenlikçilere üniversitenin bahçesine fidanlar için açılan çukurların kapatılması için talimat verdi.

 

suruç - iü2

Fidanların dikilmesi için açılan çukurlar ÖGB’ler tarafından kapatıldı.

Fidan dikiminin engellenmesine karşı Eğitim Sen 6 No’lu Şube adına basın açıklamasını okuyan İstanbul Temsilcisi Levent Dölek Kaçak Saray tarafından Rektörlük koltuğuna oturtulan Mahmut Ak’ın zaten kamuoyu tarafından tartışılmakta olan meşruiyetini tamamen yitirdiğini belirtti. Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Üniversite öğretim üyelerinin, rektörlük seçimlerinde kendisini gösteren iradesinin Saray tarafından suruç - iüçiğnenmesiyle rektörlük koltuğuna oturtulan Mahmut Ak, kendi öğrencilerinin katledilmesine duyarsız kalarak, bir açıklama yapmak için kılını kıpırdatmadığı halde anılarına fidan dikilmesini engellemek üzere polisi üniversiteye çağırıp, özel güvenlik birimlerini seferber ederek zaten tüm kamuoyu tarafından tartışılan meşruiyetini tamamen yitirmiştir.

İstanbul Üniversitesi, ilk öğrenci şehidimiz Turan Emeksiz’in anısını sadece kampüsümüzdeki büstüyle, öğrenci yemekhanesine verilen adıyla değil, özgürlük için mücadele eden ve bedel ödemekten çekinmeyen öğrencileriyle de yaşatmaktadır. Bugün yapılanlar sadece gençlerimizin anısına saygısızlık değil İstanbul Üniversitesi’nin mücadeleci geleneğine de tecavüz edilmesidir.

Bizler fidan dikmek ya da anmalar düzenlemekle yitirdiğimiz gençlerimizi geriye getiremeyeceğimizi biliyoruz. Anılarını yaşatmak için bile sembolik çabaların yeterli olmayacağının bilincindeyiz. Bu sebeple bugün yeni bir örneğine şahit olduğumuz, gericiliğe ve baskıya karşı direnerek gençlerimizin anısını yaşatacağız.”