(Diken – 31 Temmuz 2015)

Aylık KAFA dergisi 12’nci sayısında yaşam alanları için devlete meydan okuyan üç kadını kapağına taşıdı.

‘Yeşil Yol’ projesine direnirken Cerattepe’de jandarmaya kafa tutan‘Rabia Nine’Gezi zamanında polislere doğrulttuğu sapanıyla hafızalara kazanan ‘Emine Teyze’ ve Edirne’de evinin önündeki park için belediyeye karşı ‘oturma eylemi’ yapan ‘Kıymet Teyze.’

Kapak yazılarını ise Can Dündar, Rıdvan Akar ve Candaş Tolga Işık yazdı.

Dündar’ın, ‘Milletin anasını kızdırdılar’ başlıklı yazısı özetle şöyle:

“Tarih, biraz da insanlığın arazisine, “Burası benimdir” levhası dikenlerle, “Yeryüzünün meyveleri hepimizindir” diyenlerin kavgasıyla yazılmış, kanlı bir kitaptır.

O mülk uğruna dehşetli cinayetler işlenmiş, asırlarca cenk edilmiştir.

Çitler çoğalıp da kavga büyüyünce “devlet” diye bir mekanizma devreye girmiştir.

Kavgada hakem olması beklenen devlet, kurulduğundan beri çit sahibinin kölesi olmuş ve “Bu sahtekârı dinlemeyin” diye uyaranlar “çapulcular”ın boynunu vurmuştur.

“Mülkün temeli” olduğuna inanılan adalet, mülksüzlerin aleyhine vermiştir hükmünü…

“Mülk,” devlettir çünkü…

havva-ana-karadeniz-isyandadır

18. yüzyılda “mülk” meselesini tartışan Cenevreli Rousseau, 21. yüzyılda mülk sahibine kafa tutan Rizeli Rabia’da vücut buldu.

“Burası benimdir” diyerek çiti çeviren, Rabia Ana’nın yaylasına göz diken rantçılardı. Çevrede kendilerine inanacak kadar saf insanlar bulmuşlardı.

Ama Rousseau’nun bahsettiği, “Bu sahtekârı dinlemeyin” diye bağıran “çapulcu”yu unutmuşlardı.

Milletin anasına küfrede küfrede, milletin anasını kızdırdılar, ayağa kaldırdılar.

Samistal’le yaylası için iş makinelerinin önüne yattı, sopasıyla jandarma kovaladı o analar…

Cerattepe’de ormanı için hayduda karşı nöbet tuttu, kendini siper etti.

Rabia Ana, adeta aylardır 4 parmak sallaya sallaya meydanları gezenlere, “Rabia öyle olmaz, böyle olur” dedi ve suratlarına 5 parmağını aşketti.

“Bu ormanlar bizim çünkü… Bu yaylalar, bu yemişler, insanlığın ortak mülkü” dediği için küreğe mahkûm edilen, hendeğe atılan atalarının kaderi bekliyordu o Karadeniz’in yiğit analarını da…

Komandolar hepsini sürükleyerek götürdü; iş makineleri üstlerine yürüdü.

Ama feryatları, Samistal’den, Cerattepe’den tüm yaylalara, köylere, şehirlere ulaştı.

Merhamet, isyana bulaştı.

Tıpkı Edirne’de dozerin önüne dikilip parkına, yeşilliğine, gökyüzüne, güneşine sahip çıkan 75’lik Kıymet Teyze gibi…

Tıpkı Gezi’de sapanıyla parkını savunan Emine Abla gibi…

Rabia Ana da doğadan, yayladan, ormandan, insandan yana ağırlık koydu.

Haydut, değneği, taşı, sapanı görünce durdu.

Kavga, Rousseau’nun 250 yıl önce haber verdiği gibi, çit çevirenlerle, çiti devirenler arasında…

Ve cennet, her zamankinden de fazla ve gerçek anlamıyla, onların ayağının altında…”

Geniş kadro

Eylül’de 1’inci yılını dolduracak KAFA dergisine bu zamana kadar birçok isim konuk yazarlık yaptı. Sezen Aksu, Tarkan, Süheyl Uygur, Mahsun Kırmızıgül, Sırrı Süreyya Önder, Beren Saat, Kenan Doğulu, Zülfü Livaneli, Cüneyt Özdemir, Müjdat Gezen, Rasim Öztekin, Müjde Ar…

Derginin ana kadrosunu da İlber Ortaylı, Sunay Akın, Can Dündar, Emrah Serbes, Umay Umay, Coşkun Aral, İsmail Saymaz, Metin Uca, Nihat Sırdar, Zafer Algöz, Armağan Çağlayan, Feyyaz Yiğit,  Candaş Tolga, Buket Aşçı, Ali Ec, Rıdvan Akar, Bedia Ceylan Güzelce gibi isimler oluşturuyor.

Bu ay ise bu isimlere ek olarak Ayşe Özyılmazel, Murat Meriç, Vedat Özdemiroğlu ve Ahu Özyurt gibi isimler eklendi.

kafa-kapak