(Olgu Kundakçı / Birgün – 1 Ağustos 2015)

WWF-Türkiye’nin Kaş’ta hayata geçirdiği proje turizm ve balıkçılık faaliyetlerinin doğayı koruyarak da gerçekleştirilebileceğini ortaya koydu. Orfozlar ve deniz çayırları artık koruma altında

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki doğal hayat; yasadışı balıkçılık, kirlilik, iklim değişikliği ve turizm faaliyetlerinin tehdidi altında. WWF-Türkiye, biyolojik çeşitliliğiyle önem taşıyan Kaş-Kekova bölgesinde doğayı koruyan bir turizm anlayışının geliştirilmesi için bir proje yürütüyor. ‘Kaş- Kekova Sürdürülebilir Turizm Projesi’ turizm ve balıkçılıkla tehdit altında olan deniz ekosisteminin korunmasını hedefliyor.

WWF-Türkiye’nin basın gezisi kapsamında Kaş ve Kekova’daydık. WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem, projenin hedefini şöyle anlatıyor: “Dünyadaki en önemli 236 ekolojik bölgeden biri sayılan Akdeniz havzası, büyüklüğüne oranla 6-7 kat fazla denizel tür barındırıyor. Bu türlerin yüzde 29’u Akdeniz’e endemik. Ancak Akdeniz, dünyadaki denizel alanlar içinde en çok tehdit altındaki denizlerden biri. Neredeyse dünya nüfusunun yüzde 10’u Akdeniz’i kullanıyor. Turizm, balıkçılık, ulaştırma, deniz altında enerji kaynaklarının aranması Akdeniz’de ciddi bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de de Akdeniz foku, orfoz, orkinos, deniz kaplumbağaları küresel düzeyde tehdit altında. Denizdeki pek çok sorunun kaynağı karada. Turizmin doğaya ve biyoçeşitliliğe zarar vermeyecek bir biçime dönüştürülmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.”

KORUMA ALANI İLAN EDİLDİ

WWF-Türkiye’nin Patara’dan Antalya’ya kadar yaklaşık 210 km’lik deniz alanında 2002’de yürüttüğü Denizel Biyolojik Çeşitlilik araştırmasında Kaş İnceburun ile Uluburun arasındaki kıyı şeridi karasal ve denizel biyoçeşitlilik açısından en zengin alanlardan biri olarak belirlendi. Bu çalışma üzerine WWF-Türkiye’nin, Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin sınırlarını Kaş’ı da içine alacak şekilde genişletilmesi için yaptığı başvuru 2006’da kabul edildi. Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin Deniz Koruma Alanı ilan edilmesine yönelik çalışmalar ise 2012’de tamamlandı. Yerel ve merkezi yönetimler, balıkçılar, dalış kulüpleri ve tur tekne sahiplerinin bir araya gelmesiyle Kaş-Kekova Deniz Yönetim Planı hazırlandı.

Deniz koruma alanları, deniz ve kıyı alanlarında yasalar altında yöre halkı ve paydaşların katılımıyla bölgenin doğal, tarihi ve kültürel mirasının korunarak yerel ekonominin geliştirilmesini hedefliyor. Türkiye’de farklı statüler altında 31 deniz ve kıyı koruma alanı var. Akdeniz’in yalnızca yüzde 4’ünün, Türkiye karasularının ise yüzde 2,8’inin deniz koruma alanı olarak belirlendiğini belirten WWF-Türkiye Doğa Koruma Direktörü Kalem, bu oranların uluslararası sözleşmelerle belirlenen yüzde 15 hedefinin altında olduğuna dikkat çekiyor. Kalem, amaçlarının Kaş’taki sürdürülebilir turizm projesini Türkiye’nin başka kıyılarında da uygulamaya koymayı hedeflediklerini söylüyor.

BALIKÇILIĞA VE DALIŞA KAPATILDI

Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen dalış, balıkçılık ve tur tekne faaliyetlerinin bölgenin biyolojik çeşitliliğini koruyacak şekilde düzenlenmesi için alanda zonlama haritası yapıldı. Bu haritaya göre deniz koruma alanında balıkçılığa ve dalışa yasak bölgeler belirlendi. Deniz koruma alanında Hidayet Koyu, Limanağzı Koyu, Beş Adalar bölgesi ve İnceboğaz balıkçılığa kapalı bölgeler arasında. Popülasyonları azalan orfoz, lahoz, fangri türlerinin yumurtlama alanları olan; denizlerin akciğerleri olarak bilinen deniz çayırlarının yer aldığı bu bölgeler balıkçılık ve dalış faaliyetlerine kapatılarak korunuyor. WWF- Türkiye Doğa Koruma Sorumlusu Yaprak Arda, “Bu türler çok geç ve az sayıda ürediği için balıkçılık ve dalış faaliyetleri bu türlerin popülasyonlarını azaltacaktır. Onlar için kritik alanları belirleyerek bu alanları bu faaliyetlere kapadık. Geçen yıl yapılan izleme çalışmalarında bu türlerin popülasyonlarında artış olduğunu gözlemledik” diyor.

NESLİ TEHLİKE ALTINDA TÜRLER VAR

WWF-Türkiye Doğa Koruma Yönetmeni Eray Çağlayan “Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yapılan araştırmalarla bugüne kadar yaklaşık bin denizel tür kaydedildi. Akdeniz foku ve deniz kaplumbağası gibi nesli tehlike altındaki türlerin bölgede yerleşik popülasyonları bulunuyor. Bölge Doğu Akdeniz için yüksek biyoçeşitliliğe sahip bir alan” diyor. Çağlayan yönetim planı kapsamında bu ekosistemi olumsuz etkileyen tekne kaynaklı sıvı ve katı atıkların bertarafının sağlanması, biyolojik çeşitlilik izleme çalışmalarının yürütülmesi ve deniz çayırları üzerinde demirleme yapılmaması için şamandıra sisteminin kurulmasını hedeflediklerini belirtiyor.

‘KAĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI’

Kaş Sualtı Derneği Başkan Yardımcısı Murat Draman: Kaş’ın geleceğini doğa sporlarında görüyoruz. Sürdürülebilir turizm bölgenin tek şansı. Yönetim planının ciddi bir şekilde uygulanması için resmi bir mekanizmanın devreye girmesine ihtiyaç var.

Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Osman Doğan: Tuttuğumuz balık 10 yıl öncesine göre 10’da 2’ye düştü, bölgedeki balıklar ciddi oranda azaldı. Balıkçılık yasağına rağmen geceleri zıpkınla avlananlar oluyor. Resmi bir kontrol sisteminin uygulanması lazım.