(Büşra Akman / Yeşil Gazete – 3 Ağustos 2015)

ÇED sürecinde son 6 yıl içinde alınan yeterlik belgelerinin kanuna uygun olmadığı ortaya çıktı. 2009’dan itibaren verilen ÇED raporlarının geçersiz olup olmayacağı ise hukuki olarak tartışılıp karara bağlanmadı. Devam eden ve yeni açılacak ÇED davalarında ise bu durum itiraz olarak ileri sürülebilir.

ÇED sürecinde yaşanan hukuki çatışmayı Yeşil Gazete’ye değerlendiren Çevre Avukatı Arif Ali Cangı, durumun arifalicangiÇED davalarında iptal kararına neden olabileceğini belirtti. Av. Cangı, ÇED davalarında iptal kararlarına rağmen yürütmenin devam etmesini sağlayan,  mahkeme kararlarını etkisiz hale getiren genelgenin ise halen yürürlükte olduğunu hatırlattı.

ÇED Yönetmeliği kapsamında, ÇED raporlarını hazırlayan firmalar için “Yeterlik Belgesi Tebliği” en son 2009’daki yönetmelikten sonra yayımlandı. ÇED yönetmeliği 2013 ve 2014 yıllarında yeniden yayımlandığı halde değişen ÇED yönetmeliği kapsamında yeni bir yeterlik belgesi tebliği yayımlanmadı. Son yayımlanan ÇED Yönetmeliği’nde ilgili madde şöyle:

Yeterlik belgesi

Madde 26 – (1) ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlayacak kurum/kuruluşlar bakanlıktan yeterlik belgesi almakla yükümlüdürler. Yeterlik belgesinin verilmesi, yeterlik belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esaslar bakanlıkça yayımlanacak bir tebliğ ile düzenlenir.

Devam eden ve yeni açılacak davalarda yeterlik belgesine itiraz edilebileceğini ifade eden Cangı, hukuki olarak bu tarihten itibaren verilen ÇED raporları geçersiz olup olmadığı konusunun mahkemelerde henüz tartışılmadığını da vurguladı. Cangı, “Yeterlilik durumu denetlenmeyen firmalarla ÇED raporu düzenlenmiş olması ÇED sürecin tamamını etkiliyor, önümüzdeki günlerde bu yönde iptal kararları çıkabilir. Devam eden davalarda ve yeni açılacak davalarda yeterlilik belgesi konusu hukuki itiraz olarak ileri sürülmeli ve ÇED raporu düzenleyen firmalar, kişiler daha çok tartışılmalıdır” dedi.

ÇED Süreci

ÇED, çevreye olumsuz etkileri olan yatırımların, çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemleri ifade ediyor.  Faaliyetin olası çevresel etkilerini tespit eden, olumsuz etkilerin en aza indirgenmesini sağlayacak önlemleri tarif eden raporlar, halkın bilgilenmesi ve katılımı, ilgili kurumların temsilcilerinin katılacağı komisyon toplantıları sonunda Bakanlığın vereceği ÇED olumlu ya da ÇED olumsuz kararı ile sonuçlanması, ÇED süreci olarak tanımlanıyor.

İstisnalar Üreten Hukuk

Türkiye’nin ilk kez 1993’te ÇED ile tanıştığını söyleyen Av. Arif Ali Cangı, mevzuatta çok sayıda değişiklik yapıldığını ve yedi kez de tamamen değiştirildiğini belirtti.  Cangı, son yıllarda uygulanan ekonomik politikalar sonucu yapılan yasal değişiklikler ve uygulamalarla ÇED’in korumacılığının aşındırıldığını ve bu şekilde korumaya yönelik değil istisnalar üreten yasal bir zemin oluşturulduğunu belirtti. ÇED davalarında mahkemede iptal ya da yürütmeyi durdurma kararlarının uygulanmamasına yol açan genelge hakkında bilgi veren Av. Cangı, “Açılan davalara rağmen faaliyetin durmaması, yargılamanın uzun sürmesi, yargılamada yürütmeyi durdurma ya da iptal çıkmış olsa bile çevreye olumsuz etkileri olan faaliyetin önemli bir kısmının gerçekleşmesine yol açıyor. Kaldı ki mahkemelerce verilen kararlar da uygulanmıyor, çoğu zaman kararın arkasından dolanılarak yeni yeni izinlerle faaliyet sürdürülüyor” ifadelerine yer verdi.

İptal Kararları Neden Uygulanmıyor?

 

Mahkeme kararlarından sonra da faaliyetlerin devam etmesinin hukuki zeminini 2009’da çıkartılan 7 Nolu genelge oluşturuyor. Bu genelgede firmaların uygulamaya devam etmesi şu şekilde sağlanıyor:

ÇED Raporu’nun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin yürütmenin durdurulması/iptali kararı raporun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor.

Kararın tümünün ele alıp yeniden değerlendirilmesi gerekmiyorsa, bu durumda ÇED Raporu’nun hazırlanmasına ilişkin sürecin tekrarlanması gerekmiyor.

Halen yürürlükte olan genelgenin mahkeme kararlarını etkisiz hale getiren en önemli mevzuat olduğuna dikkat çeken Cangı,  ÇED sürecinin bir bütün olduğunu belirtti. Cangı, ÇED sürecinin bir aşamasındaki hukuka aykırılığın, tümünün hukuka aykırı olduğunun kabulünü gerektirdiğini, diğer türlü ÇED’in çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması için güvence oluşturması mümkün olmayacağını ifade etti.

‘Garantili ÇED… ‘

Bir zamanlar ‘garantili ÇED yapılır’ reklamı yapıldığını hatırlatan Cangı, ÇED raporlarını hazırlayan kişilerin/firmaların bağımsız ve bilimsel çalışmamasının ÇED’in güvence yaratamamasının en önemli nedenlerinden biri olduğuna da dikkat çekti. Cangı, “Proje sahibinin kendisi ÇED raporunu düzenleyenlere para ödüyor. ÇED raporunu hazırlayan firma/bilim insanları ile proje sahibi arasındaki doğrudan mali ilişkinin kesilmesi gerekir. Bu ülkede bir zamanlar “garantili ÇED yapılır” reklamı yapılmaktaydı, şu an açıkça yapılmasa da mevcut durumda proje sahibi ÇED olumlu kararı çıkacak garantili ÇED isteyerek para ödüyor” dedi.