(Salim Yavaşoğlu / Keşan Postası – 7 Ağustos 2015)

Uluslararası çiftlik: Trakya mı olacak?

En verimli tarım alanı yeni planla uluslararası tekel çiftliği halini alacak.
Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli kalkınma ajanslarının birleştirilmesiyle oluşturulan TRAKAB tehlikeli bir girişime imza atıyor. “Trakya Çevre Düzeni Planı” ile verimli topraklar çiftçinin elinden alınıp birleştirilerek uluslararası devlere satılacak.
Tekellerin gözü çiftçinin toprağında
Trakya Kalkınma Birliği aracılığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine yaptırılan “Trakya Çevre Düzeni Planı” ile, Trakya’yı uluslararası tekellerin çiftliği haline getirecekler. Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illeri Kalkınma Ajansları’nın birleştirilmesi ile oluşturulan Trakya Kalkınma Birliği (TRAKAB) eliyle Trakya toprakları üzerinde yeni oyunlar oynanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından parası da kendisi tarafından ödenerek yaptırılan “Trakya Çevre Düzeni Planı” ile bölge uluslarası tekellerin çiftliği haline getiriliyor. Yeni planla, Trakya toprakları, Tarımsal Alt Bölge (TAB) ve Tarımsal Organize Bölgeleri (TOB) adı altında çiftçinin elinden elinden alınıp, birleştiriliyor. Sonrasında ise büyük tarım ve hayvancılık işletmelerine dönüştürülüyor.

Plan İBB’den
Üç ili kapsayan Trakya Bölgesi için Trakya Üniversitesi öncülüğünde 2004 yılında hazırlanıp, Çevre Bakanlığı tarafından onaylanan “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı” AKP tarafından 2006’da iptal edildi. İptal gerekçesinde ise, “İstanbul ve Trakya planlarının uyumlaştırılmak amacıyla” denildi. Planın iptali için imzalanan protokolü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli valileri ve Çevre Bakanlığı imzaladı. TRAKAB’ın yeni imar planı hazırlama işi 2.6 milyon Lira bedelle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi’ne (İMEP) verildi.

Altın gibi korunmalı
İptal edilen planın hazırlanmasına öncülük eden dönemin Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, “Plan bedelinin 600 bin TL’sini TRAKAB, 2 milyon TL’sini de İstanbul Büyükşehir Belediyesi verdi. Bu kadar parayı neyin karşılığı olarak verdiği açıktır” dedi. 2004 yılında yapılan planın, İstanbul’un Trakya’ya yayılımını önleyen, tarım alanlarını, doğal, kültürel ve tarihsel olarak korumacı özellikte olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İnci, “Trakya’da yaşayanlar İstanbul sanayisinin buraya taşınmasına karşı çıktı. Trakya, Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 2.3’ü. Ama tarım yapılabilen Türkiye topraklarının yüzde 8.5’i. Yani verimlilik Orta Anadolu’nun üç katı. Bu toprakların altın gibi korunması lazım” açıklamasını yaptı.

Faaliyetler tek elden sevk ve idare edilecek
İstanbul’un şimdi kendine uygun bir plan yaptığını kaydeden Prof. Dr. Osman İnci, Trakya’nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TAB’a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü belirterek şöyle konuşuyor: “Plan notlarında açıkça, ’faaliyetlerin bir arada yapılacağı, tek elden sevk ve idare edileceği’yazılı. ’Arazi toplulaştırma çalışmalarının öncelikle yapılması’planlanıyor. Bu araziler kimin olacak? Çiftçinin durumu ne olacak? Atatürk’ün kurduğu Tekirdağ İnanlı, Lüleburgaz Sarmısaklı ve Türkgeldi Tohum ve Damızlık Hayvan Üretim çiftliklerini özelleştirdiler. Yeniden TOB, TAB adı altında ne olduğu bilinmeyen işletmeler kuruyorlar. Devlet üretme çiftliklerini özelleştirenler, bu yeni işletmeleri kime verecek?”

Meraların yanına TOB

Trakya’nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TAB’a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü TOB denilen işletmelerin tamamen sanayiye yönelik olduğuna dikkat çeken ve, “Çorlu, Çerkezköy, Saray, Hayrabolu, Malkara’da hayvancılık yapılacak. Marmara Ereğlisi gibi yerlerde dış mekan süs bitkileri yetiştirilecek” diyen Prof. Dr. İnci, şu uyarı ve iddialarda bulundu: “TOB’lar tam da meraların yanına kuruluyor. Meralar kamuya aittir ve köylünün kullanımındadır. TOB adı altında özel sektör tarafından kurulacak hayvan yetiştirme çiftliğine 4 bin Angus getirilirse köylünün 400 baş hayvanı nerede otlayacak? Şarköy, Enez, Kofçağaz, Saray gibi Trakya’nın derinliklerine Truva atı yerleştiriliyor. Buraları sanayiye açılarak İstanbul’un arka bahçesine dönüştürülecek.”

İstanbul’a da zararlı
Prof. Dr. İnce, bu planın sadece Trakya’ya değil, İstanbul’a da zarar vereceğini, çünkü Trakya’nın geçmişte olduğu gibi bugün de İstanbul’u beslediğini, Büyükşehir plancılarının ise kentin tarihsel yaşam kaynaklarını göz ardı ettiklerini belirterek şunları söylüyor: “Bizim planımız, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin plancılarıyla birlikte ve bölgedeki tüm sivil, kamu, özel kurumların görüş ve katkıları alınarak şeffaf, açık ve en demokratik hazırlık süreciyle üretilmiştı. İBB planında ise bizler bir yana, hiçbir kurumla ilişki kurulmadığı gibi, topraklarımızın verimliliğini sağlayan akarsularımız da İSKİ tarafından İstanbul’a aktarılıyor.”

Kanalın öte yanı
Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ’çılgın proje’ ile takdim ettiği ’Kanalİstanbul’, aynı zamanda Trakya’yı, Meriç’in Yunanistan’dan ayırdığı gibi fiziki olarak İstanbul’dan da ayırıyor. Trakya’da bu planla birlikte Türkiye’nin hiç bir yerinde görülmeyen mülkiyet ilişkileri ve buna bağlı üretim sistemi oluşturulmak isteniyor. Trakya’da adeta ekonomik ve sosyal yapılanmasıyla ayrı bir eyalet planlanıyor.

İptali için Danıştay’a 100 dava
Siyasi iktidar çevreleri haricinde Trakya bölgesinde kabul görmeyen 1/100.000 ölçekli ’Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı’hakkında yüzden fazla kuruluş, yürütmenin iptali için Danıştay’a başvurdu. Bakanlık planına karşı Danıştay’da açılan iptal davası dilekçelerinde şöyle denildi: “Plan Çevre korumacı değildir. Çünkü Trakya Bölgesindeki çevre kirliliğinin önlenmesi için etkin idari tedbirler, kararlar, notlar ve düzenlemeler içermemektedir. Plan bu açıdan da bakıldığında Açıkça çevre kanununa aykırıdır. Dava konusu planda ciddi hiçbir ekolojik karar bulunmamaktadır. Oysa Bakanlığın kuruluş kanunu, her tür planda ekolojik kararların yer almasını zorunlu tutmaktadır. Onaylanan bu planla 1. sınıf verimli tarım arazileri sanayileşmeye açılmıştır.”

 

Tarımı bitirme niyetinin ürünü
Trakya topraklarının yüzde 74’ünü tarımsal araziler oluşturuyor. Ziraat mühendisleri topraklardaki verimliliğin Konya, Niğde ya da Eskişehir’deki tarım arazilerinden 3-4 kat daha fazla olduğunu belirtiyorlar. Ayçiçeğinin yüzde 63’ü, pirincin yüzde 44’ü, buğdayın yüzde 9’u Trakya’da üretilirken böylesi bir bölgeyi, ’İstanbul’da istenmeyen sanayi’ye yatırım alanı yapmak, ’bugünün kalkınma politikaları’nı uygulayan iktidarın ’tarımı bitirme’niyetinin ürünü olarak yorumlanıyor. Ülkemizde henüz örneği olmayan ve başka alt bölge planlarında da rastlanılmayan TAB ve TOB projelerinin kapsamları açık değil. Planın satır aralarında ifade edilen küresel ölçek ve küresel ekonomi saptamalarıyla amacın, Trakya’nın doğasının, topraklarının küresel sermaye hareketlerine açılmasının olduğu ortaya çıkıyor.