(Özgecan Kara & M.Can Tonbil / Yeşil Gazete – 1 Eylül 2015)

İçinde bulunduğumuz zamanların en büyük tehlikesi iklim değişikliği, gökyüzündeki anormalliklerin yeryüzünü etkilemesi ile varlığını hissettirmeye devam ediyor: Dünya genelinde görülen rekor sıcaklıklar, muazzam can ve mal kayıplarına neden olan ani “doğal afetler”, eriyen buzullar, yeryüzünden silenen türler ve silinmek için sırada beklediğine dair uyarılar yapılan diğer türler…

İklim değişikliği felaketlerinin sadece hava olayları ile alakalı olduğunu, sonuçlarının yukarıdaki gibi madde madde yazılabileceğini ve aslında asıl problemin bizden sonraki kuşakların derdi olacağını iddia etmek kafamızı kuma gömmek demek. Kafamızı o kumdan çıkardığımızda tepemizden geçen savaş uçaklarının ardında veya gazetelerde okuduğumuz savaş haberlerinin satır aralarında iklim değişikliği var.

2009’da yaşanan kuraklığın ardından köylerini, şehirlerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler, o kuraklığın tetiklediği iç savaş yüzünden bugün ülkelerini terk ediyorlar. Bugün Suriyeli mülteci sayısı 3 milyonu aştı. 2011 yılında Suriye’de çatışmalar başlarken, dünyanın bir başka köşesi Somali’de kuraklık başlıyor, yirmi yıldır devam eden çatışmaları şiddetlendirerek çoğu beş yaşının altında 260bin kişinin ölümüne neden oluyordu. Bugün ise dünyanın suyu biten ilk başkentine sahip olma yolunda ilerleyen Yemen’de Suudi Arabistan uçakları içme suyu tesislerini bombalıyor.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin yol açtığı felaketler sadece aşırı yağışlar veya kuraklık olarak düşmüyor yeryüzüne. İnsan kaynaklı bu felaketlerle başa çıkabilmek veya “felaketleri fırsata çevirmek” için insanoğlu silahlanıyor.

İklim değişikliğinin başlıca nedeni fosil yakıtlar, sonu gelmeyen savaşların da temeli. Libya ve Irak’ta süregelen savaşlar, tarihi boyunca iç savaşan yaşayan ve sonunda ikiye ayrılan petrol zengini fakir ülke Sudan’la, bir diğer petrol zengini ama adalet yoksunu Nijerya’da yaşananlar fosil yakıt endüstrisinin çatışmaya dönüşmüş halinin en görünür örneklerini oluşturuyor. Fosil yakıtlar paylaşılıp da yakıldıktan sonra, yeryüzünün en kuzeyinde erittiği buzulların altında çıkan fosil yakıtlar üzerinde hak iddia etmek için Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Danimarka, Norveç ve Rusya devasa askeri tatbikatlar yapıyor.

Fosil yakıt ve silah endüstrisinin de içinde bulunduğu dünyanın zengin %1’lik kesimi servetlerine servet katmak için biz %99’u kuraklığa, kıtlığa, yoksulluğa, göçe, iç savaşa sürüklüyor. Fosil yakıtları yerin altından çıkarmak öldürüyor.

Gezegende süregelen savaşların altında yatan fosil yakıtların yerin altında bırakılmasını talep ediyoruz. Bugün yaşanan çatışmaları sona erdirmek ve gelecekte yaşanacak iklim savaşlarını önlemek için iklim adaletini talep ediyoruz. Dünyanın tüm sivil hak mücadeleleri talep ederek başladı ve kazandı. Biliyoruz ki bu sefer de kazanacağız. Ne olursa olsun, barışmak savaşmaktan daha kolay.