(Üç Beş Ağaç Kervanı, 12 Eylül 2015)

Ülkenin çeşitli yerlerinden sanatçılar biraraya geldik ve 23 Ağustos günü Manisa’nın Yırca Köyü’nden yola çıktık. Kervanın derdi isminden ve sıfatından rahatlıkla anlaşılıyor, sanırım; üçbeşağaçkervanı: bir sanat siperi. Kervan doğasını savunanların mücadelesine dahil ama en iyi bildiği şeyle, sanatıyla.

Önce kent merkezinde davullu, trampetli, saksafonlu bir tur ve “duyduk duymadık demeyin” daveti, ardından arkamızdaki -genelde- çocuk kalabalığıyla etkinliklere başlıyoruz. Yüz boyama, balon katlama, ısınma oyunları, pandomim ve çocuk şarkıları konseri. Çocuklara temel sorumuz şu: “Bu dereler, ırmaklar, ağaçlar kimin?” Bu soru üzerinden gelen cevaplar çok çeşitli: Atatürk’ün, belediyenin, allahın, Lazların, herkesin… Fakat etkinlik sonunda şurada anlaşıyoruz: hepimizin, yani insanların, ayıların, karıncaların, ayçiçeklerinin…

11998954_412108862330461_7797600706032663055_n

Ülkenin ana ve baskın gündem maddesi sarayın savaşı olunca kervan da barışın kervanı oldu. Ece Ayhan’ın ‘Meçhul Öğrenci Anıtı’ şiirinden Praksis bestesi, Derme Tiyatro ve Mimbaz Tiyatro’nun mim oyunuyla birleşti ve sözümüz “Derelerde dozerleri gezdirenlerle çocuklarımızı öldürenler aynı” oldu.

Kervan bu yıl sırasıyla Manisa/Yırca, Muğla/Akyaka, Antalya/Kaş, Antalya/Kumluca, Burdur, Mersin/Karaduvar, Mersin/Taşucu, Adana, Diyarbakır, Artvin/Cerattepe, Artvin/Arhavi, Rize/Çamlıhemşin, Ordu/Fatsa, Amasya/Merzifon’da olmak üzere toplam 19 yerde sanatıyla ‘Doğanın talanına hayır’ dedi. Bir taraftan da modern bir ulaklık görevini üstlenip, Sinop’taki nükleer santral meselesini Muğla’ya, Burdur’daki topyekün taş ocağı saldırısını Arhavi’ye taşıdık.

11951145_412434302297917_5768493655762952004_n

Peki n’olacak bu kervan derseniz, aklımızda deli fikirler! Bu kapitalist çağda dert edilecek tek şey doğa talanı değil elbette. Her gün, her saat kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, savaş, katliam, sömürü, güvencesiz çalıştırma, sendikasızlaştırma, çocuk cezaevleri… Belki her birine dikkat çekmek için ayrı sanat kumpanyaları kurulmalı. Yani aslında bu hareket tarzı yaygınlaşsın istiyoruz ve bu tarzda devrimci sanatçılığa nefes aldırabilecek potansiyeller görüyoruz.

Sanatı taşıyoruz. Burdur’un Yeşilovası’nda çocukların pand(t)omim sanatıyla buluşması, etkinliğin sonundaki “İsyana gerek var, Devrime  gerek var” şarkısının coşkuyla söylenmesi kadar önemli. Çocukların bazıları Şubadap’ı öğrenmişler internetten, komşudan duymuş, belki de CD geçmiş ellerine. Bu yıl da ‘Dino’nun Şarkıları’ CD’leri hediye oldu çocuklara.

Kervan muhalefete sanatı dayatıyor. Kimisi eğlence diye anlıyor ama biz yaptığımızı ‘Eylemce’ olarak adlandırıyoruz. Sanatla yaptığımız budur ve 2. turun ardından rahatlıkla söylenebilir ki, sponsorsuzluktaki politik ısrarla birleşecek sanat kumpanyaları tüm toplumsal mücadelelere önemli katkıları olabilir. Diğer türlü muhalif sanatçılar imza kampanyaları ve basın açıklamaları dışında ortak toplumsal bir tutum alamıyor.

Bu yıl sarayın 400 vekil savaşı sebebiyle, planladığımız yerlerin bazılarında etkinlik yapamadık. Bu etkinlikleri önümüzdeki aylarda, Merzifonlu yaşlı kadının sözleriyle “Daha hoşgörülü bir zamanda” yapacağımızıı söyleyelim. Yani bir nevi kervan bütün bir yıla yayılacak!

Sanatçı dostlara çağrımız olsun, illa bize katılmanız da gerekmiyor ama biraz yakınlaşalım. Bulunduğunuz yerlerdeki mücadelelerin size ihtiyacı var.

Yıkalım bu köhne düzeni!

üççç