(Sol – 11 Eylül 2015)

Türkiye medyası tam da bugün “nihayet bitiyor” haberi vermişti ki arkasından katliam haberi geldi. Mescid-i Haram’da, 4 yıl önce başlatılan tavaf alanı genişletme çalışmaları son düzlükte ölüm getirdi.

Bugün hemen her medya organında yer bulan “Kabe’deki tavaf alanını büyütme çalışmaları son aşamaya geldi” haberleri akşam saatlerinde yerini “Kabe’de facia” haberlerine bıraktı.  Kabe’de şiddetli yağış ve fırtına ve beraberinde getirdiği yıldırım, Mescid-i Haram’da bulunan bir vinci vurdu. Tavaf alanına devrilen vinç adeta katliam yaptı. Tavaf alanını genişletmede kullanılan vinç, enkaz daha tam olark kalkmadan bile 87 kişinin ölümüne, yaklaşık 170 kişininse ölümüne neden oldu. Şimdikinin 2 katı insanı taşıyabilecek bir tavaf alanı yapılacaktı ama olmadı.

Sadece tavaf alanındaki inşaat değil, özellikle Kabe çevresinde yoğunlaşan alışveriş merkezi, lüks otel inşaatları da bugün olmazsa yarın bir büyük facianın yaşanabileceğinin habercisi. Öyle ki, iş makinelerine harcanan yakıt yüzünden, bölgede yakıt sıkıntısı yaşanıyor. Devlet, yakıt konusunda önceliği iş makinelerinden yana belirlemiş durumda ve bazı temel ihtiyaçlardan tasarruf edecek kadar da ileri gidiyor. Örneğin, Suudi Arabistan gibi yakıtı bol bir ülkenin merkezinde, inşaatların yavaşlamaması için su tankerlerine çoğunlukla yakıt verilmiyor.

mharam2_0

 

KAZA OLDU ÇÜNKÜ PİYASA BÜYÜMEK ZORUNDA

Genişletme çalışmaları için 50 büyük vincin kurulduğu biliniyor. Bu 50 vinçle birlikte Kabe ve çevresi dev bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Çalışmalar yüzünden 4 yıldır tavaf sırasında yaşanan izdihamları, izdiham yüzünden yaşanan ölüm ve yaralanmaları izliyoruz. Bugüne kadar yaşanan kaos Suudilerin pek ilgilendiği bir şey değildi. Nitekim bugün yaşanan kaza, kâr hırsını, dev “piyasayı” daha da büyütme ihtiyacını açık bir şekilde gözler önüne serdi.

KABE’NİN ÇEVRESİ PROJEDEN GEÇİLMİYOR

Kabe etrafında çok katlı 100 otel binasının yapımı sürüyor. Kabe etrafında bulunan Ömer Tepesi’nde daha önce bulunan 3 ile 10 katlı yüzlerce eski bina, önce satın alınarak yıkıldı. Tepe 3-4 yıl boyunca kırılarak yol seviyesine indirildi. Burada 39 gökdelenden oluşan binalar, rezidanslar ve alışveriş merkezleri yapılıyor. Bu binaların üçlü grubunu Türk inşaat şirketi Baytur Grubu yapıyor.

Aynı şekilde, Mescid-i Haram’a yakın Şamiye bölgesinde bulunan binlerce bina ve dükkan da satın alındı. Genişletme çalışmaları için yeniden inşa ediliyor. Güney’de bulunan geniş alandaki yapılarında yıkımını planlandığı konuşuluyor.

Öte yandan, inşaatlar sırasında Osmanlı ve Abbasi döneminden kalma eserin tehlike altında olduğu biliniyor. İki dönemden kalma bir çok tarihi eser, geçen 4 yıl içinde tahrip edilmiş durumda.

PAZARLAMA TEKNİĞİ: ALLAH’A DAHA YAKIN OLUYORSUNUZ
Söz konusu lüks ibadetin daha da lüks bir versiyonu var, o da Kabe manzaralı konaklama. Kabe manzaralı otel odaları zenginlere ayrıcalıklı “ibadet” şansı sağlıyor. 7 yıldıza kadar olan bu oteller genel adıyla “Abraj Al Bait Kuleleri” olan 8 kuleden oluşuyor. Bu kuleler ise 260 metrelik Zemzem Towers, 595 metrelik Otel Kulesi, 267 metrelik Al-Faisaliah Merkezi ile 260 metrelik Hacer Kuleleri’nden oluşuyor. Yapımı 2007’de tamamlanan Hacer Kulesi’nde 5 yıldızlı “Mövenpick Hotel & Residence” yer alıyor.

“Eşsiz ve kutsal kabe manzarası sayesinde Allah’ı kalbinizde çok yakın hisseder ve bu kutlu anın keyfini sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz” sloganıyla pazarlanan otelde “normal zamanlı” bir konaklama için bile gecelik olarak binlerce lira ödeniyor. Öte yandan fiyatlar Hac dönemlerinde tavan yapıyor ve 10 bin liradan başlayan astronomik gece konaklama fiyatlarıyla karşılaşılabiliyor.