(Hakan Kara / Cumhuriyet – 13 Eylül 2015)

Hava sıcaklıklarında rekor üstüne rekor kırılıyor.
1995 mesela dünyada rekor yılıydı. O zamanlar gazetelerde rekor haberini okuyanlar, “Hakikaten çok sıcak bir yıldı” diye yorum yaparlardı. Sonradan anlaşıldı ki, dünya çapında kırılan rekor, bir derecenin onda birinden azdı ve hava sıcaklığındaki bu değişimi hissetme olasılığımız pek yoktu. Yine de bu durum, yorum yapmamızı elbette engellemedi.
Rekorlar sonraki yıllarda sürdü. 1997, 1998, 2005, 2010 yıllarında yeni rekorlar kırıldı. Son olarak 2014 yılı, 1880’den bu yana dünyanın yaşadığı en sıcak yıl olarak tarihe geçti.
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ile Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nde (NOAA) çalışan bilim insanları ortak açıklama yaptılar:
“İklim değişikliği çağımızın en büyük tehlikesi.”
2015 nasıl olacak henüz bilmiyoruz. Fakat temmuz ayı tüm rekorları altüst etti.“Muhtemelen son 4 bin yılın en sıcak temmuz ayıydı” dedi uzmanlar.
Küresel sıcaklıklar artıyor. Sıcaklıklar arttıkça buzullar eriyor. Deniz seviyesi yükseliyor. Tatlı su seviyelerinde gerileme, nehirlerin debilerinde düşüşler yaşanıyor. Göller kuruyor. Zamansız yağışlar, seller, hortumlar yaşanıyor. Orman yangınları artıyor. Doğal felaketler de öyle.

***

İstanbul’da hortumlara tanık oluyoruz. Türkiye genelinde sel felaketleri giderek artıyor. Sonuncusunu Artvin’de yaşadık.
Göller kuruyor. Haritalarda masmavi görünen Akgöl bu yıl tümüyle kurudu. 407 dekarlık göl, flamingo, turna, angut gibi kuşlara ev sahipliği yapıyordu.
Akdeniz ısınma nedeniyle tropikalleşmeye başladı. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda görülen zehirli balık türleri Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz’e geçmeye başladılar. Mavi Çizgili Papağan Balığı (Scarus Ghobban) ile Pasifik Aslan Balığı (Pterois Miles) türleri artık kıyılarımızda görülebiliyor.

***

Geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde iklim değişikliği konusunda uluslararası bir toplantı yapıldı. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nden (IPCC) uzmanlar, iklim değişikliği hakkındaki 5. Değerlendirme Raporu’nu anlattılar.
Slovenya Üniversitesi’nden Lucka Bogataj dedi ki, “2081-2100 tarihlerinde deniz seviyesindeki yükseliş özellikle Türkiye gibi Akdeniz bölgesindeki ülkeleri olumsuz yönde etkileyecek.”
Yani?
Deniz kıyısındaki kimi kentlerin bazı bölümleri sular altında kalabilecek.
Peki deniz seviyesi 50 cm yükselirse mesela, İstanbul’da nereler sular altında kalacak?
İzmir’de hangi semtler denizin yükselişinden etkilenecek? Ya Mersin’de?
Bu soruların yanıtları Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nda var mı?

***

IPCC, Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nda İklim Değişikliği Dairesi’ne sormuş,“Türkiye’de iklim konusuyla ilgilenen hangi bilim insanları var” diye.
Sorunun nedeni belli. Türkiye’deki bilim insanlarıyla işbirliği yapmak, bilgi alışverişinde bulunmak.
Şöyle bir yanıt verilmiş IPCC’ye: “Kimse yok.”
İlginç değil mi?
Ben de çevrecilere “Şehircilik ve Çevre Bakanlığı’nda iklim konusunda uzman var mı” diye sordum.
Şöyle bir yanıt verdiler:
“Kimse yok. Olsaydı, Türkiye’de bu alanda çalışan bilim insanlarını bilirlerdi.”
Hava sıcaklıkları rekor üstüne rekor kırıyor. Şehircilik ve Çevre Bakanlığı ise “kendi havasında.”