(Onur Erem / Birgün – 27 Eylül 2015)

Fransa’da baraja, Yunanistan’da madene karşı eylem yaptığı için yargılanan, Karadeniz’de de direnişlere destek veren Sadık Çelik, Fransa ve Yunanistan’daki mücadeleleri anlattı

Sadık Çelik sınır tanımayan bir doğa savunucusu. Sınır tanımayan derken, hem ülkelerin, hem de yasaların çizdiği sınırları kastediyorum. Ağustos ayında Yunanistan’da Halkidiki Madeni’ne karşı yapılan eylemde gözaltına alındı, bir gece gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Eylem hakkındaki soruşturma ise sürüyor. Bu ay da Fransa’daki Sivens Barajı’na karşı işgal eylemine katıldığı için açılan davanın duruşması vardı. Hatırlamayanlar için Sivens Barajı, yaklaşık bir yıl önceki protesto eylemlerinde Fransa polisinin uğruna Remi Fraisse adlı eylemciyi öldürdüğü barajdı. Sadık Çelik, 150 kişiyle birlikte yargılandığı 8 Eylül’deki davada beraat etti. Türkiye’yi boş geçtiğini sanmayın, 1964 Çorum doğumlu olan ve 1 yaşından itibaren İstanbul’da yaşayan Çelik Türkiye’de de 1980-87 yılları arasında bir sol örgüte üye olmak suçundan hapis yattı. Hapisten çıkınca gazetecilik yaptı, 2003 yılından beri Fransa’da yaşıyor ve serbest fotoğrafçılık yapıyor. Son dönemde ise Karadeniz’deki ekolojik direnişlere, Yeşil Yol’a karşı mücadeleye destek veriyor. Sadık Çelik ile Halkidiki ve Sivens’daki son durumu konuştuk:

>> SYRIZA iktidara gelirken Halkidiki’deki madeni kapatma sözü vermişti. Şu anda son durum nedir?
SYRIZA iktidara geldikten sonra maden “belge eksikliği” gerekçesiyle durduruldu. Ancak bunun maden projesini iptal etmekten farkı, şirketin belgeleri tamamlayarak madene devam etme imkanının bulunması. Bu nedenle maden ekipmanları hâlâ alanda bulunuyor. Bölgede yaşayanlar da bu belirsizliğe tepki duyuyor. Biz madenin hâlâ iptal edilmemesini protesto etmek için madene yürüdük. Yaklaşık 5 bin kişiydik.

>> Nasıl gözaltına alındınız?
Polis madenin önüne gelmemizi engelledi ve saldırmaya başladı. Kitle saatlerce polisle çatışarak yavaş yavaş geri çekildi. İnsanlar çatışmaya hazır gelmişti, o yüzden direniş de büyük oldu. Sonunda geldiğimiz otobüslere binerek geri dönmek için hareketlendiğimizde polis de bizi kovalıyordu. Ben sondaki otobüsteydim. Tam harekete geçerken bir kişinin dışarda kaldığını, otobüse doğru koştuğunu gördük. Onu almaya çalışırken polis etrafımızı sardı, bütün otobüsü, yaklaşık 50 kişiyi gözaltına aldı. Bir geceyi karakolda geçirdikten sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldık.

***

Fransa’da faşist örgütler devrede

>> Şimdi de Fransa’ya dönelim. Orada Sivens Barajı’na karşı oluşan ZAD’a (Zone à Défendre – Savunulacak Bölge) katıldığınız için yargılanıyordunuz. ZAD’a nasıl katıldığınızdan ve hukuki süreçten bahsedebilir misiniz?
Sivens’teki ZAD’a Eylül 2013’te katıldım. Öncesinde Türkiye’de Gezi eylemlerine ve İspanya’daki Öfkeliler hareketine katılmıştım. Gezi’nin ardından Fransa’ya döndüğümde yaşadığım yere de yakın olan, Fransa’nın güneyindeki Sivens’teki mücadeleye katılmaya karar verdim. Burada ormanlık bir bölgenin üzerine çevredeki büyük çiftlikler için baraj yapılması planlanıyordu. Ekolojistler de buradaki ormanda kamp kurarak bu barajı engellemek için mücadele vermeye başladılar 5-6 yıl önce. Ormanda ve çevredeki yerleşim yerlerinde yer alan kolektif evlerde yaşayan yaklaşık 150 kişi vardı. Geçen yıl Sivens Barajı’na karşı yapılan bir eylemde arkadaşımız Remi Fraisse jandarma tarafından öldürüldü.
Bölgedeki büyük çiftçilerin bir sendikası var ve bu sendikanın da Le Pen yanlısı faşist militarize grupları var. Le Pen’in komandoları da diyebiliriz. Onlar bu yıl Şubat ve Mart aylarında kampımıza saldırdı, jandarmanın direniş alanına girmesi için bahane yarattılar. Önce kampımızın etrafındaki barikatlardan birinde bize saldırarak jandarmanın gözü önünde eşyalarımızı yaktılar. Bunların içinde cüzdanlarımız da var. Jandarma hiçbir şey yapmadı. Bilgisayarlarımız ve ekipmanımız talan edildi. Geçen yıl eylemde öldürülen arkadaşımız Remi için diktiğimiz ağaç yıkıldı.
Son olarak 6 Mart’ta da jandarma da faşist milislerle birlikte bize saldırdı, gözaltına aldı. Aynı anda kentteki bir parkta bizim sesimizi duyurmak için eylem yapanlar da gözaltına alındı. Bizi, kamp kurduğumuz yeri olağanüstü güvenlik bölgesi ilan etti. Orada kampta kalan kişiler artık çevredeki yerleşim yerlerindeki komün evlerinde kalıyor. O evlerden biri de kundaklandı. Ev sahibi kalmamıza izin veriyordu. Bir şekilde yangın çıkarıldı ve sonra da binanın güvensiz hale geldiği söylenerek bina belediye tarafından tamamen yıkıldı.
Remi’yi öldürdükten sonra Fransa’da jandarmanın imajı bitti. Bu yüzden Fransa devleti bu imajı korumak için milisleri öne çıkardı. Devletin Türkiye’de yaptığı gibi. Sen onlarla boğuşurken devlet gelip sana müdahale ediyor.
İşte 6 Mart’taki bu saldırının ardından, “Yasadışı eylem yaptığımız, jandarmanın uyarısına rağmen dağılmadığımız” gerekçesiyle dava açıldı hepimize. 150 sanıklı bu davadan 8 Eylül’deki ilk duruşmasında beraat ettik. Fransa’nın farklı bölgelerinde 5 ZAD devam ediyor, onlara da destek vermeye devam edeceğiz.