(Olgu Kundakçı / Birgün –  26 Eylül 2015)

Kent mücadelesiyle tanınan CHP İstanbul Milletvekili Mimar Gülay Yedekçi, “Tarihi Yarımada’da ciddi bir tarih katliamı var. Tarihi eserler talan ediliyor ve nasıl paraya çevrilebilir mantığıyla yaklaşılıyor” diyor

İstanbul’da Sulukule, Fener-Balat-Ayvansaray, Yedikule Bostanları gibi tarihi alanların dokusunu bozan projelere Fatih Belediye Meclisi üyesi olduğu dönemde muhalefet eden CHP İstanbul Milletvekili Mimar Gülay Yedekçi, kent mücadelesini şimdi TBMM çatısı altında sürdürüyor. Kent içindeki tarihi bostan arazilerinin korunmasından mağduriyete neden olan ‘Afet Yasası’nın değiştirilmesine pek çok konu için mücadele eden Yedekçi ile İstanbul’un değişen çehresi üzerine konuştuk. Kentsel dönüşüm alanlarının ‘ekonomik değere’ göre belirlendiğini belirten Yedekçi’ye göre Tarihi Yarımada’daki uygulamalar bölgeyi kimliksizleştirdi, tarihi eserler ‘nasıl paraya çevrilir mantığıyla’ talan edildi. Yedekçi, çok tartışılan projeleri mimar gözüyle değerlendirdi.

İstanbul nasıl bir kente dönüşüyor?
İstanbul bugün ne yazık ki grinin her tonunu gördüğümüz, ancak içinde yeşilin giderek azaldığı bir kente dönüşüyor. Dünyadaki kentlerin yeşil alan oranına baktığımızda İstanbul en son sıralarda, Tokyo’dan, Londra’dan, Paris’ten, New York’tan çok sonra geliyor. Bu anlamda makro ölçekte bir planlama sorunu var. Aslında bir anlayış problemi var. Kentler insanların refah ve mutluluk içinde yaşamalarını sağlayacak bir biçimde planlanmıyor.

Nedir bu anlayış problemi?
Bilimsel ve bütüncül bir planlama anlayışı yok. İmar planları kişiye özel hale getiriliyor. Sürekli bir plan tadilatı halinde… İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi tarafından hazırlanan Çevre Düzeni Planı için anayasamız, biz bunu deldirmeyiz denildi. Delik deşik oldu.

Kentsel dönüşüm uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İstanbul’da bir deprem gerçeği var. Ancak afet riskini önlemek için ne yaptık? Çocuklarımızın okullarını mı yeniledik? Hastaneleri, kamu binalarını mı yeniledik? Olası bir İstanbul depreminde toplanma alanlarımız kalmadı. Toplanma alanlarımızı imara açıp çok katlı yapılar, rezidanslar, AVM’ler yaptılar. Denizin dibindeki Fener Balat Ayvansaray’ı, Beyoğlu’nun göbeğindeki Tarlabaşı’nı öncelikli dönüşüm alanı olarak belirliyorlar. Neden, çünkü bu alanlar para ediyor. Ekonomik değere bakılarak bu alanlar belirleniyor. Kentsel dönüşüm tarihi ve kültürel değerler korunarak yapılmalı. İnsanlar mağdur edilmemeli. Bir kanun çıkardılar rant için. 6306 sayılı ‘Afet Yasası’… Mülkiyet hakkını yok sayan evinizin ne zaman ve hangi şartlarda yıkılıp yeniden yapılacağına karar verebilme, fikir beyan edebilme hakkına dahi sahip olmadığınız bir yasadır. Hemen revize edilmeli. Bu yasanın kişinin mülkiyet hakkının korunmasını sağlayacak bir biçimde düzenlenmesi için kanun teklifi hazırladık.

tarihi-yarimada-talan-ediliyor-74799-1

‘GETTOLAR OLUŞUYOR’

Tüm bu politikaların toplumsal açıdan kente yansıması ne oluyor?
Kentsel dönüşümle gettolar oluşturuluyor. Yapılan yüksek duvarlı sitelerin içine giremiyorsunuz. Dışarıda kalıp kendinizi zavallı ve fakir hissetmeniz sağlanıyor. AKP’nin politikaları insanları yoksullaştırırken, kentsel olarak da ayrıştırdı. Kentler sınıfsal açıdan insanların kaynaşabileceği şekilde planlanmalı. Yerel yönetimler Fener-Balat-Ayvansaray projesi için ‘soylulaştırma yapıyoruz’ diyordu. Gelsin parası olan adam, ona peşkeş çekeceğim demek bu…

Fatih’te yapılmak istenen kentsel dönüşüm projelerine karşı mücadele ettiniz. Tarihi Yarımada’da neler oluyor?
Tarihi Yarımada’da çok ciddi bir tarih katliamı var. Ecdadımız, ceddimiz deniyor; ama ecdadımızın hiçbir eserine saygı yok. Tarihi eserler talan ediliyor ve nasıl paraya çevrilebilir mantığıyla yaklaşılıyor. Bugün Eminönü’nde bir tane kargir bina kalmamıştır. Tamamının önünü tadilat yapıyoruz diye kapatıp, yıkıp yerine betonarme binalar yaptılar. Fatih’te asla ada bazında kentsel dönüşüm yapamazsınız. Çünkü orada her parsel kıymetli ve özeldir. Her parsel üzerindeki yapının mimari değeri vardır. Ya sivil mimarlık örneğidir, ya bir külliye, ya bir cami… Fatih’te 11 kentsel dönüşüm alanı var, ama hepsinde aynı mantıkla ada bazlı kentsel dönüşüm yapılmak isteniyor. Ayvansaray’da, Süleymaniye’de, Nişanca’da, Yalı Mahallesi’nde… Tarihi doku yok sayılıyor.

SUR ÜSTÜNE KAFETERYA

Sultanahmet, örneğin, bugün içler acısı durumda. Oysa orada kendilerine rant getiren yapıları kaldırsalar, tam bir açık hava müzesi haline getirilebilir. Tarihi Surlar İstanbul’un boynunda inci bir gerdan gibi, gözümüz gibi bakmalıyız. Ancak bugün 26 km olan sur bandından geriye sadece 7 km kalmış. Dünya’da ilk defa tarihi bir surun üzerine bir belediye tarafından sosyal tesis alanı yapılmıştır. Bu bir bakış açısı. Surlar güvenliksiz bir bölge haline getiriliyor, oysa kentle buluşturulsa insanların huzurlu yaşayabilecekleri bir alan haline getirilebilir. Ancak onların niyetleri biz burayı verelim, şu kadar para alalım, müteahhit şu kadar para kazansın, bitti gitti… Camiler bile ticarethanelere dönüştürüldüğü bir bölgeden bahsediyoruz.

‘ZORLU CENTER YIKILSA’

İstanbul’da bakıp keşke yıkılsa dediğiniz projeler var mı?
Zorlu Center’ın İstanbul’a hakaret eden binası keşke yıkılsa diyorum. Sultanahmet ve Ayasofya’nın arkasında silueti bozan, yargının yıkım kararı uygulanmayan 16-9 gökdelenleri yıkılmalı. Ali Sami Yen arazisine yapılan gökdelenlerin kesinlikle yıkılması gerektiğini düşünüyorum. Bu projeler o yaptıysa ben de yaparım mantığını getiriyor. Kötü emsal oluyor. Çok üzücü…

***

‘KARTALA BENZETİLİRDİ, ŞİMDİ PELİKANA DÖNDÜ’

CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekçi, Fatih’te tarihi dokuyu bozduğu gerekçesiyle eleştirilen projeleri mimar gözüyle değerlendirdi.

*Haliç Metro Geçiş Köprüsü: “Tarihi Yarımada’nın böğrüne saplanmış bir hançerdir.”

*Tekfur Sarayı Restorasyonu: “Restorasyonlar bilimsel yaklaşımlardan, uluslararası tüzüklerden ve uzman görüşlerinden uzaklaştıkça Tekfur Sarayı gibi örnekler karşımıza çıkıyor. Bir tarihi eserin nasıl tahrip edildiğini görmek isteyenler, Tekfur Sarayı’na gidebilir.”

*Avrasya Tüneli Projesi: “İstanbul’un bütüncül ulaşım ve planlama geleceği açısından geri dönüşü mümkün olmayacak bu projeyle Boğaz trafiğinde insan odaklı ve sürdürülebilir çözümler bir kez daha dışlanıyor. Tarihi Yarımada’nın tarihi dokusu ve görüntüsünün bozulması ile çevresel ve ulaşım konusunda yeni sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz. ”

*Yenikapı Dolgu Alanı: “Tarihi Yarımada tarihçiler tarafından kartal gagasına benzetilir. Bu projeden sonra pelikana benzedi. Dünyaya korumak için söz verdiğimiz Tarihi Yarımada’nın topoğrafyasına büyük zarar veren bir proje.”

*Yedikule Bostanları’na park projesi: “Yedikule Bostanları, 1500 yılı aşkın süredir işlenen ve Osmanlı ziraatının gelişmişlik düzeyini göstermesi açısından kıymetli bir tarım toprağıdır. Yedikule Konaklarının arka bahçesi yapılmamalıdır; bostanlar bizimdir, sahip çıkacağız, betonlaştırmayacağız.”