(Oğuz Karamuk – Meydan / 22 Ekim 2015)

Sanırım banka önünden geçen herkes farkında. Reyting sistemi diye bir uygulama var. Kişisel kredibilite… Kredi notun yüksekse daha düşük faiz, yok düşükse daha yüksek faizle kredi çekebiliyorsun. En basit haliyle nasıl belirleniyor bu kredi notu? Borç isteyenin toplam ne kadar borcu olduğuna ve geçmiş borçlarını öderken bankaya sorun çıkarıp çıkartmadığına bakılıyor. Yani bir kişinin borcunun yüksek olması onun daha yüksek faizle borçlanmasına neden oluyor. Aynı kurallar şirketler, hatta devletler için de geçerli. Bir devletin ne kadar çok borcu varsa, aldığı borcun faizi o kadar yüksek oluyor. Basit bir mantığa dayanan haklı bir finans kurgusu. Günlük hayatta da işler zaten böyle dönüyor.

Peki, bunu neden anlattık? Malum Sabah-Atv’nin finansörü olan 5 işadamı pazartesi günü aralarında 3 kamu bankasının da olduğu bir bankalar grubundan 4.6 milyar dolar kredi aldı. Bu kredinin 3.5 milyar dolarının kamu bankaları tarafından verilmesi bir yana, kredinin tamamı olan 4.6 milyar Euro’ya, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) kefil oldu. Kredi ödenmezse borcu DHMİ adı üzerinde devlet ödeyecek. Kredinin ödenme riski var ya da yok. O ayrı konu. Ancak şu anda DHMİ’nin kefil olduğu 4.6 milyar Euro’luk kredi doğrudan kamunun borç riski olarak yazılmış oluyor. 4.6 milyar Euro, parite hesabına vurursak 5.2 milyar dolara, TL olarak da 15.2 milyara denk geliyor. Devletin 690 milyar liralık toplam borçlarının yüzde 2.2’si kadar büyük bir para.

Şimdi denilebilir ki, “Devlet kefil olmuş da Hazine’den para mı çıkmış. Adamlar borcunu ödeyecek”.
Orası o kadar kolay olmuyor. Yazının girişindeki mantığı kurguladığınızda zaten bunun öyle olmadığı anlaşılıyor. Devletin borcu arttığı için faizi de artıyor. Peki, bu borç devlete ek ne kadar maliyet getiriyor? Hesaplamak afaki olabilir. Ancak bankacılar, eğer devlet garantisi olmasaydı, aralarında Mehmet Cengiz ve ortaklarının da bulunduğu işadamlarının söz konusu kredi için yüzde 4.25 yerine yüzde 6.5 faiz ödemek zorunda kalacağını belirtiyor. Bu faiz farkı, 16 yıl vadesi olan 3. havalimanı kredisinde işadamlarının 1.7 milyar dolar (5 milyar lira) daha az faiz ödemesi anlamına geliyor. Yani borçlarının faizi bu ölçüde düşüyor, para ceplerinde kalıyor, kâr ediyorlar. Ancak işadamları kar ettiği ölçüde Hazine’nin borç yükü artıyor ve Hazine zarar ediyor. Malum Hazine’nin zararı da sizden, bizden vergi olarak çıkıyor. İşte mevcut sistem kendine yandaş işadamlarını böyle zengin ederken, halkını da böyle soyuyor.