(Diken – 23 Ekim 2015)

Gezi eylemleri sırasında polis şiddeti nedeniyle Dolmabahçe Bezm-i Alem Camii’ne sığınan eylemcilerin yargılandığı davada 255 kişinin 244’üne ceza verildi.

İkisi asistan doktor, dört sanığa ‘ibadethaneyi kirletmek’ suçlamasıyla 10 ay hapis cezası verilerek hükmü ertelendi. Diğer 240 sanığa ise iki ay 15 gün ile bir yıl iki ay 16 gün arasında değişen hapis cezaları verildi. Yedi sanık beraat etti. Dört sanığın da dosyası ayrıldı.

‘Camiyi kirletmek’

Yedisi yabancı uyruklu, toplam 255 sanıklı ‘Gezi Parkı Ana Davası’nda mahkeme ceza yağdırdı.

55’inci Asliye Ceza Mahkemesi, ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet’, ‘görevi yaptırmamak için direnme’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘özel kıyafetleri usulsüz kullanma’, ‘ibadethaneyi kirletmek suretiyle zarar verme’ gibi gerekçelerle 244 sanığı mahkum etti.

‘Görmedim’

Davada Dolmabahçe Bezm-i Alem Camii’nin iki güvenlik görevlisi de camiye zarar veren, içeride içki ve sigara içen birilerini görmediklerini ifade etti.

Güvenlik görevlisi Savaş Dinç şöyle konuştu: “Olay günü mesai saatlerim saat 18.30  ile 08.00 arasındaydı. Beşiktaş’ta ağaç eylem vardı. Olay mesai saatleri içinde oldu. Olay günü etraf çok kalabalıktı. Biz camiinin içinde duruyoruk. İnsanlar içeri camiiye akın ediyorlardı. Yaralılar içeri geliyordu. Olay günü camiye ayakkabıyla girilmemesi konusunda uyarıda bulundum. Hatta ayakkabısıyla içeri giren bir vatandaşı uyardığımda bana çok sert davrandı. Ben şahsın kokusundan alkollü olduğunu anladım. Ancak vatandaşların ayakkabıyla girilmesine engel olamayınca halıların üzerine hasır serdik. Halılar zarar görmedi. Caminin içinde alkol alan herhangi birini de görmedim. Camiinin içinde bir şeyler içen, tüketen ya da sigara içildiğini görmedim.”

‘Yaralananlar camiye geldi’

Atılan gazlardan kendisinin de etkilendiğini söyleyen tanık Savaş Dinç şöyle devam etti: “İçeride 15-20 kişi yaralılara müdahale ediyordu. Yaralıların gözlerine ilaç sıkıyordu. Sabah herkes gitti. Sağlıkçılar da tıbbi malzeme içeren mavi torbalarla camiiden ayrıldılar. Ben olay günü dışarıda tahmini 15 bin kişinin olduğunu düşünüyorum. Polis camiiye müdahale etmedi. Polis müdahalesinden sonra yaralananlar ve gazdan etkilenenler camiye geldi. Kalabalık grup can havliyle gazdan korunmak için kapıya yüklenince kapının pimi attı. Kapı açıldı ancak kapı kırılmadı, kapı sağlamdı.”

Kameraların bulunduğu 1,5 metrelik direklerin sökülüp yere düşmesi sonucunda kameraların zarar gördüğünü belirten Dinç, “Camiinin karşısındaki sosyal tesisin de kapı ve parmaklıkların söküldüğünü sabahleyin gördüm” dedi.

Nöbetim esnasında sorun olmadı

Diğer tanık güvenlik görevlisi Sercan Özcan da şunları söyledi: “Gündüz nöbetçiydim. Davaya konu olay benim görevimden önce olmuştu. Nöbeti devraldığımda camiide kimse yoktu. Nöbetim esnasında herhangi bir sorun olmadı. Ayrıca görev yaptığım sürede basın mensuplarını ya da başkasını camiye almadık.”

‘Fotoğraflar mizansen olabilir’

Tanığın bu ifadesinin ardından söz alan bazı sanıkların avukatı da, “Tanık beyanlarımızdan ulaştığımız sonuç Bezm-i Alem Camii’ne basın mensupları girmemiş. Basında çıkan fotoğraflar üzerine dava açıldı. Basında çıkan fotoğraflar (bira kutusu) ya başka yerde çekildi ya da mizansel fotoğraflar olduğu görüşündeyim” diye konuştu.