(1 Kasım Seçim Takip Merkezi, 3 Kasım 2015)

Oy ve Ötesi’nin yaptığı son açıklamada, resmi sonuçlarla karşılaştırıldığında, Türkiye genelinde kullanılan 48 milyona yakın oydan 10 bine yakınında (%0.02) uyuşmazlık tespit edildiği, bu uyuşmazlık oranının seçimin nihai sonucunu etkilemeyecek oranda olduğu belirtiliyor. (*)

Yüz bine yakın gönüllünün hep birlikte fedakarca çalışarak ulaştığı bu sonuca güveniyor ve kutluyoruz, ancak bu sonuç seçimlerin üzerindeki genel şaibeyi kaldırmıyor. Çünkü, 1 Kasım Seçim Takip Merkezi’nin seçimde yapıldığını bildirdiği ihlallerin (**) işaret ettiği hileler esas olarak Oy ve Ötesi’nin tutanak doğrulama zincirinin dışında kalıyor.

Başka bir deyişle, Oy ve Ötesi müşahitleri, diğer siyasi partilerin müşahitleriyle birlikte, sınıflardaki oy verme sürecini ve bu oyların tutanaklaştırılmasını gözlemledi, sonra bu tutanakları alıp resmi sistemdekilerle karşılaştırdı. Ancak bildirilen ihlallerin neredeyse tümü bu doğrulama zincirinin dışında kalan müdahalelerle ilgili: Seçmen kütüklerinde kaydırma yapıldığı iddiasına temel oluşturan, birçok kişinin seçmen kütüğünden isminin silindiğini sandık başında öğrenerek oyunu kullanamaması; tutanaklaştırma işlemlerine ciddi müdahalelerde bulunulması ve pek çok okulda sayım işleminin izlenmesine izin verilmemesi, bu amaçla müşahitlere baskı ve göz altı uygulanması, sandık görevlilerinin sandık başından zor kullanarak uzaklaştırılması, oy verme işlemi bitmeden boş tutanakların imzalattırılması.

Yine sandıkların başında bekleyen müşahitleri ve oy sayımını izleyen vatandaşları olumsuz etkilemek amacıyla, oy sayımının Türkiye’nin her yerinde devam ettiği ortadayken başta Anadolu Ajansı olmak üzere medyanın oyların önce tamamına yakınının, sonra tamamının sayıldığına dair açıklamalar yapması. Yine pek çok yerde Seçim Kanunu’na ve serbest, eşit ve demokratik bir seçimin aykırı bir şekilde, yoğun polis ve jandarma mevcudiyeti olması.

Tüm bu ihlallerin saptanması, belgelenmesi ve gerekli hukuki süreçlerin başlatılması gerekiyor. Ama tüm bunlar yapıldığında ve bir dahaki seçimlerde ihlallerin yaşanmaması için önlemler alındığında bile hak ettiğimiz tam demokratik seçimden çok uzakta olacağız.

Bir gün seçmen kütüklerinden SEÇSİS’e tam olarak şeffaf bir seçim sisteminin oluşturulması, devlet medyasının eşit kullanım imkanlarının ve engelsiz seçim propaganda özgürlüğünün sağlanması, tam demokratik bir seçimin önündeki tüm engellerin ve seçim barajının kaldırılması umuduyla…

(*)
http://oyveotesi.org/1-kasim-2015-genel-secimleri/1-kasim-2015-secim-sonuc-degerlendirmeleri/
1 Kasım Seçim Takip Merkezi’nin seçime dair açıklaması:

BÜTÜN KİŞİ VE KURUMLARI BU ŞAİBE KARŞISINDA OYLARA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ!

7 Haziran 2015 seçim sonuçlarında ifade bulan halk iradesinin tanınmamasıyla girilen 1 Kasım 2015 tekrar seçim sürecinde ülkemizde seçim tarihinin en ciddi ihlallerine tanık olduk.
1 Kasım’a varılana kadar geçen zamanda uygulanan baskıları birlikte yaşadık.
Seçimin gerçekleştiği Pazar günü ise, sabahın erken saatlerinden başlayarak AKP örgütünün tüm kademelerinin Türkiye’de geçerli Seçim Kanunu’nun birçok ilkesini ihlal ettiğine, bunu yaparken de ülkenin kolluk kuvvetlerinin sorgusuz desteğini aldığına tanık olduk. Diğer birçoğunu ekleme hakkımız saklı kalmak üzere, bu ağır ihlalleri sıralayalım:

–       Daha sonra kullanılmak üzere boş tutanaklara oy verme işlemi bitmeden imza atılması, atılması için baskı yapılması, bazı sandıklarda bu duruma itirazların zor kullanılarak önlenmeye çalışılması,
–       Oyların İlçe Seçim Kurulları’na taşındığı araçlarda bulunmaları kesinlikle yasak olmasına rağmen polislerin bu araçlara binmek için ısrar etmesi, engelleyenleri tehdit etmesi, bazı olaylarda oyları sadece polisin taşıması, eşlik eden araçlara saldırılar düzenlenmesi,
–       Oy verme işleminin sürdüğü okulların çevrelerinde 7 Haziran seçiminde de sık karşılaştığımız şekilde plakasız, sahte plakalı veya plakalarına müdahalede bulunulmuş arabaların var olması, bazı arabaların sahiplerinin AKP’li veya polis olduğunun ortaya çıkması,
–       Yine 7 Haziran seçiminde sık karşılaştığımız şekilde birçok yerde özellikle oy sayımı sırasında elektriğin kesilmesi,
–       Seçim merkezlerinde AKP’li sandık başkan veya görevlilerinin suni sebeplerle çıkardıkları tartışmalar neticesinde polisin binaya yaklaşmasının bile kanunen yasak olmasına rağmen saldırması, gaz kullanması,
–       Özellikle 7 Haziran seçimlerinden bu yana bir kez daha ağır bir baskı altındaki Kürt illerinde, seçim günü boyunca, yine Seçim Kanunu’na ve serbest, eşit ve demokratik bir seçimin gereklerine tamamen aykırı bir şekilde, tüm sandıklarda ve seçim merkezlerinde yoğun polis ve jandarma mevcudiyeti, birçok yerde kolluk kuvvetlerinin halka saldırısı. Türkiye’nin değişik yerlerinde, oy verme işleminin tamamlanmasına yakın polisin zırhlı araç ve TOMA’larla birlikte seçim alanlarına girmesi,
–       Türkiye’nin her bölgesinde, uluslararası seçim gözlemcilerinin heyetlerine yönelik kolluk kuvvetlerinin engelleyici davranışı ve heyet üyelerinin gözaltına alınması,
–       YSK’nın SEÇSİS’i oyların sayımı bitmeden kapatması,
–       Oy sayımının Türkiye’nin her yerinde devam ettiği ortadayken başta Anadolu Ajansı olmak üzere medyanın oyların önce tamamına yakınının, sonra tamamının sayıldığına dair açıklamalar yapması,
–       Birçok kişinin seçmen kütüğünden isminin silindiğini sandık başında öğrenerek oyunu kullanamaması,
–       Ülkenin her tarafında, çok sayıda sandıkta, görevlendirilmiş müşahitlerin baskı ve tehditlerle karşılaşması, müşahitlerin sınıflara veya okullara alınmaması, özellikle oy verme işleminin tamamlanmasının ardından polis zoruyla dışarı çıkartılmaları ve/veya göz altına alınmaları,
–       Pek çok okulda sayım işleminin izlenmesine izin verilmemesi, gözetmenlik yapmak isteyen vatandaşların polis zoruyla durdurulması, oy sayımı sırasında okul kapılarının kilitlenmesi ve sayımların gizli gerçekleştirilmesi,
–       Bazı bölgelerde yoğun olarak mükerrer oy kullanılması…

Bütün bunların yanında SEÇSİS (seçim sistemi)’in bizatihi kendisinin güvensizliğine girmiyoruz bile! Biz oylarımızı sonuna kadar koruyoruz ve seçim merkezlerine yolluyoruz ama sonrası tamamen takibe kapalı bir sistem.
Bu ihlaller münferit vakalar olarak açıklanamaz. Bu belli ve düzenli bir plan çerçevesinde, Türkiye çapında yürütülmüş bir büyük seçim hırsızlığıdır. Bu hırsızlık, 7 Haziran seçim sonuçlarının kabul edilmemesi, 7 Haziran’ın ardından başlatılan savaş süreci, özellikle Kürt illerinde estirilen terör, yüzlerce insanın öldürülmesi, Suruç ve Ankara katliamları ve bütün bunların toplamının toplum üzerinde yarattığı korku zincirinin bir parçasıdır, ve bugün geldiğimiz nokta bu zincirin bir halkası olarak değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılacaktır.
Seçim günü tüm yasadışı ve zorbaca engellemelere rağmen oyuna sahip çıkan, kaçırılmak istenen çuvalların peşinden koşan, gün boyu yaşanan ihlalleri duyurmaya çalışan gönüllüler olarak bizler bu sonucu kabul etmiyoruz. AKP’nin aldığı yüzde 49’un bu ihlaller ve şaibeler ortadan kaldırılmadan kabul edilemeyeceğini düşünüyoruz.
Tüm kurumlarıyla ciddi bir çürüme yaşayan Türkiye’de bütün bu ihlallerin saptanmasının ve hukuki süreçlerin dürüstlük ve şeffaflık ilkelerine bağlı bizleri tatmin edici bir sonuca bağlanmasının zor olduğunu biliyoruz. Ancak bu zorluk bizi daha da kararlı kılıyor.
Muhalefetteki siyasi partileri de bu ihlalleri saptamaya, belgelemeye, gerekli hukuki süreçleri başlatmaya, ve her şeyden önemlisi, AKP’nin önceki büyük hırsızlıklarının bir devamı olan bu hırsızlığa direnmeye çağırıyoruz!

1 KASIM SEÇİM TAKİP MERKEZİ

1kasimtakip@gmail.com
https://twitter.com/1kasimtakip