(Pelin Cengiz/Taraf-15 Kasım 2015)

Türkiye’nin başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara giderek daha fazla bağımsız hâle gelmesi, bu uğurda yüzlerce insanını katletmekten çekinmemesi, bunlar yetmezmiş gibi üç tane nükleer santral inşa etmeye niyetlenmesi, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda herhangi bir kararlılık göstermemesi, yenilenebilir enerjiyi özendirmek yerine demode kalkınma modellerini benimsemesi, öteden beri bilinen gerçekler.

Türkiye, yeni kömürlü termik santral yapımında Çin, Hindistan ve Rusya’dan sonra 4. sırada. Kullandığı petrolün yüzde 90’dan fazlasını, doğalgazın tamamına yakınını, kaliteli taşkömürünün neredeyse tümünü ithal ediyor. Birincil enerjisinin yüzde 90’ını ve elektriğin yüzde 70’ini fosil yakıtlardan karşılayan Türkiye’de elektrik enerjisinin yüzde 30’a yakını kömür yakılarak üretiliyor.

Pek çoğu verimli çalışmayan, yüksek oranda fosil yakıta dayalı elektrik üretim tesislerin yanında farklı sanayi alanlarının yarattığı başka çevresel sorunlarla boğuşuyor. Kömürün yarattığı sağlık sorunları da mevcut. Türkiye’de halen çalışan termik santrallerin yıllık sağlık maliyeti en az 2876 erken ölüm, 637 bin 643 yitirilen işgünü ve 3,6 milyar euro.

Diğer yandan, iklim değişikliğiyle küresel mücadeleye destek vermesi gerekirken, uygulanabilir sera gazı emisyonu azaltım hedeflerinden uzak hâliyle Türkiye iklim meselesine dair gayriciddiliğini bu alanda da sergiliyor.

İstanbul Politikalar Merkezi, tüm bu bahsettiğim açılardan Türkiye’nin kömür başta olmak üzere enerji politikalarını inceleyen yeni bir rapor yayınlandı. “Kömür Raporu: İklim Değişikliği, Ekonomi ve Sağlık açısından Türkiye’nin Kömür Politikaları” adlı rapor, temel olarak Türkiye’deki mevcut durumu, sağlık üzerine etkileri, elektrik üretiminde kömürün payının artmasının iklim ve ekonomi politikalarıyla ilişkisini ve temiz kömür tartışmasını ele alıyor.

Raporu yazan akademisyenler, raporun yanı sıra “Türkiye Kömüre Dur Demeli: Kömür Santrallerine Karşı Akademisyen Bildirgesi yayınladı. Sağlık, çevre ekonomi gibi uzmanlık alanlarına sahip 23 bilim insanının ilk imzacısı olduğu Bildirge, kömürün Türkiye’nin daha fazla linyit çıkarılmasına ve kömür ithalatının artırılmasına yönelik enerji politikaları değiştirilmesi, planlanan termik santrallere verilen lisansların iptal edilmesi ve yeni lisans verilmemesi çağrısı yapıyor.

Türkiye’nin, halk sağlığını, iklim politikalarını ve çevreyi olumsuz etkileyen kömürlü termik santrallere dayalı enerji politikalarından büyük endişe duyuyor ve hükümete çağrıda bulunuyoruz” diye başlayan herkesin, en çok da enerji politikalarında karar verici pozisyonda olanların dikkate alması gereken Akademisyenler Bildirgesi’ndeki başlıkları buradan aktarıyorum:

  • Kömürün Türkiye’nin enerji üretimindeki payını artırmaya, daha fazla linyit çıkarılmasına ve kömür ithalatının artırılmasına yönelik enerji politikaları değiştirilmeli, yeni kömür santralleri yapılmamalıdır. Planlanan yeni kömürlü santrallere verilen lisanslar iptal edilmeli ve yeni lisans verilmemelidir.
  • Kömürlü termik santrallerin sebep olduğu hava kirliliğinden kaynaklanan sağlık sorunları hakkında bilimsel araştırmalar yapılmalı ve gerekli halk sağlığı önlemleri alınmalıdır.
  • Kömüre verilen devlet teşvikleri en kısa sürede tamamen kaldırılmalıdır.
  • Türkiye ekonomisindeki payı hem üretim, hem istihdam açısından çok düşük olan kömür madenciliğinin yerine istihdam potansiyeli yüksek olan yenilebilir enerji kaynakları değerlendirilmelidir.
  • Temiz kömür teknolojisi olarak lanse edilen ve yeni termik santrallerde kullanılacağı iddia edilen gelişmeler yanıltıcıdır. Termik santrallerin iklim değişikliği üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldıracak, geniş çapta uygulanabilir bir teknoloji bulunmamaktadır.
  • Türkiye, enerjide dışa bağımlılığı artıran ve ekonomik olarak sürdürülebilir olmayan kömüre odaklanan bir enerji politikası yerine sürdürülebilir, düşük karbonlu ve yenilenebilir kaynaklara dayalı bir enerji politikasına ve ekonomik gelişme anlayışına geçmelidir.