(The New York Times – Yeşil Gazete / Çeviri: Berk Öktem – 23 Kasım 2015)

Birleşik Krallık hükümeti Çarşamba günü 2025 yılına kadar ülkedeki kömürlü termik santrallerin tümünün kapatılması için çağrı yaptı ve bu tarihten iki sene önce santrallerin kullanımının sınırlandırılmasını teklif etti.

30 Kasım’da Paris’te başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı öncesinde yapılan bu açıklama, Birleşik Krallık’ı karbondioksit salımlarını azaltma konusunda lider olarak gösterme amacı taşıyor gibi gözüküyor.

Birleşik Krallık’nin bu adımı atmasını sağlayan, AB’nin yürütme kolu olan Avrupa Komisyonu’nun raporunda, birliğin 2020’ye kadar salınımları 1990 seviyelerine göre %20 düzeyinde azaltma hedefinin büyük olasılıkla gerçekleşeceğini belirtmesi oldu.

Ayrıca Komisyon 2020’ye kadar, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji oranının %12’lerden %20’lere çıkabileceğini öngörmüştü. Ancak rapor, Birleşik Krallık da dahil olmak üzere bazı ülkeleri, yenilenebilir enerji kullanımı konusundaki “politikalarının ve araçlarının verimli ve etkili olup olmadığının değerlendirmesini yapması gerektiği” yönünde uyarıyor.

Analistler, kömürlü termik santrallerin kapatılması teklifinin Britanya’nın zaten zorlanmakta olan elektrik sağlayıcıları ve şebekesi üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtmekteler.

Enerji ve iklim değişikliği bakanı Amber Rudd açıklamasında belirttiğine göre “Birleşik Krallık gibi gelişmiş bir ekonominin 50 yıl boyunca yoğun karbon salımı yapan, kirletici kömürlü termik santrallere bel bağlaması kabul edilebilir değil.”

Rudd, hükümetin teklifi detaylı bir şekilde baharda açıklayacağını belirtti. Birleşik Krallık, kömürlü termik santralleri ancak ve ancak hükümetin diğer enerji üretim yöntemlerinin işe yarayacağına inanmasıyla kapatır.

Rudd “Bu adımı attığımız takdirde, kömürü sistem dışına çıkarma sözünü gerçekleştiren ilk gelişmiş ülkelerden biri olacağız.” diye de ekledi.

Bu yıl, Birleşik Krallık’ın enerji ve iklim değişikliği bakanlığı görevine getirilmesiyle enerji politikalarını sarsan Amber Rudd, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji çeşitlerinin maliyetlerinin daha uygun hale gelmiş olması gerektiğini savunarak bunlara yönelik teşviklerde kesinti yaptı.

Birleşik Krallık’daki kömür kullanımı yaşlanan santrallerin kapatılması ile beraber azalmakta. Ancak bu yılın ikinci çeyrek rakamlarına göre ülkenin elektrik ihtiyacının %20’sinden fazlası hala bu yakıtdan üretiliyor. Elektriğin %30’u doğal gazdan, %25.3’u yenilenebilir kaynaklardan ve %21.5’i nükleer santrallerden sağlanıyor.

Analistler, Birleşik Krallık’daki kömürlü termik santrallerin çoğunun 2020 ortalarına kadar zaten kapatılacağını ama bütün santralleri önümüzdeki 10 yıl içerisinde kapatmanın çok aceleci olabileceğini belirtiyorlar. Britanya, yeni nükleer santrallerin yapılacağını açıklamıştı ancak bu santrallerin ilki 2025’de üretime başlayabilecek. Yetkililer doğalgaz bazlı santrallere de maliyetlerden dolayı yatırım yapmıyorlar.

Londra’daki Sanford C. Bernstein analistlerinden Deepa Venkateswaran, Paris İklim Zirvesi’nden bahsederken, bu politikaların konferans öncesi poz vermekten başka bir şey olmadığını söyledi. Yeni nükleer santral yapımının ertelenmesinden ve kimsenin doğal gaz santralleri kurmuyor olmasından dolayı kömür santrallerinin acele kapatılmasının olgunlaşmamış bir karar gibi gözüktüğünü belirtti.

Kamu hizmet kuruluşu yöneticilerine göre henüz kömürden daha az güvenilir olan rüzgar ve güneş enerjisine bağlılığı artan elektrik şebekesi için kömür, güvenilir ve esnek bir enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Rüzgar ve güneş enerjisinin şebekeye olan katkıları rüzgar hızına ve güneş ışığı miktarına bağlı olarak değişiyor.

Elektrik fiyatlarının bu ayki yükselişi Birleşik Krallık elektrik şebekesinin zorlandığını gösteriyor. Sistemi yöneten ulusal şebeke, elektrik üreticilerinden daha fazla enerji üretmelerini isterken endüstriyel kullanıcıların ise daha az tüketmesini rica etti.

Çarşamba günü Londra’da inşaat mühendisleri için yapılan bir organizasyonda konuşan Amber Rudd, Birleşik Krallık enerji üretiminde kömür yerine doğal gaz kullanması gerektiğini çünkü gazın kömürden daha temiz olduğunu belirtti. Kuzey Denizi’ndeki petrol üretiminin azalması ile beraber Birleşik Krallık’ın 2030’dan itibaren doğal gaz ihtiyacının %75’ını başka ülkelerden karşılaması gerektiğini de ekledi.

BirleşikKrallık’ın doğal gaz santrallerini ve çevreciler ve yerel muhalifler tarafından protesto edilen kaya gazı çıkarımını desteklemesi gerektiğini savunan Rudd, kömürlü termik santrallerin kapatılmasının ancak hükümetin, ülkenin doğal gaza etkili geçişinin mümkün olduğuna ikna olmasıyla gerçekleşebileceğini belirtti.

Oxford Üniversitesi enerji politikaları profesörü Dieter Helm, Amber Rudd’un kömürü hedef almasının doğru olduğunu söylüyor.

Helm, bir röportajında “iklim değişikliği konusunda ciddi birinin ilk yapması gereken kömürden kurtulmaktır. Bu açıdan bakınca Birleşik Krallık, iklim değişikliği konusunda Almanya’dan daha mücadeleci gözüküyor” diye belirtti.

Almanya son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisine büyük yatırımlar yaptı ancak Avrupa Komisyonu’na göre enerjisinin %25’ını hala kömürden ve diğer katı yakıtlardan sağlıyor.

Haberin İngilizce Orijinali

Haber: Stanley Reed

Yeşil Gazete için Çeviri: Berk Öktem

(Yeşil Gazete, The New York Times)