(Mehveş Evin / Diken – 14 Aralık 2015)

Paris’teki 21. Taraflar Konferansı (COP21) sonucunda Türkiye dahil, 196 ülkenin liderleri, iklim için ‘tarihi’ bir anlaşmaya imza attı.

Buna göre küresel ısınmanın +2 derecenin altında (metinde hedefin +1.5 derece olarak belirlenmesi en önemli gelişme) sınırlanması hedefleniyor…

Bunun anlamı, Dünya’nın artık kömür başta olmak üzere fosil yakıtları terk etme yoluna girmesi…

2050 sonrası iklimi dengeleyebilmenin en büyük şartı, yatırımcıların kömür, petrol ve doğalgazla olan bağlarını kesmeleri.

Anlaşmada öne çıkan önemli maddeler şöyle:

·      Yoksul ve az gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğini 1.5 derecede sınırlandırma talepleri,

·      Uzun vadede ekonomileri karbonsuzlaştırma ve yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş hedefi,

·      Ülkelerin farklılıklarına saygı duyan esneklik mekanizmaları.

Sıradan insanların mücadelesi bu noktaya getirdi

Anlaşma iyi, güzel de ne kadar gerçekçi? Ne de olsa daha evvelki iklim zirvelerinde belirlenen hedefler yerine getirilmedi… Paris İklim anlaşması bir dönüm noktası olacak mı?

İklim adaleti için çalışan 350.org adına May Boeve, “Umduğumuz bu değildi, ama bu anlaşma yine de ciddi bir ilerleme anlamına geliyor. Asıl hedefimiz, adil ve yaşanılabilir bir gezegen” deyip ekliyor: “Eğer ‘sıradan insanların’ desteği olmasaydı dünya liderleri bu problemi daha uzunca bir süre memnuniyetle görmezden geleceklerdi. Dün atılan imza ve anlaşmanın uygulanması arasındaki mesafeyi kapatacak olan, yine halklardan gelecek baskı olacak.”

paris-iklim

Paris’te liderler görüşürken aktivistler, ellerinde çiçeklerle yan yana durarak kırmızı çizgiler oluşturdu. Mesaj, adalet mücadelesinde kırmızı çizgiyi çekmekti.

Paris anlaşmasına harfi harfine uyulsa bile hala çok sayıda insan yükselen denizlerin şiddetine, daha kuvvetli fırtınalara ve sert kuraklıklara maruz kalacak.

Ne yazık ki eylemden kaçınmak isteyen devletler için metinde hala çok sayıda boşluk var…

Anlaşma güzel ama yükümlülük yok

“Tek güzel şey 196 ülkenin bir anlaşma varmış olması. Kötü olan ise yükümlülük içermeyen, hedef koymayan, eylemler için zamanı geciktirmiş ve hala da geciktirecek bir belgenin önümüze konulması” diyen iklim uzmanı Önder Algedik, Yeşil Ekonomi’deki yazısında anlaşmanın sorunlu yanlarını sıralıyor:

1- 2010’da 48 milyar ton olan salımlar, 2030’da 55 milyar tona çıkıyorsa, burada düşük karbonlu bir ekonomiden değil, küresel yüksek karbon ekonomisinin büyüyeceğini söyleyebiliriz. Çünkü bu kadar salım daha fazla kömür, petrol ve doğalgaz ile mümkün.

2- Sadece bu veriler, düşük karbonlu ekonomilerden yüksek karbonlu ekonomilere bir ‘karbon kaçağı’ olduğunu ve devam edeceğini gösteriyor. Bir kısım ülke fosil yakıtlardan uzaklaşırken toplamda artış oluyorsa, diğer ülkelerin daha da yüksek karbonlu bir ekonomiye geçeceğini gösteriyor.

Türkiye kömüre yatırımdan vazgeçmek zorunda

Paris’te imzayı atan Türkiye’nin de artık anlaşmaya sadık kalması ve samimiyetini göstermesi şart… Uzmanlar, bundan sonra kömüre dayalı enerji planlarının değiştirmesi için uyarıyor.

İstanbul Politikalar Merkezi’nden araştırmacı Ethemcan Turhan,“Türkiye, bilimin ortaya koyduğu gerçekleri görmezden gelmeyi bırakmalı. Kömürsüz bir geleceğe doğru yelken açacak enerji politikaları geliştirerek, sera gazı emisyonlarını talip olduğu 2020 İklim Zirvesinden önce dizginleyip düşürmeye başlamalı” diyor…

Ekoloji Kolektifi aktivisti Cem Gündoğan da halkların mücadelesinin önemine dikkat çekiyor: “Türkiye’deki iklim adaleti ve ekoloji hareketleri olarak bizler de en kirli yakıt olan kömür santralleri ile mücadeleye devam edeceğiz. İklim sadece politik liderlerin değil halkların meselesi.”

Müslümanlar iklim için diğer dinlerle dayanışmalı

Dini liderler de iklim adaleti için önemli mesajlar verdi. Islamic Relief Wordwide’ın politika danışmanı Muhtari Aminu-Kano, dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan Müslümanların bu anlaşma konusunda umutlu olması gerektiğini söylüyor: “Ağustos’ta İstanbul’da Müslüman liderler, Kutsal Kuran’ın bize öğrettikleri doğrultusunda, barış ve refah için gerekli olan düşük karbonlu gelecek hakkında vizyonlarını ortaya koydu. Ama halen yapacak çok şey var. Müslüman toplum, diğer dinlerle dayanışma içinde, Paris’tekileri cesaretlendirmeli ve Dünya için sorumluluk almalı…”

İş dünyası dönüşüme 13.5 trilyon dolar harcayacak

İş dünyası da 183 ülkenin verdiği Ulusal Niyet Beyanlarına ulaşmak için, gelecek 15 yılda düşük karbonlu enerji konusunda 13.5 trilyon dolar harcayacak.

•  Unilever –Paris Müzakereleri başlağında 2030 yılında karbon pozitif olacağını açıkladı.

•  BT Grubu: Yüzde yüz yenilenebilire geçeceğini açıklayan 53 büyük şirketten biri.

•  Citi Bank Grubu: Sürdürülebilir büyüme için gelecek 10 yılda 100 milyar dolar ayıracağını açıkladı.

•  Bank of Amerika: 2025’e kadar düşük karbonlu yatırımlara 125 milyar ayıracak.