(Eray Özer / Diken – 26 Aralık 2015)

Sosyal medya mecralarına dün düşen ve kendisinden epey söz ettiren bir video kaydı var. Öyle ki, örneğin ekşisözlük’te birkaç saat içerisinde hakkında sayfalarca yorum yazılmıştı.

Jandarma kamerasından yapılan çekimin özeti şu: Giresun’un Bulancak ilçesinde Belediye Başkanı Recep Yakar ile Jandarma Trafik Tim Komutanı Zeki Evrim Dörtyol, belediyenin yakınlardaki bir dereden kamyonla su çekip yola koyulması sonrası bir tartışma içerisine giriyor. Daha doğrusu jandarma, bir ihbar üzerine yaptığı tonaj kontrolünde, kamyonun tonajının yüksek olması nedeniyle aracı kantara götürüp tartmak istiyor. Olay yerine hemen intikal eden Recep Yakar ise aracın tartılmasına direniyor.

Ama ne direnme!

Son beş yılda başımıza gelenlerin özeti

Video kaydının çeşitli haber sitelerinde de yer alan bir dakikalık versiyonu, işin mavrasına dair güzel bir viral. Lakin 25 dakikalık kayıt öyle mi! 25 dakika boyunca belediye başkanı ile jandarma komutanı arasında yaşananlar aslında son beş yılda başımıza gelenlerin mükemmel bir özeti.

Karşı tarafın jandarma olduğunu unutalım, işini kanunlara göre yapmaya çalışan herhangi bir bürokrat olsun. Zira, komutan diyalog boyunca tek bir kere terbiyesiz bir üslup takınmıyor, silahına eli gitmiyor. Zinhar, fiziksel bir müdahalede bulunmuyor. Silahlı güç olmasından doğan bir avantaj sağlama yoluna gitmiyor. Kendisine yönelik itham ve hatta küfüre kaçan sözlere karşı sadece nazik bir üslupla uyarı yapmakla yetiniyor.

Yani meseleyi asker-sivil iktidar ekseninde almanın hiçbir lüzumu yok.

Şoför koltuğu olmasa da yan koltuğa

Jandarmanın bu tavrına karşın belediye başkanı ise daha ilk dakikadan itibaren ‘Ben halkın oylarıyla seçilmiş bir insanım, sen kimsin ki’dilini bir dakika elinden bırakmıyor.

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrımında bugün yürütme kısmının sahip olmak istediği tüm iktidar alanına, o yürütmenin mahalli düzeyde küçük bir parçacığı olan Bulancak Belediye Başkanı Recep Yakar da talip.

Çünkü öyle görmüş.

Tıpkı, Recep beyin mensubu olduğu parti iktidarında İçişleri Bakanı Efkan Ala gibi, o da işler işine geldiği gibi ilerlemediğinde karşısına yasalardan, kanunlardan bahseden birisi çıkmış olmasından çok rahatsız.

“Kapıyı kırın, alın” demek istercesine kamyona şoför mahalinden girmek istiyor. Yasalar izin vermediğinde o da, Efkan bey gibi diğer kapıyı zorluyor ve şoför koltuğu olmasa da yan koltuğa oturmayı başarıyor.

Sonra, “Yahu sen kim oluyorsun da seçilmiş belediye başkanının başında olduğu belediyenin aracına el koyuyorsun” diyor. Hani,“Sen kim oluyorsun da benim seçilmiş bakanımı yargılamaya kalkıyorsun” diyen Efkan beyden de daha ‘büyükler’ gibi.

Karşı taraf, yasa kanun filan gibi lüzumsuz şeyler söylemekte ısrar ettikçe Yakar önce ‘eski’ bir taktiği devreye sokuyor:“Rüşvetçisin” diyor, kanıt istenince “Vatandaş söyledi”ye başvuruyor. Kimliği belirsiz anonim vatandaşlar… Vatandaş değil, gizli tanık mübarek!

Bir adım sonrası malum, daha popüler bir söylem: “Senin için paralelci diyorlar.”

Paralel devletin, yani Fethullah Gülen tarikatının, Giresun Bulancak’ta, üstelik de Yakar’ın da söylediği gibi ‘o güzel havada’ sulama yapılmasına engel olma seviyesinde memlekete zuhur ettiğini anlayıp bir kez daha bu korkunç örgütün varlığı karşısında dehşete düşüyoruz (Başkan, olaylar geliştikçe telefonda -sesini bir ton düşürerek, daha tatlı tatlı- konuştuğu savcı Emre beyle diyalog halindeyken de araya “Bu askere FETÖ’cü diyorlar”ı sıkıştırıyor. Hani yargı ayağı da neyin ne olduğunu bilsin).

Dediler ve dedikleri gibi de oldu

Ve son olarak… Sayın başkan Recep Yakar’ın araya mırıldanma şeklinde serpiştirdiği “Bulancaklılar bu durumu bir bilse, bu duruma nasıl da kızarlar, bu jandarmanın kulağını nasıl da çekerler” var. Yani halka gitmek…

Yasa, seçilmişin hoşuna gitmedi mi? E hadi, yiyorsa halka gidelim. Kanun, kamyonun bütün hakimiyetini seçilmişe vermiyor mu? Sıkıysa sandık?

Çıkarız meydanlara, ‘Bak bunlar buraları sulatmadı bize, biz size gani gani su getiriyorduk, yolumuzu kestiler’ deriz. ‘Halkın su alma hakkını bu monşerler engelliyor, ellerinde viski kadehleri Boğaz’daki yalılarında tonaj kontrolü yapıyor’ deriz. ‘Arkasında Doğan medyası var’ deriz. Deriz. Dedik çünkü. Dedik ve istediğimiz gibi de oldu.

Dediler sahiden. Dediler ve dedikleri gibi de oldu. Bu kamyonu o kanun durduramadı. O halka, o beğenmediği kanunun, bu kamyon bir gün üstüne devrilmesin diye var olduğu anlatılamadı.

O kamyon halkın üstüne devrildi. Hala anlatılamadı.

NOT: Ben epey ayrıntılı yazdım ama daha aslında çok yan hikaye var. Başkan Yakar’ın yanındakiler mesela. Lütfen videoyu izleyin.