Okuma süresi: 3 dakika

(Alper Tolga Akkuş / Yeşil Gazete – 22 Ocak 2016)

Istrancaların Bulgaristan sınırındaki Dereköy-Karadere-Şükrüpaşa köyleri bölgesinde bulunan ormanlık alanda kurulması planlanan 15 adet RES (Rüzgar Enerjisi Santrali) için Kırklareli ve ilçelerinden sivil toplum kuruluşları, il genel meclis üyeleri ve bireysel olarak toplam 15 imza ile açılmış olan davanın keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirildi.

4

Kırklareli Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 15 adet RES için 5 Ağustos 2015 tarihinde ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) gerekli değildir kararı verilmesi üzerine bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve bireysel katılımcılar taarafından Kırklareli Valiliği’ne karşı açılan davanın keşif incelemesi dün (21 Ocak Perşembe) davayı açan ekoloji aktivislerinin de katılımı ile tamamlandı.

Konuya dair bilgi almak için Doğal Yaşamı Koruma Vakfı Kırklareli İl Temsilcisi Göksal Çidem ile görüştük. Kırklareli Valiliği önünden bölgeye gitmek üzere iken sorularımızı yanıtlayan Çidem, “Yapılması planlanan RES’ler Dereköy, Karadere ve Şükrüpaşa köyleri civarında olacak. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü “ÇED gerekli değildir” kararı verdi ve buna karşı dava açtık. Bildiğiniz gibi 50 megawatt altındaki RES’ler için bu karar alınabiliyor ancak bölgenin özelliği Avrupa’nın en önemli doğa alanlarından biri olması. Yapılması planlanan RES’ler doğa tahribatına yol açacak” diye konuştu.

2

Bölgenin Bulgaristan sınırına bitişik olduğunu belirten Çidem, Bulgaristan tarafında kalan bölgenin Mayıs 1992’de, Avrupa Birliği üyesi ülke hükûmetlerinin, Avrupa içinde tehlikede bulunan doğal yaşam alanlarının ve canlı türlerinin koruma altına alınması amacıyla hazırlanmış Natura 2000 doğal çevre koruma ağı dahilinde bulunduğunu ve Strandja PARK’a sıfır noktasında kurulmasının planlandığını aktardı.

3

Göksal Çidem sözlerini, “Türkiye kısmında yer alan ve 15 RES planlanan Istranca eteklerindeki Dereköy, Karadere ve Şükrüpaşa bölgesi de içinde barındırdığı su kaynakları ile biyosfer rezerv alanı olması nedeniyle Unesco tarafından koruma altına alınacağı belirtilen bir bölge. Planlanan RES’lerin faaliyete geçmesi halinde bölge habitatını olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyoruz” şeklinde tamamladı.

Keşif Sonrası Basın Açıklaması

Keşif incelemesi sonrasında 21 Ocak 2016 tarihinde mahallinde ilk yapılan keşif ve inceleme aşamasında söz alan davacılar “Bizler Dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli çevresel sorunlardan birinin atmosfere salınan sera gazı sonucu küresel ısınma ve iklim değişikliği olduğunun, bu çerçevede yenilenebilir enerji üretimini öneminin bilincindeyiz.” ifadesi ile başlayan bir basın açıklaması paylaştı.

 

4

Göksal Çidem’in okuduğu ve RES’lere karşı olunmadığı belirtilen açıklamada, “Ancak doğru yerde kurulması gerektiğini savunuyoruz. Yenilenebilir ve temiz enerji üreten RES’ler yerelin ekonomik ihtiyaçları, yaşamsal gereksinimleri, doğa, yaşamı paylaştığımız bitki ve hayvan toplulukları gözardı edilerek tüm Istracaları etkileyecek şekilde kuruluyor..” denildi.

“Avrupanın en önemli 5 Doğa alanından biri ve ana kuş göç yolu üzerinde Istrancalar bu ölçüde yoğun ve yaygın RES inşaası, türbinlerin kapladığı alanların yanı sıra, interkonekte sisteme bağlantıları, yan yollar, türbinlerin trafo merkezine bağlanması için kurulan yer altı şebeke tesisleri, türbinler arası açılan yollar, geçici inşaat alanları, türbinlerin kanatları ve emniyet ışıklarının etkisi, çıkardığı titreşim ve gürültüyle Istrancalarda ki doğal ve yaşam hızla yok olacaktır..” bilgisinin de paylaşıldığı ayrıntılı basın açıklamasında Türkiye’nin da taraf olduğu 9 Ocak 1984 tarih ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanarak, 20 Şubat 1984 tarih ve 18318 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Avrupanın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne de atıfta bululularak, “Aralarında endemik, nesli tükenmekte /tehlike altında olan türlerinde bulunduğu zengin kuş popülasyonu RES yatırımlarının tehdidi altındadır. Türbinlerin kanatları, emniyet ışıkları ve yok edilen doğal habitat bu değerli kuş popülasyonu için ciddi yaşamsal risk oluşturmakta olup, faaliyete geçmesi halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğacaktır” bilgisi paylaşıldı.