(Ozan Doğukan Budan & Özkan Zülfikar / Evrensel – 25 Ocak 2016)

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 2010 yılında meydana gelen ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği 6 şiddetindeki depremin ardından TOKi evlerine yerleştirilen köylülerin bu evlerdeki alt yapı, borçlanma gibi sorunlarına bir çözüm bulunmuyor. Köylüler ayrıca, kendilerine şehir gibi bir yaşam kurduklarını ifade ederek, 6 sene geçmesine rağmen duruma alışamadıklarını ifade etti.

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 2010 yılında 6 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremde, 41 kişi hayatını kaybetti, 34 kişinin de yaralı olduğu kayıtlara geçti. Kovancılar ilçesine bağlı Okçular, Yukarıkanatlı, Kayalı ve Tabanözü köylerinde en çok hasar meydana gelirken, burada yaşayan köylüler de TOKİ ve Bayındırlık Bakanlığınca yaptırılan yeni evlere yerleştirilmişti. Köyleri tamamen yıkılan Tabanözülüler de Kovancılar – Karakoçan arasında bulunan ve yol kenarına inşa edilen TOKİ evlerine yerleştirildi. Tabanözülüler köylerine 5 kilometre uzaklıktaki Bağlıağaç’ta 6. yıllarına alışmaya çalışıyor.

55 BİN DEYİP 110 BİN LİRAYA SATIYOLAR

Köy Muhtarı Vahdettin Aydemir, “Toplantılarda evleri yapacaklarını ve bizlere en fazla 55 bin ile 70 bin arasında bir fiyat biçeceklerini söylediler. Ama evler bize 110 bin liraya mal oldu. Hem deprem vurdu hem devlet vurdu” dedi. Evlerinin altına ahır inşa edildiğini, oluşan kokudan dolayı evlerinin pencerelerini bile açamadıklarını söyleyen Aydemir, boş arsalara yaptıkları ahırların da “görüntü kirliliği” nedeniyle yıkıldığını ifade etti. Aydemir, “Evlerimizin önüne yeni mutfak yaptık. Ancak mutfak yaptıran her eve 5’er bin lira para cezası verdiler.” dedi.

Yine kanalizasyonun köyün içindeki caminin yan tarafına akmasından şikayet eden muhtar Aydemir, “Kokudan durulmaz oluyor. Sorunların çözümü için defalarca şikayette bulunduk. Valinin, kaymakamın bizzat ziyaret etti, sözler verdi, ancak bir çözüm üretilmedi.” diye konuştu.

‘KÖYDE KÖY HAYATINA YABANCILAR

Bölgede yaşayan Nurettin Özçakmak,  yeni yerleştikleri yerde köy yaşantısı yaşayamadıklarını ifade ederek, “Bize şehir gibi yerleşim yerleri yaptılar, ancak köy hayatı istiyoruz. Suyumuz köye 750 metre uzaklıkta, ancak dağın eteğinde. Akarsu değil. Pompa ile kuyudan çıkarıyoruz ve elektrikle çalışıyor. Elektrik gidince, su da gidiyor. İki ay da bir 1500 – 2000 lira arası fatura geliyor tüm köye. Ama pompa bozulsa tamir için gidecek bir yol bile yok. “ dedi.

Baki Aydemir de, köyde yaşayan herkesin hayvancılıkla geçindiğini ifade ederek, “Mayıs dökecek yer yok. Köyün orta yerine serpiştiriyoruz. Kokudan durulmaz oluyor. Kar suları eriyince evler su basma riski yaşıyor. Büyük sıkıntılar çekiyoruz.”diye konuştu.