(İnşaat işçisi / Evrensel – 2 Şubat 2016)

Ben Halkalı’da inşaatta çalışan bir işçiyim. Günde 9 saat çalışıyoruz. Ücretimiz ve sigortamız çalıştığımız gün kadar yatıyor. Özellikle kışın çok zorlanıyoruz çalışırken. Taşeron şirketlere bağlıyız. İnşaatta işimiz bitince taşeron yeni proje almamışsa tazminatlarımız ödenmeden kapı önüne konuluyoruz. Yeni baştan iş aramak zorunda kalıyoruz. İnşaatta ne ana firmadan, ne de taşeron firmadan  tazminat alabiliyoruz. İnşaat sektöründe çalışan işçilerin çoğu gurbetçi. Yazın inşaatta kışın memlekette geçiriyor zamanını. Arkadaşlarımız inşaatlarda kalıyorlar. Banyo yok. Tuvaleti kötü. Her türlü mikrobu kapıyoruz. Doğru düzgün kalacak yer yok. Derme çatma yerlerde inşaatlarda kalıyorlar. Yemeklerimiz kötü çıkıyor. Çoğu kez bizi insan yerine bile koymuyorlar. Yemeklerin kötü olduğunu dile getirdiğimizde dikkate alınmıyoruz.
Çalışırken can güvenliğimiz olmadığı için her gün ölümle burun buruna geliyoruz. İş kazasında çoğunlukla bizde hata aranıyor. Ama baret, gözlük, fosforlu yelek ve emniyet kemeri verilmiyor. Torunlarda asansör düştüğünde bunlar işçileri korudu mu?
Anlayacağınız inşaatta insan sayılmıyoruz. İşyerindeki bir makine ile aynı değerdeyiz.
Çünkü örgütsüzüz. Biz yan yana duramadığımız için kaybediyoruz. Gün geçtikçe koşullar daha zorlaşıyor.  İşsizlik artıyor. Tek yolumuz birlikte hareket etmek.