(Çukurova Gazetesi – 1 Şubat 2016)

Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED), Mersin, Akdere yapılmak istenen termik santrali ve 2. Akdere çimento fabrikasının çevredeki canlı yaşamı üzerinde oluşturacağı zararlı etkileri kamuoyuyla paylaştı. MERÇED Silifke temsilcisi Avukat Ayşe Doğan, “Termik Santraller ve Çimento Fabrikaları kirli teknolojilerdir. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gıda kirliliği yaratmanın yanında,  çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler oluşturan yatırımlardır” dedi.

Mersin Akdere’de kurulacak olan Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çimento fabrikasının kapasite artışı onayı için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) başvurusu yapıldı. Öte yandan yine aynı bölgede termik santral yapım çalışmaları da sürüyor. Çevreciler, Akkuyu’da düşünülen nükleer santralin yanı sıra, bu santral ve fabrikaya karşı da tepkilerini ortaya koyuyor. Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED), fabrika ve santralin canlı yaşamı üzerinde oluşturacağı zararlı etkiler hakkında dün bir basın açıklaması yaptı. Silifke Atatürk Anıt Meydanı’nda yapılan açıklamaya çok sayıda çevre dostu katıldı. Burada açıklama yapan MERÇED Silifke Temsilcisi Avukat Ayşe Doğan, Türkiye’nin güneş ve rüzgar gibi yerli temiz enerjiyi tamamen göz ardı ettiğini ve dışa bağımlı bir enerji politikası içerisinde olduğunu söyledi. Turizm bölgesi ilan edilen bölgede, nükleer santral, termik santral ve çimento fabrikası kurulmasına anlam veremediklerini anlatan Doğan, termik santrallerin ve çimento fabrikalarının kirli teknolojiler olduğunu belirterek, hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gıda kirliliği yaratmanın yanında,  çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler oluşturan yatırımlar olduğunu dile getirdi.

“İthal kömüre dayalı termik santrallerle enerjide de dışa bağımlılığımız artmaktadır”

“Bildiğiniz gibi Türkiye’de, 1930’lu yıllarda yerli kaynaklara dayalı olarak başlatılan planlı kalkınma dönemi, özelleştirmelerle terk edilmiş, her konuda olduğu gibi giderek enerjide de dışa bağımlılığımız artmıştır” diyen MERÇED Silifke Temsilcisi Avukat Ayşe Doğan, “Ülkemizin başta güneş ve rüzgar gibi yerli ve temiz enerji potansiyelleri tamamen göz ardı edilmiştir. Siyasi iktidar, son 15 yıldır başta nükleer santraller olmak üzer, ithal kömüre dayalı termik santrallere ağırlık vererek enerjide dışa bağımlı, kirli ve riskli çözümlere yönelmiştir. Bu tercihlerle ülkemiz, temiz ve yerli enerjilere yatırım yapmaktan uzaklaşmakta, tüm dünyanın vazgeçmeye çalıştığı kirli, pahalı, sağlık ve çevre açısından riskli teknolojilere kaynak aktarmaktadır. Turizm bölgesi ilan edilen, eşsiz koyları, tertemiz denizi ile dünyanın cenneti diyebileceğimiz ve uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış deltaların yer aldığı, carettaların, fokların üreme merkezlerinin ve yaban keçilerinin doğal yaşam alanlarının bulunduğu, bizlerin doğup büyüdüğü, içinde yaşadığımız Doğu Akdeniz, nükleer santral, çimento fabrikaları ve termik santrallerle büyük bir tehdit altındadır” dedi.

“Kendi topraklarında nükleer santral kurma ve işletme yetkisini başka bir devlete veren ilk ülke Türkiyedir”

Akkuyu nükleer santral ile ilgili ilk tehdidin başladığını aktaran Doğan, “Bizler, bu topraklarda yaşayan insanlar olarak “Yerli ve temiz enerji “ isterken, “Ne termik ne nükleer; rüzgar, güneş bize yeter” der iken, Akkuyu Nükleer santrali ile ilk tehdit başlamıştır. Dünyada hiç denenmemiş ve kullanılmamış yabancı bir teknoloji ile kendi ülkesinde yapılmasına izin verilen ilk Nükleer Santral, Akkuyu Santrali olacaktır. Hiç bilinmeyen bu teknoloji üzerindeki denetimin nasıl yapılacağı bilinmemektedir. Akkuyu’da yapılmak istenen Nükleer Santrali bir ilktir. Zira dünyada başka bir ülkenin Devlet kuruluşuna kendi topraklarında nükleer santral kurma ve işletme yetkisi veren ilk ülke Türkiye olmuştur. Türkiye ile Rusya arasında yapılan Nükleer teknoloji transferi anlaşmanın hiç bir maddesinde tasarım, malzeme ve operasyon hatalarından meydana gelen kazaların sorumluğunun Ruslara ait olacağına ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Sayabileceğimiz daha birçok olumsuzluklara ve Japonya’ daki Fukushima Santralinde deprem sonrası yaşananlara rağmen ülkemizde, Japonya depreminden ders çıkarılmayarak, adeta bilime karşı durarak, 1973 yılındaki verilere dayalı, yeni bilimsel gelişmeler araştırılmadan, tartışılmaksızın, jeolojik hiçbir araştırma yapılmada, bu konuda kamuoyunu tatmin etmeden, deprem sonrası Akkuyu nükleer santral izninin verilmesi, Akkuyu Nükleer Santral kurulum kararının ne kadar hatalı olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verdi.

“ÇED Raporları yaşanacak çevre sorunlarının üzerini kapatıyor”

Nükleer santrallerin, termik santrallerin ve çimento fabrikalarının çevreye verdiği zararlardan bahseden Ayşe Doğan, şunları söyledi: “Termik santral ve çimento fabrikası için hazırlanan ÇED raporları insan ve doğaya ilişkin bir çok olumsuzluğu görmezden gelen, yöremizde yaşanacak sorunların üstünü kapatan, sadece bir prosedür tamamlama işlemi gibi görülmekte, aynen nükleer santralde olduğu gibi halkın sağlığı ve doğanın geleceği göz ardı edilmektedir. Oysa ki; Termik Santraller ve Çimento Fabrikaları kirli teknolojilerdir. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gıda kirliliği yaratmanın yanında,  çevre ve insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler oluşturan yatırımlardır. Hava kirliliği dünya limitlerinin üzerinde olan Türkiye’de bu kirliliğinin en önemli nedenlerinden birisi zaten termik santrallerdir. Yeni yapılmak istenen termik santrallerle birlikte hava kirliliğinin daha da artacağı ve böylece halk sağlığını ciddi boyutta tehdit edeceği ortadadır. Termik santrallerde ve çimento fabrikalarında yakıt olarak KÖMÜR kullanılmakta olup, kömür, iklim değişikliğine ve asit yağmurlarına neden olan en tehlikeli yakıttır. Kömürün yanması sonucu açığa çıkan atık ise zehirlidir. 2.si yapılmak istenen çimento fabrikasında ve aynı yerde planlanan ÇED raporu onaylanmış bulunan termik santralde Güney Afrika’dan gelen kömür kullanılacaktır. Daha şimdiden, Akdere çimento fabrikasında kullanılan kömür ile Akdere’de yoğun bir hava kirliliği oluşmuş durumdadır. Akdere Çimento Fabrikasında günde 3.500 to Akdere Termik santralinde günde 17.500 ton kömür yanacaktır” Akdere’de şimdi sadece mevcut çimento fabrikasının kömür tüketimi nedeniyle hava kirliliği yaşanmakta olupaynı yerde yapılmak istenen 2.çimento fabrikası ve termik santralin kömür tüketimi ile birlikte, değil Akdere’de Silifke’de dahi nefes almak mümkün olmayacaktır.”

“Ormanlar ve doğal bitki örtüsü yok olacak”

MERÇED Silifke Temsilcisi Avukat Ayşe Doğan, santral ve fabrika kurulduğu takdirde insan sağlığı açısından oluşacak risk faktörlerini de şöyle açıkladı: “Akciğer hastalıklarında ve kanser vakalarında patlama yaşanacaktır. Hava; zehirli gazlarla kirlenecek, asit yağmurları toprağı ve suyu kirletecek, ormanlar ve doğal bitki örtüsü yok olacaktır. Toprak çoraklaşacaktır. Başta çilek ve narenciye olmak üzere tarım bütünüyle yok olacaktır. Denizimiz kirlenecek ve sahillerimizde turizm bitecektir. Yeraltı ve yerüstü sularımız kirlenecek, kullanılamaz ve içilemez hale gelecektir. Su altı yaşamı ve balıkçılık bitecektir. Yeşilovacık ve Akdere, kömür tozu ve kül deposu haline dönüşecektir. Bölgemizde yoğun göç ve işsizlik artacaktır. Denizi, yeşili ve havasıyla doğa tamamen kirleneceğinden, Silifke’de, Aydıncık’ta ve Gülnar’da yaşam zamanla tümüyle yok olacaktır.”

Yaşam enerjimizi elimizden almayın

Çevre dostları olarak, nükleer santrale, termik santrale ve çimento fabrikasına her zaman karşı duruş sergilemeye ve hak araya devam edeceklerini dile getiren Doğan, “Bizler; bölgemizde yapımı planlanan Akdere Termik Santraline ve 2.Akdere Çimento Fabrikasına karşıyız. Yetkililerden halkın karşı olduğu bu yatırımlara izin vermemelerini istiyor ve bunu talep ediyoruz. Bu teknolojilerle, bize elektrik enerjisi vaat eder iken, bizim yaşam enerjimiz olan havamızı, suyumuzu, toprağımızı, denizimizi kirletip, yaşam enerjimizi elimizden alıyorsunuz. Biz, Çernobil Nükleer kazasından sonra Karadeniz’de yaşanan kanser ölümlerini, ülkemizde kurulu bulunan termik santrallerin bulunduğu bölgelerde ki sağlık sorunlarını hatırlatıp, “Kaliteli bir yaşam için önce enerji değil, sağlık gereklidir “ diyoruz” şeklinde konuştu.