(Özer Akdemir / Evrensel – 06 Şubat 2016 )

Aliağa yakınlarındaki İDÇ termik santralinde önceki gün keşif yapıldı. Keşfe katılan hukukçular keşfi “tam bir sinir harbi” şeklinde değerlendirdi. Keşif, ÇED izninin iptali istenen termik santralin tam kapasite ile çalışan bacası altında yapılırken, santralin ruhsatının dahi bulunmadığı öğrenildi. Üstelik, keşifteki gariplikler sadece bununla sınırlı değildi!

‘OYUN’UN RENGİ

Dava sürecine rağmen üretimine devam eden İDÇ termik santralinin ÇED izin belgesine karşı Menemen Esnaf Odaları, Menemen Ziraat Odası Başkanlığı ve bir grup yurttaş tarafından açılan davanın bilirkişi incelemesi sağanak yağış altında gerçekleştirildi. Bilirkişi incelemesi başlamadan aralarında hakimler, bilirkişiler, avukatlar ve davacı yurttaşların olduğu grup dava edilen İDÇ santrali tesislerine alındı. Baştan sona sinir harbi ve gariplikler içinde geçen keşifte ilk tartışmalar burada yaşandı. Keşif heyetinin bulunduğu odadaki masanın üzerine, kapağında şirket müdürüne Başbakan Davutoğlu tarafından ödül verilmesini gösteren fotoğrafın olduğu İDÇ dergilerinden konulmuş olmasına müdahale eden Menemen Ziraat Odası Vekili ve EGEÇEP Hukuk Komisyonu Üyesi Av. Arif Ali Cangı heyetin şirketin toplantı salonuna alınmasının ve salondaki bu derginin adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu söyledi. Geçtiğimiz haftalarda yapılan ENKA termik santrali davası keşfi sırasında da katı tutumları nedeniyle eleştirilen Hakim Barış Çelik, üzerinde Başbakanın resminin bulunduğu derginin mahkeme heyetini ve bilirkişileri etkileyeceğini ileri sürmenin mahkemeyi ve bilirkişileri küçümsemek olduğunu ileri sürerek talebi reddetti.

‘RET’Çİ HAKİM!

Davacı avukatların dışarıdaki sağanak yağışı belirterek bu şartlarda sağlıklı bir keşfin yapılamayacağını ve keşfin ertelenmesi talebini de reddeden hakim ile Av. Arif Ali Cangı arasında “İhsas-ı rey” tartışması da yaşandı. Hakimin bütün talepleri reddeden tutumunu eleştiren Cangı’nın “Şu anda ihsas-ı rey yapıyorsunuz” sözlerine Hakim Çelik, “Polemik yapmayalım” diye yanıt verdi. Av. Berrin Esin Kaya’nın bu sırada hakime yönelik “Siz ENKA davasında da aynı tavrı sergilediniz” sözleri dikkat çekti. Hakim Çelik, bilirkişi heyetinin bölgenin özelliklerine göre yeterli uzmanlardan oluşmadığı itirazını ile TTB’nin ve halk sağlığı uzmanlarının hazırladığı halk sağlığı yoklama listesinin bilirkişilere verilmesi taleplerini de reddetti.

TAM KAPASİTE ÇALIŞIYOR AMA RUHSATI DAHİ YOK!

Baştan sona gergin bir atmosferde, sağanak yağış altında geçen keşif, dava açılan tesisin tam kapasite çalıştığı bir zaman içerisinde geçti. Keşif ile ilgili açıklamalarda bulunan Av. Arif Ali Cangı, bilirkişi keşfini bir ‘oyun’ olarak niteleyerek şunları söyledi: “Oyun dedim çünkü; ÇED iznine ilişkin dava devam ederken santral tam kapasite ile çalışıyor, üstelik keşif sırasında öğrendiğimize göre yetkili idare (İzmir Büyükşehir Belediyesi) tarafından verilmiş bir işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan çalışıyor. Buna nasıl göz yumulur?”

‘23 YILDIR BÖYLE KEŞİF GÖRMEDİM!’

23 yıla varan meslek hayatında böylesi bir keşif yaşamadığını aktaran Cangı, “Şimdiye kadar karşı taraf idare ve şirketle kıyasıya tartışmış, hatta tehditler bile almıştık ama keşif yapan hakimle bu şekilde usule ve hukuka sığmayan diyalog yaşamamıştık. Gerilimli, yorucu, bıktırıcı bir keşifti, bunun genel uygulamanın başlangıcı olmaması için yaşam savunucularının yasal ve meşru yollardan bir şey yapması gerekir” dedi. Neredeyse tüm taleplerin hakim tarafından reddedildiğini kaydeden Cangı, “Yani Aliağa’da İZDEMİR Termik Santralinde hukuk yok, çevre ve yaşam kaygısı yok. Bütün bu olumsuzluklara dur diyecek, hukuksal denetim yapacak düzgün yargılama da yapılamıyor ne yazık ki. Aliağa ve yöresine çok büyük kötülük yapılıyor.”

‘İZMİRLİLER SES ÇIKARIN’

İzmirlilerin 26-27 yıl önce termik santrali durdurduğuna dikkat çeken Cangı, “Şimdi de durdurabilirler. Ruhsatsız çalışması çok ciddi bir durum, İzmir Büyük Şehir Belediyesi davacı iken buna göz yumması anlaşılır gibi değil. Bu hukuksuz santrali durduramazsak, sıradakilerin önüne geçemeyiz. Bu davayı kazanmak için topyekün yaşamı savunmaktan başka çare yok. İzmirliler ses çıkartın, ‘Termik ölümdür’, ‘Termik santrali kapatın’ çığlığı atmaktan başka çare yok” dedi.

BİLİRKİŞİLER DE TARTIŞMALI

İHSAS-I rey (hakimin dava sürerken oyunun rengini belli etmesi) tartışmalarının yaşandığı keşifteki bir diğer gariplik, bilirkişi heyetindeki Prof. Dr. Ayşegül Pala’nın dava öncesi aynı bölgede açılan cüruflarla ilgili davada cürufları ‘tehlikeli atık’ olarak niteleyen TÜBİTAK raporundaki o ifadeyi ‘tehlikesiz atık’ olarak tahrif eden bilirkişi heyeti içinde olmasıydı. Bu bilirkişiler hakkında EGEÇEP görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunurken, HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan da yazılı bir soru önergesi ile konuyu TBMM gündemine taşımıştı.