(Özer Akdemir / Evrensel – 10 Şubat 2016)

Gediz Ovasının ortasında sülfirik asitli nikel madeni kurmak istiyorlar ama daha suyu bile nerden alacakları belli değil!

Turgutlu yakınlarındaki Çaldağı’nda sülfirik asitle yapılmak istenen nikel madenciliğine verilen ÇED olumlu belgesine karşı açılan davanın son duruşmasında madenciliğin yapılması durumunda bölgenin nasıl bir tehditle karşı karşıya olduğuna vurgu yapıldı.

‘TARIMI BİTİRİR’ UYARISI

Manisa Bölge İdare Mahkemesi’nde gerçekleştirilen duruşmaya Turgutlu, Manisa, İzmir, Foça, Salihli gibi yerlerden yurttaşlar ve yaşam savunucuları katıldı. Aralarında TMMOB’a bağlı çeşitli odalar, EGEÇEP, Turçep, gibi kurumların bulunduğu davacıların avukatları madende yapılan bilirkişi incelemesi sonrası verilen rapordaki bazı noktalara dikkat çektiler. Bilirkişi raporunda madende kullanılacak sülfürik asitin imal edileceği asit fabrikası ile ilgili ÇED raporunda yeterli bilginin olmadığına yapılan vurgunun önemine dikkat çeken hukukçular, tek başına bunun bile ÇED raporunun iptali için yeterli bir neden olacağını dile getirdiler. Madenin ÇED Raporunu aldıktan  sonra işletmede kullanılacak yöntemi değiştirdiğine dikkat çeken hukukçular, madende kullanılacak su konusunun bile henüz netliğe kavuşmadığını söylediler. Türkiye yüzölçümünün %8’i kadar kalan 1. sınıf tarım arazilerinden birisi olan Gediz Ovasında yapılacak bu madenciliğin yöre tarımını bitireceği uyarılarını dile getiren hukukçular, madenin getirisinin götürüsü yanında bir hiç olacağını söylediler.

BİLİRKİŞİ MADENİN DANIŞMANIYMIŞ!

Duruşmada da TMMOB’a bağlı odalar adına söz alan TMMOB Yönetim Kurulu üyesi Cemalettin Küçük, madenle ilgili olumlu görüş bildiren bilirkişilerden Prof. Dr. Erol Kaya’nın ünvanını ilk kez gördüğünü belirterek, “Bizim 24 odamıza kayıtlı 93 disiplin var. Erol Kaya’nın karşısında yazan ‘Maden ve Çevre Kirliliği Kontrolü Mühendisliği’ gibi bir ünvan şimdiye kadar görmedim. Bilirkişilere 17 soru sormuştuk keşif öncesi. Bu 17 konudan 10’unda madenle ilgili olumsuz görüş bildirmişler. Tek birinde bile olumsuz görüş bildirmeleri madene verilen izinlerin iptalini gerektirir” dedi. EGEÇEP avukatı Arif Ali Cangı’da bilirkişilerden Erol Kaya’nın madenin daha önceki sahibi Bosphorus şirketine danışmanlık yaptığının ortaya çıktığını belirterek, güvensizliklerini dile getirdi.

EGEÇEP avukatlarından Berrin Esin Kaya’da bilirkişiler içinde madene karşı olumsuz görüş yazan bilim insanının uzmanlık alanının çevre olduğunu ve bu alana göre görüş bildirdiğini belirterek bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi.

ŞİRKET MÜDÜRÜNDEN İTİRAF

Şirket avukatının yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı avukatı ve uzmanının da madenci şirket yanında yer aldığı duruşmada Bakanlık avukatı madenin etkilerinin ÇED raporunda yeterince değerlendirildiğini, asit tesisi ile ilgili yeni bir ÇED yapmanın mevzuata aykırı olduğunu söyledi. Duruşmada söz verilen madenin Genel Müdürü Köksal İbrahimoğlu’nun önceki proje alanında iki SİT alanının olması nedeniyle yığın liçinden tank liçine geçtikleri, bunun da maliyeti arttırdığı ama aynı zamanda çevresel etkilere de daha çok önem verildiği sözleri, davacı avukatlar tarafından bir itiraf olarak değerlendirildi.

EKONOMİYİ DEĞİL EKOLOJİYİ GÖZETİN

Maden alanındaki 2 sit alanının ÇED raporu sürecinde belirtilmemesinin hazırlanan ÇED raporunun niteliğini gösterdiğini belirten avukatlar, mahkeme heyetine seslenerek; “Şirket doğal olarak madenciliğin ekonomik boyutuyla ilgili. bilirkişiler de mühendisçe bakarak önlem alınırsa bu maden çıkarılabilir demişler. Oysa biz ekolojik boyutunu ve Anayasa’nın, yasaların doğayı korumakla ilgili kısımlarını göz önünde bulundurmalıyız. Çaldağındaki bu madencilik yapılırsa yöre tarımı bitecek, çocuklarımızın geleceği, sularımız kirlenecek” diye konuştular. Duruşmada söz alan CHP eski Manisa Milletvekili Hasan Ören’de daha önce iki Çevre Bakanı’nın bu madene izin veren belgelere imza atmadığını, bu nedenle de bakanlıktan alındıklarını söyledi. Mahkeme önümüzdeki günlerde kararını bildirmek üzere duruşmayı bitirdi.