Okuma süresi: 5 dakika

(Deniz Yazlım / DİHA – 20 Şubat 2016)

Eğer Artvin halkı, kendilerine anbean telkin edilen “vatan” telkinlerinin altında yatan gerçeğin “Cengiz’in kasaları” olduğunu unutmaz ve Nazımca, “Cengiz’in kasalarıysa vatan ben ‘vatan hainiyim’” diyebilirse, o zaman doğasını koruyabileceğine işaret edenlerin sayısı ise hiç azımsanmayacak düzeyde.

1996 yılından bu yana “madencilik faaliyeti” adı altında yürütülen doğa talanıyla mücadele eden Artvin halkı, son 2 gündür bu mücadelelerine yönelik devlet şiddetiyle birlikte Türkiye’nin gündemine geldi. Dünyanın ender doğa güzellikleri içinde yer alan Artvin’in Cerattepe bölgesinde, AKP’nin yeni dönem sermaye sınıfından Cengiz Holding, altın ve bakır gibi değerlerli madenler çıkartıp uluslararası sermayeye peşkeş çekerek, kendisine ve hükümetine düşen payı almanın peşinde. Artvin halkı ise önüne gelen her şeyi yok eden bu aç gözlü şirkete karşı şehrin tek su kaynaklarının bulunduğu görkemli Genya Dağı ve Kafkasör Yaylası’nı, bölgede yaşayan tüm canlıları ile yaşam alanlarını korumanın mücadelesi içerisinde.

Artvin halkının mücadelesine şahit olmak ve şehir atmosferini aktarmak için bizde, JİNHA muhabiri Habibe Eren ile birlikte Ankara’dan yola çıktık.

Patlama haberi Artvin otobüsünde tartışılıyor

AŞTİ’den bindiğimiz otobüs Karadeniz’e doğru yol alırken, araçta bulunan yurttaşların tek konusu “Cerattepe’deki mücadele ve polis şiddeti” oluyor. Yolcuların tartışmalarında ise polis müdahalesine karşı duyulan öfke konuşmalara yansıyor.

Ankara dışına çıktığımızdan kısa bir süre sonra Genelkurmay bölgesinde yaşanan patlamanın haberini alıyoruz. Artvin yolcularının tepkileri “artık yeter” şeklinde olurken, kısa bir süre sonra siyasi tartışmalar başlıyor. Bir yolcu, “Bence bir taşla iki kuş vurmak istiyorlar” diyor ve “Patlamayı yaparak Suriye’ye müdahalenin zeminini hazırlıyorlar. İkinci kuş ise biziz. Artvin’i gündemden düşürüyorlar” sözleriyle klasik bir AKP politikası tespiti yapıyor. Bu sözler ise otobüste bulunan diğer otoyolculardan büyük bir ilgiyle karşılık buluyor.

Tartışmalarla geçen bir gecenin ardından, 16 saatlik yolculuğun sonunda Artvin’ e ulaşıyoruz.

36 yıl sonra ilk kez devletle karşı karşıyalar

Sabahın erken saatlerinde daha şehir uyanmışken sivil polislerin varlığı Artvin’deki olağan üstü duruma işaret ediyor. Keza Artvin, 12 Eylül öncesi gerillacılığa kadar ulaşan ciddi bir mücadelenin ardından ilk defa böylesi olaylara sahne oluyor. 36 yıl sonra ilk kez asker-polis ile halk karşı karşıya geliyor, çatışıyor, barikatlar kuruluyor.

Buluşma noktası Yeşil Artvin Derneği

Şehirdeki ilk durağımız 96 yılında “madenciliğe” karşı başlayan mücadelenin hemen ardından kurulan Yeşil Artvin Derneği oluyor. Artvinlerinin ve dışarıdan gelen destekçilerin bir araya geldiği derneğin de ana konusu 2 gün süren polis müdahalesi ve gün içerisinde yapılacaklar. Daha güne başlar başlamaz, Cengiz Holding’e yer tesis etmeyen mühendislere soruşturma açıldığı, iş makinelerinin çalışmaya başladığı ve ağaçların kesilip, tel örgülerin çekildiği haberlerini dernek binasında peşi sıra alıyoruz. Haberlerin ardından halk Cerattepe’ye çıkmak istiyor ancak aynı gün için eylem alanı Artvin’in merkezi oluyor. Yine de bir grup Artvinli, Cerattepe’ye çıkmak için hareketleniyor.

“Cengiz’in polisi, Cengiz’in askerisiniz”

Biz de HDP İstanbul Vekili Erdal Ataş ile HDP MYK Üyesi Beyza Üstün ile Cerattepe’ye çıkmak için yola koyuluyoruz. Ancak inşaatın başladığı alana giden her yola barikatlar kurmuş halde. Katrevan bölgesindeyiz. Bir grup Artvinli Cerattepe’ye çıkmak için kararlılığını sürdürürken, polise verdiği tepkiler dikkatimiz çekiyor. Cerattepe yolu üzerinde işletmesi olduğunu söyleyen ve yolun açılmasını isteyen Ali Saraçlı adlı Artvinli, “Siz Cengiz’in polisisiniz, Cengiz’in askerisiniz. Bir kişiyi korumak için halkın önüne barikat kuruyorsunuz, bize bunu laik görüyorsunuz” şeklinde tepkisini dile getiriyor. Aslında Saraçlı, Artvin halkının polise karşı beslediği duyguları özetliyor.

Bir diğer Artvinli ise, “Biz burada 30 yıldır polisi besliyoruz. Ekmeğimizi yediler hesabını yapmadık. Cengiz İnşaat öyle diyor diye bize yapmadıkları eziyet kalmadı. Artvin’in yarısı hastanede. 30 yıldır bu polisle kardeş gibi geçindiğimize lanet ediyoruz” diyerek Artvinlilerin kırılma noktasına işaret ediyor.

deniz_nazlim_izlenim_1-1024x683

Polise öfke hâkim

Tekrar şehir merkezine döndüğümüzde Artvinlilere, kanaat önderlerine, polis müdahalelerini ve geleceğe yönelik düşüncelerini soruyoruz. Artvin’de tüm yurttaşlar da “Bu polis Cengiz’in polisi” düşüncesini öfke ile dile getiriyor. Artvinli Ferhan Beken, “Cengiz’in madenleri çıkartması için onları korumak için bize iki gündür saldırdılar” sözleriyle yaşadıklarını anlatıyor. 40 yaşındaki Hatice Nur Ersoy ise, çatışmaların tam ortasında kaldığını ve polisin acımasızca insanlara gaz bombaları ile saldırdığını ifade ederek, “Okan Tekin, otistik bir çocuğumuz. Gazın tam ortasında kaldı. Daha yeni kendine geliyor” sözleriyle polise öfkesini dile getiriyor.

Artvin birlik içinde ve kararlı

Dışarıdan kente ulaşan herkes tüm Artvinlilerin madeni yaptırmamakta kararlı olduğunu hemen fark ediyor. Keza konuştuğumuz herkes bu kararlılığı aktarıyor. Örneğin, Muhtarlar Derneği Başkanı Cafer Azizoğlu, bu durumu “Bu halk madeni yaptırtmayacak. 355 köy muhtarının başkanıyım. Hiç bir köyümüz bu madeni istemiyor, hepsiyle görüşüyorum. Böyle giderse yazık olacak. Analarımıza küfür eden Cengiz’in yanına kalmayacak” diye ifade ediyor.

Şehirdeki demokratik örgütlerin de madene karşı kararlılıkları görülüyor. Artvin Halkevleri Başkanı Yasin Öztürk, “İki günlük mücadelenin sonun da şehir merkezine indik ancak bu durum böyle gitmeyecek tabi ki” diyor ve yakında tekrar Cerattepe’de olacaklarının sinyalini veriyor.

Akşam saatlerinde binlerce kişinin “Cerattepe geçilmez, Artvin yenilmez” sloganıyla yaptığı yürüyüş ise bu kararlığının en büyük kanıtı oluyor.

deniz_nazlim_izlenim_2-1024x680

Bergamalı nam-ı diğer Asteriks

Öte yandan şehirdeki tüm demokrasi örgütleri Yeşil Artvin Derneği’nin birleşeni gibi hareket ediyor. Aynı zamanda Artvin halkının mücadelesine dışarıdan da destekler geliyor.

Şehir merkezinde karşılaştığımız ve adını İzmir Bergama’da “madenciliğe” karşı mücadeleyle duyuran nam-ı diyar “Asteriks” yani Oktay Konyar, 17 yıllık doğa mücadelesi deneyimini aktarmak için ve destek olmak için Artvin de. Halkın kararlılığını iyi gördüğünü ancak devletin oyunlarının bitmediğini dile getiren Konyar, Artvin halkına daha yaratıcı eylemler düzenlemesi için önerilerde bulunuyor.

Esnafın mücadelesi ‘rüşvet’ ile kırılmaya çalışılıyor

Artvin’in şehir merkezinde esnaf ise mücadeleye oldukça duyarlı. İki günlük polis müdahalesinde esnafın yüzde 95’i kepenk kapatmış ve kepenklerini indirmeyenlere de tepki gösterilmiş. Aldığımız bilgilere göre, ekonomisi çok da iyi olmayan esnaf 5-6 gün boyunca aralıksız olarak kepenk kapatabilecek durumda. Şehirde restoranı olan Kadir Yılmaz, kendisine Cengiz İnşaat çalışanlarına yemek vermesi için teklif yapıldığını ancak ihtiyacı olduğu halde “rüşvet” anlamına gelen teklifi kabul etmediğini aktarıyor. Esnafa bu tür tekliflerle gidildiğini de aktaran Yılmaz, şehirdeki hiç bir esnafında bu tür teklifleri kabul etmeyeceği görüşünde.

deniz_nazlim_izlenim_3-1024x683

‘Terörist’ algısıyla eylemler kırılmak isteniyor

Öte yandan Artvin halkı, Hava Ana’nın “Devlet dediğin nedir, benim devlet… Buraya turizm gelecekse de biz getirelim” sözlerinde olduğu gibi kendi toprağı hakkında kendi kararını vermek istiyor. Bu hakkı için 2 gün verdiği yoğun mücadelede de barikatlar kurdu, taş attı.

Ancak bu durum özellikle AKP medyası tarafından “teröristler” şeklinde atılan manşetlerle kriminalize edilmek istendi. Keza AKP medyası tarafından atılan manşetlerin bir nevi işe yaradığı görülüyor ki, Artvinliler de “biz terörist değiliz” savunması hâkim bir düşünce haline gelmiş. Bu durumun daha perçinleşmesini sağlayan bir diğer unsur ise CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın “Burası ne Cizre, ne Şırnak burası bir Cumhuriyet kenti Artvin” şeklindeki toplumu kutuplaştıran, ırkçılığa varan sözleri oluyor.

Bu bilinci yayan bir grubun aslında, “Aman biz vatanseveriz, aman taş atmayın” şeklindeki telkinleriyle Artvin halkını pasifize ettiği de dile getirilen yayın görüşlerden biri. Ancak her şeye rağmen Artvin halkı belli bir bilince ulaştığı ve asıl sorunun “sermayenin kar hırsı” ile “kendi doğalarını koruma” arasındaki çatışma olduğunun farkında oldukları da işaret edilen bir başka düşünce.

“Vatan Cengiz’in kasalarıysa”

Kitleye bir noktada öncülük eden ve polisin müdahalesinin ikinci gününde kitlenin büyük bölümünü şehir merkezine çekerek direnişin kırılmasında etkili olan bu elit grubun, sahte vatanseverlik telkinleri karşısında Nazim Hikmet’in “Vatan haini” şiiri akla geliyor. Eğer Artvin halkı, kendilerine anbean telkin edilen “vatan” telkinlerinin altında yatan gerçeğin “Cengiz’in kasaları” olduğunu unutmaz ve Nazımca, “Cengiz’in kasalarıysa vatan ben ‘vatan hainiyim’” diyebilirse, o zaman doğasını koruyabileceğine işaret edenlerin sayısı ise hiç azımsanmayacak düzeyde.