(Zeynep Altıok Akatlı*/ Birgün – 28 Şubat 2016)

“Bir soluk alayım izin verin de”​**

Hiç Artvin’e gittiniz mi bilmiyorum ama hemen hemen hepimizin hele şu günlerde derin nefes alma ihtiyacı içinde olduğunu tahmin edebiliyorum.

En azından yüreğinde insan ve doğa sevgisi olan herkesin nefesi daralıyor. Geçtiğimiz pazar günü Hilmi Yarayıcı ile birlikte doğa talanına dur demek için Artvin Cerattepe yolundaydık. 20 yıllık bir direniş öyküsünün AKP hükümetinin Cengiz Holding sevdası ile yeniden harlanan ateşine direnen Artvin halkının yanında olmak için ben İzmir’den, Hilmi İstanbul’dan yola çıktık. Artvin’de Samsun vekilimiz Kemal Zeybek ve Artvin vekilimiz Uğur Bayraktutan ile buluştuk.

Artvin’in güzel yürekli insanları 9 gün boyunca 1700 metre rakımda hava muhalefetine ve devletin polisinin orantısız şiddetine rağmen direndiler ve mahkeme süreci sonlanana kadar yürütmeyi durdurma sözü aldılar. Bu kalıcı bir kazanım gibi gözükmese de 9 günlük onurlu ve haklı direnişin sonucudur. Nöbet alanından güvenlik güçleri çekilmezse verilen sözden şüphe duymak için bir neden daha var demektir. Şimdi bizlere düşen mahkeme sürecini yakından takip etmek.

Artvin’de günlerdir sokaklara dökülen insanlar, Kafkasör yaylası rant uğruna AKP’ye yakınlığı ve milyon dolarlık şaibeli ihaleleri ile tanınan Cengiz Holding’e kurban edilmesin diye canlarını ortaya koydular. Onlarınki kapris değil, çok şey istemiyorlar. Şiddet uygulamıyorlar. Onlar yaşam hakkı için, yaşam kalitesi için, çocuklarının geleceği için direniyorlar.

Madene hayır diyorlar çünkü kentin hemen arkasında yer alan madenin yapılacağı alan %80 eğimli heyelan bölgesi. Kayma riskine karşı en büyük koruyucu ağaçlar. Bu ağaçlar madenin yapılacağı 31,8 hektarlık alanın tamamını kaplıyor. O yüzden orman kesimi konusunda son derece tehlikeli. Bilim adamları, bu ormanlara dokunulduğunda burayı tutamazsınız diyorlar. Kafkasör Hatila Vadisi ve Çoruh Vadisi dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 25 karasal ekolojik bölgesinden biri. Artvin bu ülkenin en güzel doğaya sahip kentlerinden biri. Yeşilin, mavinin, türlü bitkinin ve hayvanın barındığı bir cennet. Dünyanın en zengin bitki örtülerinden birine sahip. Üçüncü zamandan beri kesintisiz orman varlığı sürdüren bu alan, sayısız kuş türünün iki önemli göç hattından biri, nesli tükenme tehlikesi altında olan bir çok canlının evi. Artvin’in tüm içme suları Cerrattepe’den geliyor. Yanı başında Hatina Milli Parkı, altında ise Kafkasör Turizm Koruma ve Geliştirme alanı var. Burada insanlar yayla şenlikleri düzenliyorlar, bir araya geliyorlar, burası Artvin halkı için çok önemli bir alan. İktidarın biat etmeyip direndiği için bir çırpıda terörist yaftasını yapıştırdığı bu insanlar orada yaşıyorlar, orada doğmuşlar, orada büyümüşler, orası Artvinliler’in hayatı.

Artvinliler 20 yıldır Cerattepe’de madene karşı fiili ve hukuki mücadele yürütüyor. Artvin halkının 21 Haziran 2015’ten beri tuttuğu nöbete güvenlik güçleri defalarca saldırdı. Kendi halkını, ağzı bozuk bir maden şirketinin patronu için polisine, jandarmasına dövdürdü, gazlattı, coplattı. 1990’ların başında bu bölgede altın, bakır, gümüş, çinko arayan şirketler Artvin halkının tepkisini çekmişti. Defalarca şirketler o alanı boşaltıp gitti, Artvin halkı açtığı mahkemeleri peş peşe kazandı. Hukuk işledi, çekildiler, kimse de kimseyi polise, jandarmaya dövdürmedi!

Ne zamana kadar? Artvin’in dağlarına, yaylarına, ormanlarına milletine anasına küfreden ağzı bozuk bir rantçı gelip çökene kadar. Devlet bütün imkanlarını bu adam için seferber etmiş durumda. 2014 yılında “burada maden işletilemeyeceğine” dair karar yerel mahkemeden çıktı ve Danıştay tarafından onandı.

Ne yaptılar peki? Şirket gitti ikinci bir ÇED süreci başlattı ve Bakanlık Danıştay’ın bir önceki “burada maden işletilemeyeceğine” dair kararına rağmen olumlu raporu verdi. Artvin halkı buna yeniden itiraz etti. 14 Mart’ta bölgede keşif yapılacak. Fakat şirket bölgede keşif yapılmadan kesebileceği kadar ağaç kesip keşfi de anlamsız hale getirmek istiyor.

Hükümet yetkilileri TV’lere çıkıp ağaç kesilmeyecek diyor. 53.300 ağaç kesileceği ortaya çıkıyor. Başbakanın kişi başı 10 metre kare olan yeşil alan şartını 15 metre kareye çıkartma vaadini hatırlayalım. Artvin’de 53.300, Yırca’da 6000, Ovacık’ta 1000 ağaç keserek mi artacak o yeşil alan? Belki de ihale ile kent merkezlerine periyodik olarak ekilip sökülen bitkilerle artacak ve biz de buna sevineceğiz öyle mi? Kesilen ağaçların da yerine yenileri dikilecek deniyor. Bu ne cahilce ve insanı aptal yerine koyan bir açıklamadır. Üçüncü dönemden beri süren yaşamın yerine Taksim meydanına koyduğunuz gibi beton saksılara mı ağaç dikeceksiniz? Kaç yılda yetişecek o ağaçlar? Orada barınan canlılar nereye gidecek? Canlarının yerine can gelecek mi?

Hükümet millete açıkça küfür ederek meydan okuyan şirketin koruyuculuğuna soyunmuş, tutmuş yaşama hakkı için mücadele eden insanların karşısına terörle mücadele eder gibi TOMA’lar, çevik kuvvet polisleri yığıyor ve kıyasıya dövüyor, copluyor, plastik mermilerle saldırıyor. Hastanelere nişan alıyor, rant için talan için şiddete başvuruyor. Cerattepe’de yaşananlara bizzat tanık olduk. 10 kişilik ekip ile alana yürümeyi teklif eden kadınlara nasıl müdahale edildiğini gördük.

Konuştuğumuz gençler o alan bizim için sadece doğal güzellik, besin kaynağı, sağlık demek değil, o alan aynı zamanda bizim sosyal hayatımız, buluşma yerimiz, eğlencemiz diyor. Yöre halkı için bütün bir hayatı ifade ediyor Kafkasör yaylası. Sadece ağaçlar değil sağlık, turizm, ekonomi, kültür her şey tehdit altında.

14 Mart günü yeniden keşif kararı var. Neden bu telaş ve ısrar? Aceleniz ne? 20 gün bekleyemeden iş makineleri ile talana koşmak neden? Geri dönüşü olmasın diye mi? İnsanlar 20 yıldır bunun mücadelesini veriyorlar. Haydi zahmet edip gitmiyorsunuz, görmüyor musunuz televizyonlardan? 25 bin kişilik kent merkezinde 15-20 bin insan sokağa çıkıyor, bütün kent geceleri ışıklarını söndürüp açıyor, ses çıkartıyor, protesto ediyor, nöbet tutuyor. Bir halka rağmen, halka karşı “biz bunu yapacağız” deniyor. Milli iradeye saygı diye kükreyerek yasal ve özgür iradeyle gerçekleşen seçimleri dahi yok saydınız! Buyrun size milli irade. Bundan âlâ milli irade mi olur? Talimatı sadece milletten alırız diyorsanız Cerattepe’de milletin talimatı nettir! Duyun insanların sesini. Halkla inatlaşmayın. Artvin halkı toprağını, ağacını, yeşilini savunuyor. Onlar bu ülkenin yarınını savunuyor, nefes alma hürriyetini savunuyor, özvatanlarını savunuyor.

Bir karar verin; kimin hükümetisiniz?

Artvin halkının mı?

Şirketlerin mi?

Bir karar verin yasal taleplere karşı şiddet, çatışma, savaş nedeye kadar sürecek. Herşeyi kişisel hırs malzemesi yapmayın. Artvin’i rahat bırakın, Doğu Karadeniz’i, suyu, ağacı, ormanı rahat bırakın! Ülkemizin topraklarını, masum insanlarını rahat bırakın. Artvin Artvinliler’indir, çiçeğindir, böceğindir, suyundur, ağacındır, yeşilindir! Artvin millete küfür eden şirketlerin değil hepimizindir!

​​Unutmayın nefes herkese lâzım.

*CHP İzmir Milletvekili

​**Metin Altıok ‘un Süveyda adlı kitabında yer alan İzin Verin de adlı şiirden alıntıdır.