(KOS Medya – 1 Mart 2016)

Kuzey Ormanları’nın şehrin içinde kalan tek parçası Fatih Ormanı’na bir hançer gibi saplanacak olan Park Orman Tabiat Parkı Projesi için bildiğimiz üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 10 Aralık 2015 tarihinde “ÇED gerekli değildir.” kararı vermişti. “Kamping” adı altında 740 bin TL’ye kiraladıkları 148.12 hektarlık Fatih Ormanı’nda, Bilgili ve Doğuş Holding 84,33 hektarlık “proje” planlıyor. 93 farklı karasal kuş türünün, 32 memelinin, 17 sürüngen türünün yaşamını sürdürdüğü Fatih Ormanı’na girilir ise tüm canlı yaşamı yok olmakla karşı karşıya bırakılacak.

dfo

Projeye göre,  kent ormanı Kamping Alanları, 109 adet Kır Evi (Bungalov), Kapalı Otopark, Çok Amaçlı Salon, Kır Kahvesi, Güç Merkezi ve Peyzaj Alanları yapmak amacıyla işgal ve talan edilecek.

Doğuş ve Bilgili Holding’in ortak olduğu Ege Turizm ve Gayrimenkul Yatırımları A.Ş. ÇED başvurusu yaparken “Park Orman Tabiat Parkı Projesi Proje Tanıtım Dosyası” hazırlatmıştı. Ekosistem Değerlendirme Raporu’nun da eklenmiş olduğu bu dosyadan Fatih Ormanı’nın flora (bitki coğrafyası) ve faunasıyla (hayvan varlığı) ilgili şu bilgileri derledik:

1) “Orman ekosistemi hüküm sürmektedir.”

Dosyanın 143. sayfasında, projenin yapılacağı alan için “orman ekosistemi hüküm sürmektedir.” denilmiştir. Bu demek ki Doğuş ve Bilgili İnşaat planladıkları alanın orman olduğunun bilincindedir. Fatih Ormanı bir “proje alanı” olmadığından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na şunu soruyoruz: Orman ekosisteminin hüküm sürdüğü bir alanda yapılaşma projesi planlanırken nasıl olur da projenin çevresel etkilerinin araştırılıp değerlendirilmesine gerek duyulmamıştır?

2) “Proje sahası ve etki alanı, P.H. Davis’in Grid kareleme sistemine göre (Flora of Turkey and the East Aegean Islands) A2 karesinde yer almaktadır.”

fatih ormanı elma

Britanyalı bir bitki bilimci olan Peter Hadland Davis, Ortadoğu, Türkiye ve Akdeniz bölgesinde yaptığı çalışmalarla ödüller almıştır. “Proje alanı”nın iğne yapraklı – yapraklı karışık meşcerelerden oluşan ormanlarla kaplı olduğu da dosyada yer almaktadır. Alanda çeşitli meşe türleri, gürgen, kayın, kestane, akçaağaç ve dişbudak gibi türler gözlemlenirken, farklı zamanlarda alanda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sonucunda çeşitli çam türlerinin ve sedir gibi iğne yapraklı türlerini de Fatih Ormanı’nda gözlemlenmektedir. Bunların yanında servi, kokarağaç, fındık, yalancı akasya, çınar, ladin, söğüt, kavak, elma ve kiraz ağaçları da görülüyor. Daha karada hiçbir hayvanın yaşamadığı dönemlerde var olan eğrelti gibi, ormanlardaki yangınlardan sonra çamın yerine geçen laden gibi, yaz aylarında ormanda nefes alırken yemekten büyük keyif aldığımız böğürtlen gibi ağaççık ve çalı formunda daha başka birçok tür de projenin planlandığı alanda yer almaktadır.

3) Endemik türler

Bölge, endemizm oranı düşük olmasına rağmen, dosyaya göre Ekim 2015’te yapılan saha çalışmalarında alanda 1’i bölgesel endemik (Cirsium polycephalum), 1’i de geniş yayılışlı (Lavandula stoechas subsp. Cariensis) olan toplam 2 endemik bitki türü tespit edilmiş. Saha çalışmaları, tüm alanın tespitini doğru yapmak amacıyla Ağustos ayına kadar her mevsimde tekrar edilecekmiş. Sonbahar ayındaki saha çalışmasında tespit edilen bu türler ve belki sonraki çalışmalarda tespit edilecek endemik türler, yalnızca bulundukları bölgede yetişip yaşayabiliyorken, yaşam alanları yok edilince yok olmaktan kaçamayacaklar. 3. Havalimanı örneğinde de endemik bitkilerin taşınacağı iddia edilmişti ancak endemik bitkilerin başka bir alana taşınmaları ve süregelen ekosistem bozulurken başka alanlarda yaşamaları gibi bir durum mümkün değildir. Daha da ötesinde bölgesel endemik olan Cirsium polycephalum türünün IUCN (Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği) Tehlike Kategorisi “CR” (Kritik)dir. Yani bu tür ‘Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi had safhada (extreme) olan türler.’dendir. Dosyada “İstanbul ilinde antropojenik baskı çok fazla olduğu için türün IUCN Tehlike Kategorisi’nin CR olması doğaldır.” denilmiştir. İnsan kaynaklı baskının hâlihazırda çok fazla olduğu bu bölgede, inşaat yapmanın ve alanı daha fazla beton altında bırakmanın özellikle endemik bitkiler üzerinde geri dönülemez etkiler yapacağı açıktır.

4) Yarı-sucul 7 farklı iki yaşamlı tür, karasal 17 farklı sürüngen türü

Zengin bir floraya sahip olan Fatih Ormanı, çeşitli karasal omurgalı hayvanların (ikiyaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler) yaşamlarını sürdürdüğü bir alandır. Tek seferlik saha çalışması ile alanda yaşayan tüm canlılar tespit edilemeyeceğinden, dosya hazırlanırken karasal faunanın tespiti için gözlem, literatür verileri, anket çalışmaları ve habitat uygunluğu yöntemleri kullanılmış. Buna göre, alanda semender gibi yarı-sucul 7 farklı iki yaşamlı tür, su yılanı gibi karasal 17 farklı sürüngen türü bulunmaktadır.

5) 93 farklı karasal kuş türü

Proje alanında 93 farklı karasal kuş türü de olabileceği belirlenmiştir. Burada yaşayan kuşlara ilaveten, Fatih Ormanı binlerce yıldır kuşların kullandığı ana kuş göç yolu üzerindedir. İlkbahar ve sonbahar döneminde transit geçiş yapan kuş türleri dışında “bazı leylek ve yırtıcı kuşların bu alandaki ormanlık sahalarda göç dönemlerinde gündüz beslendikleri, geceleri de konakladıkları bilinmektedir.” Zaten 3. Köprü ve 3. Havalimanı sebebiyle göç yolları rahatsız edilen göçmen kuşların bu önemli rotada konaklayıp beslenebilecekleri diğer alanlar da projeler sebebiyle büyük tehdit altında.

6) 32 memeli türü

Projenin planlandığı alanda 32 memeli türünün olabileceği de tespit edilmiş. Bu türlerden yarasalar, IUCN’de hassas kategoride, yani ‘Vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan’ bir türdür. Bunlardan, sincap, yediuyur, orman yediuyuru ve karaca ise dünyadaki nadir türlerdendir.

yeryediuyuru

7) Türler ormanın her bölgesinde yaşıyor

Karasal omurgalı hayvanlarla ilgili en çok endişe verici noktalardan biri de, türlerin çoğunun Park Orman Tabiat Parkı’ndaki Hassas Koruma, Sürdürülebilir Kontrollü Kullanım ve Kontrollü Kullanım Bölgeleri’nin hepsinde bulunmasıdır. Yani “biz inşaatı sadece Sürdürülebilir Kontrollü Kullanım bölgesinde yapacağız, Hassas Koruma bölgesiyle ilgili hiçbir planımız yoktur” denilse dahi, orada yaşayan hayvanlar için bunun çok bir önemi olmayacaktır, çünkü inşaat yapmak istedikleri alanlar da dahil olmak üzere Fatih Ormanı’nın her yerinde yaşıyorlar.

1453

Bitki örtüsünün ve yaban hayatının sürdüğü Park Orman’ın “yakın çevresi otoyollar ve yerleşim merkezi ile çevrilidir. Bu durum, yabanıl hayat açısından, Park Orman Tabiat Parkı’nın özellikle kuzeydeki ormanlık alanlardan bir miktar ekolojik olarak ayrılmasına, habitat kırılmalarına ve orman ekosistemi bütünlüğünün-devamlılığının bozulmasına neden olmuştur. Park Orman Tabiat Parkı orman ekosisteminde karasal omurgalı hayvanların, beslenme-üreme-kışlama ve göç sırasında konaklama alanı olarak kullanabilecekleri oldukça uygun habitatlar uygundur.” Dosyanın 149. Sayfasından alıntıladığımız bu cümleler hâlihazırda var olan yolların ve yerleşim merkezlerinin ekosistemi bozmuş olduğunu ve Fatih Ormanı’nın etrafındaki projelerle Kuzey Ormanları’ndan koparılmaya çalışıldığını ortaya koymaktayken, bozulmayı ve kopuşu hızlandıracak Tabiat Parkı Projesi sadece doymak bilmeyen para hırsı için yapılacaktır. İstanbul’un ve İstanbulluların temiz havaya, kent ormanlarına, Cendere Vadisi’nden gelerek İstanbul’un havasını temizleyen ve kenti serinleten rüzgârlara ihtiyacı vardır. Daha fazla kapalı kapılar ardına hapsedilen lüks evlere ihtiyacı yoktur. Yapılan projelerle Kuzey Ormanları’yla bağı tamamen koparılmaya çalışılan Fatih Ormanı sincapların ve meşe ağaçlarınındır, sermayenin olmayacaktır. Sayılı zengin, kamuya açık olması gereken kent ormanlarında “doğal” bir yaşam sürecek diye, İstanbullular havasını ve ormanını feda etmeye zorunda bırakılamaz.

İnşaat devam ederken ve sonrasında ormanın sakinleri ne yapacak? Nasıl üreyecek, nasıl beslenecekler? İnşaat süresince inşaat makinelerinden nasıl kaçacaklar? İnşaat bittikten sonra otomobillerden kendilerini nasıl koruyacaklar? Ormanda yaşayan hayvanlar, projedeki insan yaşamından nasıl korunacaklar? Bu proje yapılırsa Fatih Ormanı’ndaki bitki örtüsü ve yaban hayatı bitme noktasına gelecektir.

Canlı cansız her bileşeniyle bir bütün olan ekosistemleri, insan baskısı altına almanın felaket sonuçları her geçen gün dünyanın her yerinde kendini gösterirken, aynı ekosistemde bulunduğumuz canlı cansız diğer bileşenlerle bir arada yaşamayı hala öğrenemedik. Ama rant hırsıyla yanıp tutuşan şirketlere dur demek de Yırca’da, Gerze’de, İztuzu’nda olduğu gibi biz yaşam savunucularının elinde.

yeryediuyuur