(Yusuf Özkan / Cumhuriyet – 2 Mart 2016)

Cerattepe’de bakır ve altın çıkarmak isteyen şirketlere karşı yıllardır direnen Artvinliler, yaşam alanlarını korumaya kararlı.

Dünyanın sayılı coğrafyalarından Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde bakır ve altın çıkarmak isteyen şirketlere karşı yıllardır direnen, son haftalarda ise biber gazlı, plastik mermili, TOMA’lı saldırılara uğrayan Artvinliler, yaşam alanlarını korumaya kararlı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yavru Gezi’ciler” tehdidi bile gözlerini korkutmuyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “mahkeme kararı beklenecek” açıklamasını ise, “Biz zaten daha önce yargıda kazanmıştık. Gereği yapılsın, Cengiz hemen orayı terk etsin” diye karşılıyorlar.

KENTİN YANINDA

25 bin nüfuslu Artvin, coğrafi koşullar nedeniyle enine değil boyuna büyümek zorunda kalmış. Çoruh Vadisi’ne bakan kentin girişinin rakımı 150, madencilik yapılmak istenen Kafkasör ve Genya’ya çıkan üst mahallelerin ise yaklaşık 850 metre. Yani kentin hemen yanı başında, çok özel bir coğrafya uzanıyor.

Cengiz Holding’e ait Eti Bakır AŞ’nin madencilik yapmak istediği alan, 4 bin hektarın üzerinde. Cerattepe ve Genya bölgesini kapsıyor. Artvin’e kuş uçuşu uzaklığı sadece 4 kilometre. Sürekli heyelan yaşanan bu alanda, kentin en önemli içme suyu kaynakları bulunuyor. Ayrıca her yıl haziranda, boğa güreşlerinin de yapıldığı Kafkasör Şenlikleri gerçekleştiriliyor. Üstelik Hatila Milli Parkı’nın da yanı başında. Son ÇED raporuna karşı açılan davada, bu konuda şu görüşlere yer veriliyor:

“Artvin şehir merkezine karşıdan bakıldığında gözün alabildiği her alan maden ruhsat alanı haline getirilmiştir. Bu ruhsat alanı, alanın büyüklüğü ile birlikte taşıdığı nitelikler itibariyle büyük önem taşımaktadır. Artvin şehir merkezinin bütün su kaynakları bu ruhsat alanı içerisinde yer almaktadır. Bir madencilik faaliyetinin bütün su kaynaklarını kirleteceği açıktır. Maden ruhsat alanı şehir merkezine kadar inmekte bazı mahalleleri içine almaktadır.”

25 YIL MÜCADELE

Cengiz Holding’in geçen 17 Şubat’ta jandarma ve polis “gazı” eşliğinde iş makineleri, konteynır, tel örgütü gibi madenciliğe hazırlık malzemelerini bin 700 rakımlı Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesine konuşlandırması, sürecin son halkası… Madencilerin bu noktayı tehdidi ise 25 yıl öncesine dayanıyor. Kanadalı şirket Cominco 1990’lı yıllarda, INNET Mining ise 2000’lerde bölgeden bakır çıkarmak istiyor. Ancak Yeşil Artvin Derneği çatısı altında örgütlenen halkın kararlılığı sayesinde geri adım atılıyor.

Artvinlilerin “soluk aldıkları” bu doğal alanlarda madencilik hakkı, önce Özaltın, daha sonra da Cengiz Holding’e geçiyor. Artvinlilerin “Gapakti (defol) Cengiz!” diye seslendikleri şirket, Cerattepe ve Genya’yı kapsayan, Hatila Milli Parkı’nın yanı başındaki yaklaşık 4 bin 400 hektarlık doğal alandan maden çıkarmak istiyor.

Ayrıca bölgenin coğrafi konumundan ötürü ciddi heyelan tehdidi olduğu da, kazanılan davalardaki bilirkişi raporlarına yansımış. Bir önceki ÇED onayını iptal eden Rize İdare Mahkemesi, 2014 sonunda, “Projenin yeri hatalıdır” vurgusu yapmış.

EN BÜYÜK DAVA

Madencilere karşı verilen hukuksal mücadeleyi, halkın kararlı direnişini Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Bedrettin Kalın’la konuşuyoruz:

“Dava açmamızı bile beklemeden Cerattepe’ye çıkma girişimde bulundular. Biz de aynı ayın 21’inden itibaren Cerattepe’ye çıktık ve 1700 rakımda 24 saat nöbete başladık. 10 Temmuz’da 2. ÇED’in iptali için dava açtık. 751 kişiyle Türkiye’nin en büyük çevre davasıdır bu. 7 ay boyunca hiçbir karar verilmedi. Bu arada defalarca dağa çıkma girişiminde bulundular ama başaramadılar. Sonra bildiğimiz olaylar buldu. Sahildeki 7 ilin güçlerini topladılar. Gerçekten çok ağır bir gaz ve plastik mermi saldırısıyla nöbet yerimizi geçebildiler. ”

PANKARTLARIN DİLİ

Artvinliler, tüm baskılara ve “en yukarıdan” gelen karalama kampanyalarına karşın, mücadelelerini hukuksal zeminde ve sivil itaatsizlik eylemleriyle sürdürmeye kararlı. Bu kararlılık, haftalardır süren eylemlerdeki pankartların diline de yansıyor. Bunlardan en aklımızda kalanını paylaşmadan geçmeyelim: “Bu derenin uzuni, Kıramadım buzuni, Cengiz sana ayırdım, Sopanın en duzuni…”

BERGAMA GİBİ OLMASIN

Cerattepe’de yargı kararlarının bekleneceğinin açıklanması, akıllara hemen Bergama’yı getiyor.

Fethullah Gülen Cemaati’ne yakın Koza Altın şirketinin Bergama Ovacık’taki altın madeni ve buna karşı yürütülen mücadele, uzun süre ülke gündeminde yer tuttu. Şirket kayyuma devredildiği ve yıllar içinde Ovacık’tan çıkarılacak rezerv kalmadığı halde, madene karşı açılan davalar sürüyor.

Konuyu en iyi bilen isimlerden biri, İzmir Barosu avukatlarından Senih Özay. Bergama köylülerinin de avukatlığını yapan Özay, Ovacık’taki rezervin tükenmesinin ardından Havran’dan buraya cevher taşınmasına ilişkin 18 Şubat 2008 tarihli ÇED iznine karşı açtıkları dava kapsamında, yarın Bergama’da 5 kişyilik bilirkişi heyetinin keşif yapacağını anlatıyor. “Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti” diyen Özay, “Bu bilirkişi heyeti neye bakacak? 2009 yılındaki Bergama yerli yerinde değil ki! Artık kazılan çukurlara, tahrip olan ağaçlara, baksın” dedi.

NE DEDİLER?

NUR NEŞE KARAHAN

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Türkiye Barolar Birliği Çevre Komisyonu üyeleriyle birlikte, valiliğin verdiği “özel” izinle maden sahasına çıktı. Başbakan’ın sözüne karşın, şirketin tel örgülerle sahanın etrafını çevirdiğini ve konteynırlarını yerleştirdiğini gördüklerini bildiren Karahan, “Yargı kararının kendi lehlerinde çıkacağından emin görünüyorlardı. Şirket orayı boşaltsın” dedi.

OSMAN OKUR

56 yaşında. Cerattepe direnişinin ön saflarında yer alanlardan şöyle diyor: “Kaleyi kaybetmeyecektik. Çok kötü oldu. O kepçenin üzerinde sağlam dursaydım, geçemezdiler. İnmezdim de ama o gaz neydi öyle…”

ALİ SARAÇ

Saraç, Atabarı Kayak Merkezi)nin işletmecisi. Jandarmanın valilik talimatıyla yolları kesmesi nedeniyle, ne kendisi ne de müşterileri işletmeye ulaşamıyor. “Mücadelemiz çocuklarımızın geleceği içindir” diyor.

140 TÜR

Bölge, biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin. Türkiye’de tanımlanan 122 Önemli Bitki Alanından 4’ü Artvin sınırlarında bulunuyor. Burası aynı zamanda Galanthus (Kardelen) cinsinin de biyolojik çeşitlilik merkezi. Artvin’de yaklaşık 140 endemik, 80 de korunması gereken bitki türü bulunuyor. Toplam tür sayısı ise 1400. Sadece maden çıkarılmak istenen Cerattepe ve Genya bölgesinde 20 endemik, 19 endemik olmayan nadir bitki türü var. “Abies nordmanniana-Göknar” ve “Picea orientalis-Ladin” ormanları Bern Sözleşmesi Habitatlar listesinde yer alıyor. Sığır kuyruğu ve sıklemenden oluşan 3 bitki türü Bern Sözleşmesi türler listesine girmiş. Vaşak karaca, boz ayıların başlıca yaşam alanı. Önemli yırtıcı kuş göç yollarının merkezinde.