(Özer Akdemir / Evrensel – 5 Mart 2016)

Bergama’da iki altın madeni keşfi vardı. İlk keşif ülkemizdeki altın madenciliğinin kapısını aralayan ve 25 yıllık bir öyküsü bulunan Bergama Ovacık Altın Madeni’ndeydi. İkincisi ise fıstık çamlarının, granit kayaların ve soğuk pınarların yurdu “ekolojik hassas bölge” Kozak Yaylasındaydı.

Bergama Ovacıkta, altın cevheri tamamen bitirilmiş, doğası talan edilmiş ve cevheri tükendiği için ‘ölü bir maden’ olarak tanımlanan alanının keşfi yapıldı. Alan ölü olsa da dışarıdan getirilen cevherlerle canlandırılmaya çalışıldığı için yolun sonunun görülmediği bir maden Ovacık Altın madeni.
Kesinleşmiş mahkeme kararını yok eden Bakanlar kurulu Prensip kararı ile başlayan hukuksuzlukların 15 yılı aşkın sürecinin son halkasıydı hukuku süreç. 2004 yılında madene verilen ÇED iznine karşı açılan davada iznin iptalinin ardından ÇED yönetmeliğinin değiştirilmesi ile verilen yeni ÇED’e karşı açılmış davanın bir duruşmasıydı önceki günkü keşif. Hukukun ve mahkeme kararlarının ardından dolaşılarak verilen yeni ÇED iznin dava sürecinde yapılması gereken bilirkişi keşfi yapılmadığı gerekçesiyle Danıştay tarafından dava bozulmuştu. İşte bu keşif yeniden görülen ÇED’in 7 yıl geciken davasının keşfiydi. Tabii bilirkişiler için artık keşfedilecek pek bir şey kalmamıştı. Üç köyün tam ortasında bulunan maden alanındaki cevher tamamen tüketilmiş, siyanürle ayrıştırma ünitesi artık Kozak ve diğer yerlerden kamyonlarla getirilen cevherlerin ayrıştırılması için çalıştırılıyordu.

BASINA VE VATANDAŞA İZİN YOK
İzmir 3. İdare Mahkemesi heyeti, Ankara’daki üniversitelerden oluşturulan bilirkişiler ve avukatlar dışında duruşmaya İzmir, Foça, Bergama, Dikili gibi yerlerden yaşam savunucuları da katılmak istediler. Mahkeme Başkanı keşfe taraflar ve bilirkişiler dışında vatandaşların ve basın mensuplarının katılmasına izin vermedi.

bergama-bergama-ced-raporu-bergama-maden-bergama-altin-madeni

KAYYIM KOZA’NIN AVUKATLARINA DOKUNMAMIŞ
Yakın bir geçmişte Koza Altın Şirketi’ne ait olan altın madeni AKP-Gülen Cemaati kapışması sonrası kayyıma devredilmişti. Keşif Ovacık Altın Madeni’nin kayyıma devredilmesinden sonraki ilk keşif olması bakımından da ilginç bir özellik taşıyordu. Keşifte göze çarpan bir başka ilginç durum ise, Koza Şirketi’nin hemen hemen bütün idari kadrosunu değiştiren kayyımın şirketin davalarına bakan avukatlara dokunmaması idi. Yıllardır Koza’nın avukatlığını yapan Dina Bekişoğlu keşifte yine kayyıma geçen şirketin avukatlığını yaparken bu durumu, “Kayyım bana şirketin avukatlığından azledilmediğimi bildirmediği sürece ben Koza’nın avukatlığını yapacağım” diye açıkladı. Kayyımı temsilen hiç kimsenin katılmadığı keşifte, madeni Koza’nın avukatlarının savunması hukuki olarak tartışmalı olarak kabul edilse de mahkeme heyeti bu durumu çok önemsemedi.

DOĞA, KOZA’NIN KÂRINA FEDA EDİLMİŞ
Bergama Belediyesi, EGEÇEP, TMMOB’a bağlı odalar gibi kurumların davacı olduğu altın madeni ile ilgili bu kurumlar adına katılanlar madenin hem yıllarca süren hukuki sürecini, hem de doğaya verdiği tahribatı ortaya koyan açıklamalar yapsalar da sonuçta artık ömrünü doldurmuş bir madenle ilgili konuştuklarının da farkında olduklarını söylediler. EGEÇEP adına keşfe uzman olarak katılan Jeoloji Yüksek mühendisi Savaş Dilek “burada doğa Koza’nın karına feda edildi” şeklinde özetledi gelinen noktayı. TMMOB Yönetim kurulu üyesi Cemalettin Küçük ise “Bilirkişiler artık işletilen bir altın madeninin sonucunda ne olacağını keşfedecekler” bugün diyerek, gecikmiş keşifte artık olabilecek etkilerin araştırılmasının olanaksızlığını vurguladı. Bergama Köylülerinin yıllarca avukatlığını yapan Senih Özay ise kendine özgü tarzıyla bilirkişilere ve mahkeme heyetine “7 yıl önce gelmeliydiniz” dedi.

YOLUN SONUNDA GÖRÜNENLER
Üç saati aşan keşifte madenin birinci atık havuzunun pasalarla doldurulduğu, ikinci atık havuzunun 1. sınıf tarım topraklarının üzerinde pasa tepelerinin ortasında zehirli bir göl gibi hala siyanürlü atıklarla dolmaya devam ettiği, üçüncü atık havuzu yapılması düşünülen halkın “cehennem çukuru” dediği açık ocağın devasa büyüklüğü görüldü, fotoğraflandı. Ovacıktaki madeni tüketen şirketin yakın yerlerde yeni rezervler bulduğu ya da araştırdığı için siyanür işletmesini ve maden sahasını rehabilite edip gitmek yerine uzmanların deyimi ile “ölü bir madeni yeniden canlandırmak” istediği anlaşıldı. Bu nedenle kayyımdaki maden yeni bir atık havuzu için ÇED süreci başlatacağına dair duyuruyu geçtiğimiz günlerde yapmıştı. Yani bir bakıma Bergama’daki altın madeni ömrünün sonuna gelmiş olmasına rağmen hala yolun sonu görünmüyor.

ZEHİRDEN BİR BOMBA GİBİ
Maden Koza’da iken orman arazisi içinde kaldığından Orman İdaresi tarafından izni yenilenmediği için mühürlenen kırıcı ünitenin çalıştığının görülmesi, bu sorunu bir şekilde aştığının kanıtı idi. Sonuç olarak, yıllarca tüm hukuk kararlarına rağmen, siyasi iktidarların altın madenlerinden yana tutumu nedeniyle işletilen ve artık yolun sonlarına gelen Ovacık Altın madenindeki keşif belki de bir dönemin kapatılması şeklinde yorumlanabilir. O altın madeni, bilim insanlarının, hukukçuların, yaşam savunucularının yıllardır anlatmaya çırpındığı gibi, verimli Bakırçay ovasının ortasında, ne zaman patlayacağı belli olmayan zehirden bir bomba olarak yüzyıllarca kalacak!..

KOZAK KÖYLÜSÜ YAŞAM ALANINA SAHİP ÇIKTI
Aynı gün aynı heyetle yapılan ikinci keşif ise Bergama’nın Kozak yaylası Gelintepe mevkiinde yine Koza şirketi tarafından işletilmek istenen altın madeni ile ilgiliydi. Küçük bir rezerve sahip bulunduğu bu yüzden de kısacık bir işlet ömrü olacağı söylenen altın madeninin bulunduğu konum ise küçüklüğünün tam tersine büyük bir sorun olma potansiyeli taşıyor. Bergama’ya ve Kozak yaylasındaki köylere su sağlayan havzaların tam ortasındaki, hala fıstık çamı tarımı, hayvancılık vs yapılan bölge açısından böylesi bir faaliyet büyük bir yıkıma neden olabilir. Bu nedenle Kozak Köylüleri geç saatleri bulan bu keşfe kitlesel bir katılımla gelerek yaşam alanlarına sahip çıktılar. Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, Dikili eski Belediye Başkanı Osman Özgüven’in yanı sıra, İzmir, Bergama, Foça, Dikili, Ayvalık gibi yerlerden de onlarca yaşam savunucusu, kilometrelerce orman yolu yürüyerek keşfe katıldılar. Keşif sırasında şirket avukatının “burada yaratılacak değerler size dönecek” sözünü yuhalayan köylülerin öfkesini araya giren jandarma zor yatıştırdı. Akşamüzeri biten keşiften sonra Gelintepe’de yapılan basın açıklamasında konuşan Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, yaşam alanlarını savunmakta son derece kararlı olduklarını söyledi.