(Özer Akdemir / Evrensel – 24 Mart 2016)

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Yönetmeliği’ne karşı açılan davalardan birisinden daha yürütmeyi durdurma kararı geldi. Geçtiğimiz hafta ÇED’siz AVM, RES, GES, toplu konut yapımı gibi önemli projelerin yürütmesini durduran Danıştay 14 Dairesi son kararında bu kez işin içerisine HES ve havzalar arası su taşıma gibi maddeleri de ekledi. Çevre hukukçularından Mehmet Horuş, Danıştay 14. Dairesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararının geçtiğimiz hafta içerisindeki benzer içerikteki kararıyla birlikte değerlendirildiğinde ortada yönetmeliğin kalmadığını söylemenin abartı olmayacağı görüşünde!…

Herhangi bir proje ya da gelişmenin çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecini düzenleyen ÇED yönetmeliği çıkarıldığı 1993 yılından günümüze o günden günümüze üzerinde en çok değişiklik yapılan yasa maddelerinden birisi oldu. Yönetmelik 7 defa ana değişiklik olmak üzere bu güne kadar toplam 17 kez değiştirildi. Sermayenin ihtiyaçlarına göre, AKP iktidarı tarafından sürekli değiştirilen yönetmelikle birçok dava açıldı.

ÇED TOPLANTISI KAÇIRMAYA ‘DUR’ DENDİ

İşte o davalardan birisi olan Türk Tabipler Birliği (TTB), TMMOB ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından açılan ortak davada Danıştay 14. Daire yönetmeliğin çok önemli maddeleri ile ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Üç meslek örgütü tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı açılan 25.11.2014 tarihinde yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliğinin bazı maddelerinin iptal ve yürütmenin durdurulması davasında Danıştay geçtiğimiz hafta verdiği karara paralel bir karar verdi. Danıştay geçtiğimiz hafta da TMMOB’a bağlı Jeoloji, Meteoroloji ve Metalurji Mühendisleri Odaları’nın açtığı 3 ayrı davada ÇED yönetmeliğin bazı maddelerini durdurmuştu. Danıştay, AVM, Rüzgar Enerji Santrali (RES), Güneş Eneerji Santrali (GES) ve toplu konut  yapımı gibi faaliyetlerin ÇED’siz yapılmasını düzenleyen maddelerin yürütmesini durdurmuştu.

Danıştay 14. Dairesi, üç meslek örgütü tarafından açılan davada da yönetmeliğin çok önemli birçok maddesinin yürütmesini durdurdu. Mahkeme, ÇED sürecinde halkın katılımının sağlanmasını ve sonucun halka duyurulması için yapılacağı dile getirilen anons ve ilan konusundaki yönetmelik düzenlemesini “nerede yapılacağı, projeden etkilenen halkın yaşadığı yerde yapılıp yapılmayacağı, halkın rahatlıkla öğrenebileceği şekilde yapılması” konularında eksik bularak yürütmesini durdurdu. Böylece bir anlamda yöre halkının yoğun karşı çıkışlarına maruz kalmamak için ÇED toplantılarını projenin yapılacağı yerin dışında başka bir yerde yapma ‘kurnaz’lığı da bir anlamda önlenmiş oldu.

SÜRESİZ GÖZ YUMMAYA GEÇİT YOK

Yine ÇED Yönetmeliğindeki yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara aykırılığı gidermek üzere bir defaya mahsus olma üzere verilecek süre ile ilgili maddenin de yürütmesi durduruldu. Danıştay, taahhüde aykırılık durumunda verilecek süreye ilişkin herhangi bir üst sınır konulmamasını 2872 Sayılı Çevre kanununa aykırı olduğu sonucuna vararak yürütmesini durdurdu.

HUKUK BAKANLIĞIN TAKTİRİNE BIRAKILAMAZ

Danıştay, ÇED olumlu ya da ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projelerde kapasite arışı yapılması durumunda, mevcut kapasite ve kapasite artışının bir bütün olarak değerlendirilmesine yönelik mahkeme kararına rağmen, bunun düzenlemede belirtilmeden Bakanlığın taktirine bırakılmasını da hukuka aykırı buldu. Mahkeme, kapasite artışında izlenmesi gereken yöntemin, mevcut kapasite artışı dikkate alınmadan salt kapasite artışı üzerinden değerlendirilmesine sebebiyet verebileceğine dikkat çekerek bunun Anayasanın 56. maddesine ve Çevre kanununa aykırı olacağına dikkat çekti.

NESNEL VE TEKNİK GEREKÇE OLMALI

Mahkeme, 2013 tarihli ÇED Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer alan faaliyetin Ek-1 listesinden çıkarılmamsına ilişkin değişikliği de, “nesnel ve teknik bir gerekçeye dayanmadığı, bu projenin çevreye olan etkilerinin değerlendirilmesine yönelik bir rapor, uzman görüşü ya da somut bilgi-belge bulunmadığı” gerekçesiyle hukuka uygun bulmadı.

HAVZALAR ARASI SU TAŞIMAYA FREN

Danıştay, “boru ile içme suyu taşımaları dışında kalan ve akarsu havzaları arasında 10 milyon m3/yıl ve üzeri su aktarma projeleri”ndeki eşik değerin, 100 milyon m3/yıl ve üzeri olarak değiştirilmesinin de yürütmesini durdurdu. Danıştay bu kararına yukarıda verdiği eşik değerlerin değiştirilmesinin “nesnel ve teknik bir gerekçeye dayanmadığı, bu projenin çevreye olan etkilerinin değerlendirilmesine yönelik bir rapor, uzman görüşü ya da somut bilgi-belge bulunmadığı” görüşüne dayandırdı.

ÇEVREYE ETKİLERİ BELGELENMELİ

Danıştay ayrıca; RES ve Güneş Enerji Santrallerinin kurulu güç üzerinden lisanslandırılması ve değerlendirilmesi düzenlemesinde de hukuka uyarlılık bulmadı. Mahkeme, kurulu güç ile ilgili alt ve üst sınırların herhangi bir nesnel ve teknik gerekçeye dayanmadığı, çevreye etkilerinin değerlendirilmesine dönük bir rapor, uzman görüşü, somut bilgi-belge olmadığı gerekçelerine atıfta bulundu.

Danıştay, 2013 ÇED Yönetmeliğindeki “300.000 m3/yıl ve üzeri yeraltı suyu çıkarma veya yeraltında depolama” faaliyetinin eşik değerinin 1.000.000 milyon m3/yıl ve üzeri” olarak arttırılmasına da yine aynı gerekçelerle geçit vermedi.

TÜNELLERE VE MERMER OCAKLARINA YEŞİL IŞIK

Öte yandan mahkeme dava konusu edilen elektirik üretim amacı dışında kurulan su depolama tesislerin (baraj ve göletler) yanı sıra, blok ve parça mermer, dekoratif taşlar gibi faaliyetlerle ilgili yönetmelik maddelerinin yürütmesinin durdurulmasın taleplerini reddetti. Yine, otoyollar ve demiryolların tünel projelerinin ayrı ÇED sürecine tabii tutulması istemine de yeşil ışık yakmadı.

‘ÖNCE ÇEVRE’ DİYEN KARŞI OY YAZILARI

Mahkeme kararının “Karşı oy” yazılarında da ilginç noktalar yer aldı. Mahkeme Başkanı Levent Artuk karşı oy yazısında, ÇED süreçleri ile ilgili gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevreye olabilecek olumlu-olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar veremeyecek düzeye indirilmesi için alınacak önlemlerin, projenin başvuru ve inşaat sürecini kapsamamasını “ÇED ile ulaşılmak istenen çevrenin korunması ve kamu yararı ilkelerine aykırı olduğunu belirterek, yönetmeliğin ilgili maddesinin de yürütmesinin durdurulması gerektiğini dile getirdi. Başkan, bu karşı oy yazısı ile Daire’nin görüşüne katılmadığını ortaya koydu.

Yine mahkeme üyesi Halil Çırak, enterge bir projenin birden fazla ÇED sürecine ayrılmasına imkan veren düzenlemede ve proje sahibinin lehine olan hükümlerin geçmişe etkili olarak uygulanabilmesine imkan tanıyan maddesinin de sürdürülebilir çevre, kalkınma ve katılım ilkelerine aykırı olduğu gerekçeleriyle karara karşı oy yazısı yazdı.