(Sinan Eden / Sendika.org – 12 Mart 2016)

Politik açıdan bakarsak, dünyanın en büyük şirketlerinin yok olması, trilyonlarca dolarlık yatırımların karaya oturması, sahte çözümlerin ve yeşil göz boyama faaliyetlerinin ortadan kalkması, şirketlerin karar alma süreçlerinden defedilmesi gerekiyor. Tüm bunları Sıfırlı Yıllar içinde yapmak zorundayız, bunun anlamı da yüzde 1’le sert ve ani bir çatışma içine girmemiz.

Olgular

  1. Bu yıl itibariyle, toplumun en zengin yüzde 1’i geri kalan yüzde 99’dan daha zengin.Oxfam‘ın raporuna göre, en zengin 62 kişi, en yoksul 3 milyar kişiden daha fazla servete sahip.

s3

  1. Uluslararası Enerji Ajansı‘na göre, 2017 yılında sahip olacağımız enerji altyapısı, bizi 2 derecelik küresel ısınma güzergahına geri dönüşsüz biçimde sokacak. Yani o andan itibaren, sıfır-emisyon olanlar haricinde, yeni santral, fabrika veya diğer altyapı inşaatı yapacak karbon bütçemiz kalmayacak.
  1. IPCC‘nin böyle-gelmiş-böyle-gider senaryolarına bakılırsa, tüm karbon bütçemizi 2045’e kadar kullanmış olacağız. Demek ki, otuz yıldan daha kısa bir süre içinde küresel iklim değişimini şarampolden aşağı yuvarlayacağız; eğer harekete geçmek için otuz yıl bekleyecek olursak, o tarih geldiğinde yaşanabilir bir gezegende kalabilmek için tüm şalterleri indirmemiz gerekirdi. Ve üstüne, şarampolden yuvarlanmamızı sağlayacak sanayiye gelecek yıl sahip olacağız!
  1. Yani bu şu demek: Gelecek yıldan itibaren, eğer yeni bir altyapı inşaatı yapmak istersek, hali hazırda çalışmakta olan fabrikaları ve enerji santrallerini kapatmamız gerekiyor. Küresel Güney’i sefalete terk etmek istemeyenler, Afrika’yı elektriksiz bırakmak istemeyenler vb. için bu ciddi bir mesele.

Mesele

  1. Sıfırlı Yıllar (Decade Zero) 2015-2025 yılları arasını ifade etmek için önerilen bir terim. Bu on yıllık zaman diliminde, insanlığın ve gezegenin geleceğinin büyük kısmı belli olacak. Ya bambaşka bir çağın Sıfırlı Yıllar’ında olacağız, ya da bambaşka bir çağın Sıfırlı Yıllar’ında olacağız.

s2

  1. Bu şarampolden yuvarlanınca aşağıda neyle karşılaşacağımızı merak ediyorsanız, şimdiki 4 milyon Suriyeli mülteciyi düşünün (ve bunların birkaç yüz bininin Avrupa’ya ulaşmasıyla ortaya çıkan krizleri). İklim mültecilerinin 2050 yılında 200 milyonu bulmasıbekleniyor. Yani biz bu insanları göreceğiz (ya da bu insanlardan biri olacağız), ve yükselen ırkçılıkları göreceğiz, ve ilan edilen olağanüstü halleri göreceğiz. Bu, şimdikinden bambaşka bir dünya olacak.
  1. Ya bu olacak, ya da toplumların işleyişini radikal biçimde değiştirmemiz gerekecek.
  1. Teknik açıdan bakarsak, enerji üretimini, insanların ve eşyaların taşınma biçimini, ve gıda üretimini değiştirmemiz gerekiyor. Bu dönüşümü önümüzdeki otuz yılda tamamlamak zorundayız, yani bu rotaya Sıfırlı Yıllar’da girmemiz lazım.
  1. Politik açıdan bakarsak, dünyanın en büyük şirketlerinin (ki bunların ezici çoğunluğu petrol, gaz ve otomobil sektöründedir) yok olması, trilyonlarca dolarlık yatırımların karaya oturması, sahte çözümlerin ve yeşil göz boyama faaliyetlerinin ortadan kalkması, şirketlerin karar alma süreçlerinden defedilmesi gerekiyor. Tüm bunları Sıfırlı Yıllar içinde yapmak zorundayız, bunun anlamı da yüzde 1’le sert ve ani bir çatışma içine girmemiz.

s1

Amaç

  1. Bu aciliyet, bizlere özel ve çok ağır bir görev yüklüyor, ama ben bunu aynı zamanda çok eğlenceli buluyorum: Sosyalizmle barbarlık arasındaki tercih hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Yakın zamana kadar, bu tercihi benim neslimin yapacağını fark etmemiştim.
  1. Sıfırlı Yıllar, daha adil bir dünya için savaşan herkese bir uyan borusu çalıyor. Bu mücadeleyi kazanmak zorundayız, bu mücadeleyi acilen kazanmak zorundayız.

Naomi Klein’ın bir söyleşisinde söylediği gibi, “İklim, bu toplumsal adalet hareketlerine birlikte çalışma güzergahı sunuyor. Bu güzergahın özelliği, bir son teslim tarihine yaklaşıyor oluşumuz, ve ben bir yazar olarak son teslim tarihlerinin önemine inanıyorum. Eğer son teslim tarihiniz yoksa görevler bir türlü yerine getirilmez.” (İşin kötüsü, solun büyük bir kısmı son teslim tarihi vizyonuna sahip olmadan çalışmaya alışmış durumda.)

Adil ve yaşanabilir bir gezegen sadece mümkün ve gerekli değil, aynı zamanda acil de. Fizik ve kimya politik konformizme alan bırakmıyor.

  1. Şimdi, stratejik bir açıdan bakarsak, Sıfırlı Yıllar önümüze bir dizi soru koyuyor: Nasıl on yıl içinde her şeyi değiştirebiliriz? Ne gibi ara basamaklar ve dönüm noktaları belirleyebiliriz? Kendimizi, çevremizi (ve ait olduğumuz örgütleri) neye hazırlamalıyız?

Bunlar, Sıfırlı Yıllar’ın ortaya koyduğu (kimi) el yakan sorular.

  1. Bunlar aynı zamanda çok da zor (ve bazen korkutucu) sorular. Ya bu sorulara yanıt bulacağız, ya da onlar gözlerimizin önünde kendi kendilerini yanıtlayacaklar.

Yeni dünya burada ve şimdi başlıyor. Ve her şey bize bağlı – “biz”den kastım soyut bir şey değil, sözcüğün ilk anlamıyla size, bana, arkadaşlarımıza, iş arkadaşlarımıza, ailelerimize bağlı.

Bir Süpermen’in (veya Lenin’in, veya Che’nin, veya işte artık sizin süper kahramanınız kimse onun) gelip gezegeni kurtarmasını bekleyemeyiz. Çünkü beklemeye zamanımızın kalmadı.

Bugüne kadar beklediğimiz o kahramanlar bizleriz.

Yelkenler fora!

İlk durak 15 Mayıs’ta Aliağa!

kömürden kurtul