(Sennur Baybuga / basnews – 28 Mart 2016)

21 Mart’ta Kürdlerin Newroz’una denk gelen günde hafızası sağlam, kindar devlet, Kürdler topraklarında baharın uyanışını kutlarken, Ankara’nın kapalı arka odalarında UNESCO Uluslararası Kültür Mirası Listesi’nde de yer alan ve Kürdlerin tarihine ait olan Sur ilçesini ‘kamulaştırmış’ bulunuyor.

2 Aralık 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde altı mahallede sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Biz 9 Mart tarihine kadar her gün ölen öldürülen cesedi sürüklenen soyulup teşhir edilen, sokaklarda ölü bedenleri çürümeye terkedilen insanların fotoğraflarına baka baka kendimizi kaybettik, insanlığın karartılmış sokaklarında. Sur ilçesinin içinde hendek kazan teröristler vardı ve ilçe onlardan temizlenmeliydi, böyle düşünüp bunun propagandasını yaptılar, sahip oldukları medya gücü ile öldürdükleri masum sivilleri de bir savaşın tarafı yaparak, suçlu ilan ederek herkesi ve en çok da kendilerini kandırmaya devam ettiler. 9 Mart’ta sokağa çıkma yasaklarının sona ermesi ile ve Sur’u temizledik açıklamaları ile bıraktıkları yıkılmış evler, sokaklara düşmüş çoluk çocuk evlerinden olmuş binlerce insan yıkıntısı arasında, dün yani 25 mart tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan bir karar ile boşalttıkları ve halksızlaştırdıkları bu ilçede ‘acele kamulaştırma kararı’ verildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu karar ile Sur’un 15 mahallesinde bulunan toplam 368 adadaki 6300 parselin kamulaştırmasına karar vermiş merkezi devletimiz.

‘Diyarbakır ili Sur İlçesi’nde ilan edilen riskli alan sınırları içerisinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılması, adı geçen Bakanlığın 16.03.2016 tarihli ve 2988 sayılı yazısı üzerine 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27’nci maddesine göre Bakanlar Kurulu’nca 21.03.2016 tarihinde kararlaştırılmıştır’ diyor gazetede.

Afet Yasası ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 3. Maddesi’nde yer verilen ‘iskan projelerinin gerçekleştirilmesi’ hükmüne göre ‘acele kamulaştırma’ yapılıyor. 3.Madde’nin devamı fıkrasına göre kamulaştırma bedelinin ilk taksidi beşte bir oranında belirlenen tutarına göre yapılıyor, belirleyen kim devlet. Bakanlık; İdare ve TOKİ kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi için açılacak tüm davalarda işlem yapmaya yetkili bulunuyor. Adı tam anlamı ile acele kamulaştırma olan bu olağanüstü işlem ile aslında kamulaştırma değil alenen devletleştirmenin yapıldığı anlaşılıyor. Ne orada yaşayan mülk sahipleri taşınmazlarının değerini tam olarak alabilecekler ve ne de bu işleme itiraz edebilme hakları var tabi de sonuca yönelik ne yapılabilir belli değil.

Belediyeye ait yerlerin ve kamusal alanların da kamulaştırma işlemi içinde olduğu anlaşılıyor. Esasen kamulaştırma yapılırken ne bölgenin ihtiyaçları göz önüne alınmış ne bölgede faaliyet yürüten sivil inisiyatiflerden, yerel belediyelerden, STK’lardan görüş alınmış değil.

Devlet, boşalttığı ve insansızlaştırdığı yerleri, aynı zamanda ‘halksız’ da kılmak için orada yalıtılmış bir bölge yaratmaya ve Sur’u, Sur’un insanından koparmaya yemin etmiş görünüyor. Bunu evvelce de defalarca da yaptılar. Kırımlar daha çok sivillerin katli ve başka sivillerin onların mülkü üzerine el koyması ile gerçekleşirken, yani az da olsa bir utanma duygusu resmi devlette hala mevcutken, şimdi ve artık bunun da kalmadığı görülüyor. Evlerini boşaltan sokaklara düşen binlerce Kürd artık Sur’un kapı önlerinde çay içemeyecek. Önce Hasankeyf sonra Sur, bir halkın tarihine kırım uygulanıyor. Kırım devam ediyor ve bizim devletimiz gözlerimizin önünde modern çağda bunu resmi gazetesinden ilanla yapıyor.