(Duyuru – 25 Nisan 2016)

Çığırından çıkmış bu çağda tüm Marmara’nın can damarı Kuzey Ormanları mega projelerle talan edilirken;
Kentlerden kırlara, nehirlerden dağlara memleketin dört bir yanı şantiyeye dönmüşken;

Biliyoruz ki tüm bu yaşam düşmanı projelerin kârlı bir şekilde yürürlüğe girebilmesi için ülke ekonomisiyle beraber enerji üretiminin de büyümesi gerekmekte.

Bizlere söylenen “refah için daha çok büyümeliyiz, “daha çok enerjiye ihtiyacımız var” masallarına inanmıyoruz, bu ihtiyacı tanımıyoruz.

İklim krizini derinleştiren fosil yakıtlara ve yaşam alanlarını yok eden tüm enerji projelerine hayır demek için 15 Mayıs’ta yaşamın yanında saf tutanlarla Aliağa’da olacağız. Sen de gel mücadeleye omuz ver!

Kuzey Ormanları Savunması

Türkiye’nin dört bir yanından ele ele vererek beraber yola çıkan sivil toplum örgütleri olarak hazırladığımız çağrı metnini aşağıda görebilirsiniz.

Burada İnsan Yaşıyor!

15 Mayıs’ta, Aliağa’dayız

 

Aliağa, Zonguldak, Çanakkale, Konya, Muğla, Maraş, İskenderun, Bartın ve tüm Türkiye, mevcut 21 kömürlü termikfosil yakıtlardan kurtul2 santrale eklenmesi planlanan 80’e yakın yeni santralin yarattığı tehditle karşı karşıya.  Kömür havamızı ve suyumuzu kirletirken hem güvensiz ve ucuz istihdam vaadiyle iş gücümüzü madenlere bağımlı kılıyor, hem de  geri dönüşü olmayan iklim değişikliğine en büyük tehditlerden birini oluşturarak geleceğimizi tehlikeye atıyor. İnsanlığa ait kültür mirasları üzerine kurulan termik santraller ve kömür madenleri, yalnızca bugünümüzü ve geleceğimizi değil, geçmişimizin izlerini de sonsuza dek yok olmaya mahkum ediyor.  Sokağımızda, mahallemizde kirli hava soluyor, termik santrallerin külüne, tozuna maruz kalıyoruz. Kömürlü termik santraller, küresel sıcaklık artışlarının geri dönülemez bir noktaya gelmesini tetikleyerek bizlerin ve çocuklarımızın yaşam hakkına set çekiyor.

Toplumsal refahımız, sağlığımız, temiz bir çevrede yaşama özgürlüğümüz feda edilirken, enerji ihtiyacı savıyla, yaşamımız ve geleceğimiz tehdit ediliyor. Oysa ki fosil yakıt çağının sona erdiği artık apaçık ortada. Dünyanın başlıca kömür şirketleri artık kömürden kâr edemez halde, bir bir iflas ederken pek çok ülke, yeni termik santral projelerini tamamiyle rafa kaldırıp, götürüsü getirisinden fazla olan mevcut santrallerini de sonsuza dek kapatma kararı almaya başladı.

Kömür, tüm Dünya’yı, şimdiyi ve geleceği tehdit ediyor

Türkiye, kömüre her yıl milyonlarca lira teşvik, pek çok yasal ve finansal imtiyaz sağlıyor. Kirli sanayi tesisleri, kentlerimizi inşaat sahasına çeviren kentsel dönüşüm, dört bir yanımızı saran mega projeler, hepsi kömür ile besleniyor. Karşılığında, dünyanın bu en kirli enerji kaynağından çıkan kirliliğin havamıza, suyumuza, toprağımıza karışmasına göz yumuluyor ve çıkardığı sera gazları nedeniyle küresel iklim değişikliğinin geri dönülemez sonuçlarına biraz daha yaklaşıyoruz. Devlet desteği olmadan kâr bile edemeyen fosil yakıtlar uğruna insan yaşamı ve doğa feda ediliyor. Hava kirliliğinin neden olduğu yıllık 11 milyar liraya kadar çıkan sağlık maliyetini bizler, vergilerimizle karşılıyoruz. Çocuklarımızın bozulan sağlığı ve kısalan yaşamlarımıza ise bedel biçmek mümkün değil elbette.

Ayrıca, Türkiye’de planlanan yaklaşık 80 yeni termik santral projesi hayata geçtiği takdirde Türkiye, en az 200 milyon ton sera gazı emisyonu ortaya çıkartarak hızla Dünya’nın emisyon şampiyonu ülkelerinden birine dönüşecek; küresel seviyede iklim değişikliğinden dolayı ortaya çıkan adaletsizliğe en fazla neden olan ülkelerden biri olacak.

Artık yeter! Kömür başta olmak üzere fosil yakıtları merkeze alarak refah toplumuna ulaşmanın mümkün olmadığının bizler de Dünya’nın geri kalanı gibi farkındayız.

Fosil yakıt çağı bitti: Dönüşümü başlatmanın şimdi tam sırası!

İklim değişikliğinin sebep olduğu, gittikçe daha sık tanık olduğumuz afetler, fosil yakıtlara dayalı ekonominin mevcut biçimiyle artık sürdürülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

Dünyayı ve geleceğimizi ipotek altına alan bu gidişata, dünyanın dört bir yanından milyonlar seslerini yükselterek karşı çıkıyor. Gerze’den Almanya – Ende Gelände’ye, Yırca’dan Filipinler – Batangas’a gittikçe yükselen bu ses, hepimizi yaşamı savunmaya çağırıyor. Geçtiğimiz Aralık ayında Paris’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler 21. Taraflar Zirvesi’nde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 195 ülke küresel sıcaklık artışını 1.5C derecede sınırlama yönünde bir anlaşma ortaya çıkardılar. Paris Anlaşması’nın gerçek anlamda hayata geçmesini sağlayacak olanlar da omuz omuza seslerini yükselten, bizler olacağız.

Bu yüzden, 4-15 Mayıs tarihleri arasında 5 kıtadan 13 ülkede yaşamı savunan milyonların bir araya geleceği fosil yakıt karşıtı harekete, zehir solumaya mahkum edilmek istenen, mevcut sanayi ve enerji kirliliğine ek olarak 4 yeni termik santral projesinin planlandığı Aliağa’dan ses veriyoruz. 15 Mayıs’ta fosil yakıtlardan kurtulmuş başka bir Türkiye, başka bir dünya mümkün demek için Aliağa’da bir araya geliyoruz!

15 Mayıs 2016’da Aliağa’dan başlayarak herkesi, tüm Türkiye ve Dünya ile birlikte fosil yakıtlardan kurtulmak için harekete geçmeye çağırıyoruz.