(Antalya NKP – 26 Nisan 2016)

Antalya Nükleer Karşıtı Platformu, Çernobil’in 30. yılında Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santralle ilgili basın açıklaması yaptı. Antalya NKP’nin yaptığı açıklama şöyle:

Bugün, 1986 yılında yaşanan Çernobil nükleer santral patlamasının tam 30. yılı… İnsana, doğaya yaşama büyük zararlar verdi ve hala da zarar vermeye devam ediyor.

Havayı, suyu, toprağı kirletti, insanları öldürdü, çocukların sakat doğmasına neden oldu. Bir başka ülkede patlamış olmasına rağmen, bizim ülkemizde de, Karadeniz halkına büyük zararlar verdi. Ancak bütün bu zararlar görmezden gelinerek, Türkiye’nin birbirinden kıymetli 3 ayrı köşesine Akkuyu’ya, Sinop’a ve İğneada’ya nükleer santral yapılmak isteniyor. Bu santralleri yapmak isteyenler, ya dünyada hiç yaşamamış ya da taş devrinde yaşamış olmalı ki; nükleer santral yapmaya karar alabiliyorlar.

Bugün Kilis, yarın Türkiye…

Nükleer santraller bir yandan patlarken bir yandan da bir başka zarar olasılığıyla ikinci bir aşamaya geçmiştir. Belçika’da yapılan saldırının ardından nükleerle ilgili korkunç bir gerçek daha ortaya çıkmıştır: 2 nükleer bilimcinin IŞID saflarına katıldığı haberleri ortaya çıkmıştır. Dünyanın en tehlikeli teknolojinin tüm bilgilerine sahip bu iki insan şu an nerededir? Türkiye’ye ne kadar yakındır? Kilis’e füze atma cesareti gösterenler yarın Akkuyu’ya atıp, Türkiye’yi bir hamleyle mahvetmeyecek midir?

Bugün Kilis tehlike altındayken, yarın tüm Türkiye tehlike altına girmeyecek midir ve de şu anda bu 2 kişi nedeniyle tüm dünya tehlike altında değil midir? Nükleer santraller birer tehlike odağıdır ve bile bile ladestir. Terörün kol gezdiği Ortadoğu’nun dibinde Akkuyu’ya nükleer santral yapmak ölümün ta kendisi demektir!

Akdeniz insanlığın uygarlık merkeziyken, cinnet denizine dönecektir

a1Antalya ve tüm Akdeniz, Akkuyu’ya nükleer santral kurulması durumunda en büyük bedeli ödeyecek bölge durumundadır. Nükleer santral patlamasa bile hem tarım, hem turizm, hem de yaşam merkezi olan Akdeniz Bölgesine, her gün deniz yoluyla radyasyon yayılacak, havamız, suyumuz, topraklarımız radyasyonla kirlenecektir.

Bir nükleer patlama durumunda ise tüm Akdeniz’in 21 ülkesinde yaşayan 450 milyon insan direk radyasyonla burun buruna gelecektir.

Ülkemizi radyasyon denizleri çevreleyecektir

Ülkemizin 3 bölgesine nükleer santral kurulması durumunda, nükleer santraller, 3 ayrı bölgeden denizlerimize her gün radyasyona maruz kalan sular yayacak ve ülkemiz üç koldan radyasyonla çevrelenecek ve de hiçbir insan “ben bundan kurtulabilirim” diyemeyecektir.

Nükleer yıkıcı bir teknolojidir ve amacı paradır

Nükleer santral hangi amaçla kurulursa kurulsun; ister nükleer füze için, ister elektrik enerjisi için, isterse güç gösterisi için sonuç ortadadır. Nükleer füze üretenler satıp para kazanmak için üretmektedir, elektrik için kuranlar para için üretmektedir ve hepside insanlığın sonunu hazırlamaktadır.

Dünyadaki nükleer santraller ve nükleer füzeler şu an dünyayı birkaç kez yıkıp yok edecek güç ve sayıdadır. Bize “bir dikili bir ağacı bile yok” diyenler, dünyayı korumaya çalışan dünya insanlığının “büyük bir orman” olduğunu ve “Paranın yenemeyeceğini bilenler” olduğunu görememektedir. Bizler böyle giderse çocuklarımıza bırakacak bir dünya olamayacağını anlayanlar ve önlemler almaya çalışanlarız.

Nükleer santral istemiyor ve nükleere hayır diyoruz.

Bizler Antalya nükleer karşıtları olarak Çernobil’in yıldönümünde insanlığı bir kez daha sağduyuya, körlükten vazgeçmeye ve hayatı savunmaya davet ediyor ve nükleere asla geçit vermeyeceğimizi deklere ediyoruz.

Antalya Nükleer Karşıtı Platform