(Ekin Özkul / KOS Medya – 27 Nisan 2016)

* Daha önce 11 Temmuz 2015’te gerçekleştirdiğimiz #İstanbulaNefesOl kampanya yürüyüşünü kaleme alan genç yaşam savunucusu dostumuz Ekin, bu sefer de 17 Nisan’da hayvan özgürlüğü aktivistlerinin İBB’nin sokak hayvanlarına yönelik politikalarını protesto etmek için gerçekleştirdikleri eylemi kaleme aldı. “El ele pati patiye, el patiye direnişe!”

IMG-20160417-WA0003

Bahar geldi, yaz geldi, Gezi’nin mevsimi geldi, bir sokak gelmedi bana, sokağı arıyordum günlerdir, köpeğiyle, kedisiyle bir sokak arıyordum haykırmalık. İBB’ye gittim bugün Kısırkaya toplama kampına, köpek katliamlarına inat. Geldim yanımıza, ilk eylemimdi patilere dair, ilk eylemimdi İBB önünde. Ellerinde pankartlar insanlar direniyorlardı sokağın canları için, pankart tutamayan patilere el oluyorduk, pankart tutuyorduk.

Biz gelir gelmez bir kadın yanındakine az kişi gelmiş diyordu, yanındaki de geliyorlar hala dedi. Geliyorduk, “gel gel gel”le hav hav havı birleştire birleştire. İlk gördüğüm pankart kocaman havadaydı, “Sahipleri Yok Diye Sahipsiz Sanmayın” diyordu, patilere sahip çık haykırışıydı yani. Yanında da kedi, köpek, tavşan, horoz, kaplumbağa ve domuz vardı, Kuzey Ormanları’ndaki domuzlar gibi. Bir yaşlı teyzem vardı tekerlekli sandalyesinde gelmiş elinde pankartı. O teyzem orada o sıcakta direniyorsa eğer özgürlük gelecek, insana da hayvana da ormana da gelecek.

Sonra ben de kaldırdım pankartımı en yukarı, rengarenkti pankartım, pankart yazma özlemimde yazmıştım her harfini, yeşille El Ele, kahverengiyle Pati Patiye, maviyle El Patiye, kızılla Direnişe, her şeyiyle “El Ele Pati Patiye El Patiye Direnişe”ydi pankartım. İnsan zincirine patilerle girmekti devrim, Cerattepe’li bir horon isyanına bir patiyi katabilmekti direniş, onların yaşamları için mücadeledeydi en güzeli el patiye. Bir de pati çizdim, 031’in patisi düşlerimdeyken. Sonra iyice arttı pankartlar, birisi “Mahallemizin Köpekleri Nerede?” yazmış, yanına da köpek çizmiş. Haykırır köpekler şimdi, neredesin pati buradayım pati! Birisi de pankartına “Köpekleri Aldığın Yere Bırak” yazmış, orantısızdı, çek o pis ellerini patilerimin üstünden.

Sonra ses çıkarıyoruz dedi bir yoldaş, ıslıkla, düdükle, alkışla ses olduk dört ayaklı yoldaşlara. Sonra megafon göründü, megafondan ve yanında ses kayıtlarının olduğu bir aletten ses gelmeye başladı, eylem sesleri. Bu daha başlangıç mücadeleye devam geldi, eylemde başka bir eylemle direnmek de başka güzeldi. Sonra hav hav sesleri geldi, köpekler gelemese de sesleri bizimleydi. Bir de birkaç tane minicik köpekleriyle gelenler vardı, içimden haykırdım ev köpeğini nedeyim sokak köpeği gönder bana.

Sonra büyük pankartımızın önüne çağırdı megafonlum, gittik tabii. Arkaya geçin diye haykırıyordu birisi, geçtik, önümdekinin pankartı vardı arkasında Hayvan Dostları Kuruluşu yazan, hayvan dostlarıyız biz, yaşam dostlarıyız. Her pankartı görüyordum şimdi, rengarenkti, kendisi pankart yazıp getirenlerle rengarenkti her yer, pankart yazmak güzel şeydi, şu eyleme kendinden bir şeyler getirmek güzeldi. “Sokak ve Orman Köpeği Yalnız Değildir” vardı, Gezi’nin sokakları bizim çünkü, Kuzey Ormanları da bizim.

Sonra megafondaki can konuştu, basın açıklaması yapacağız önce, sonra sloganlar atacağız, buradayız dedi. Sloganlar atacağız deyişi çok güzeldi, sloganlarını verecekti bana, sloganla başladık, o haykırdı, biz ondan sonra Dur De Dur De Hayvan Katliamına Dur De. Haykırdık bunca zaman sonra ilk slogan, hayvan dayanışmasından ilk slogan, devrimdendi. Bir ara sadece dur de dedik, işte o an dur de dur de yeşil yola dur deyi özledim. Sonra basın açıklamamıza başladık, birkaç özgür çapulcu basın karşımızda, toplama ve ölüm kampı olduğunu haykırdık bu kampların, İBB’nin katliam yaptığını söyledik. Sonra slogan attı megafonlum İBB Yaparsa Soykırım Yapar. Haykırdım doyasıya en önde olmanın en güzel yanıydı, haykırmak en yüksek. Sonra açıklamaya devamdı, kısırlaştırdığınız 20.000 köpek nerede diye sorduk. Sonra haykırdık beklediğimi İsyan Köpek Özgürlük. Devrimlisi en sevdiğim sloganlardandı, devrimi şimdi de köpeğe dönüştürüşümüz güzeldi, haykırdım hayvanlara özgürlük umudumla. Sonra açıklamaya devamdı, TBMM’ye gelecek yasadan bahsettik ortak pankartları tutan birkaç can vardı. Birinde İstanbul Köpekleriyle Güzel yazıyordu, kentle, sokakla, hayvanların kardeşliğini haykırıyordu. Sonra haykırdık Zafer Direnen Patilerin Olacak, bu da çok güzeldi, direnişle, zaferle, patiyle, isyanla doluydu. Yandan bir kadın bana baktı o an gülüşüyle çok uyumlu olmuş dedi. Gülümsedim, pankartımın patisiyle sloganın patisine diyordu galiba, güldüm sadece güldüm, direnen gülüşümün olacaktı zafer.

Sonra megafonlum ben bir şeyler diyeceğim siz vermiyoruz diyeceksiniz dedi. İlkinde birkaç haykırış geldi sonra büyüdü haykırışlar benimle, bizimle, vermiyoruz. O köpekleri dedi biz vermiyoruz, o İBB’ye izin dedi biz vermiyoruz, vermiyoruz işte, patilerimizi, yoldaşlarımızı, sokaklarımızı, kentimize ait olan hiçbir şeyi vermiyoruz size. Susma Haykır Yaşamak Haktır geldi sonra, susma haykır çok güzeldi, o gelince hatrıma düşen her şeydi çünkü ya vardır gelir peşinden ya benimle candır gelir ya bir şeye hayır gelir ya da işte haktır gelir, yaşamak haktır bu katliamdan yapılmış dünyaya inat.  Sonra kamp yapma boşuna yıkacağız başına geldi, çok geldi, HES’le kamp yer değiştirmişti, ağaçlarla hayvanlar yer değiştirmişti zaten bugünkü eylemde.

Sonra Faşizme Karşı Pati Omuza yazan bir pankart gördüm  karşımda, yanında da bir insan omzunda yanındaki köpeğin patisi, orantısız pati omuzazeka buydu işte, LGBTİ’yle bacak omuza köpeklerle pati omuza olmaktaydı dayanışma. Sonra megafonlum deklarasyon imzacılarını okudu, Alevi Düşünce Ocağı Derneği dedi, ıslıklar, destek sesleri geldi bizden, Alevilere selam güzel şeydi. KOS dedi, gülümsedim KOS’la, KOS’u bulmak her yanda bizi bulmak gibi bir şeydi, sonra LGBTİ geldi ona da gülümsedim kolumdaki Aşk Örgütlenmektir de gülümsedi. Mesele üç dört ağaç mesele bir tek hayvan pankartı vardı, Gezi’den bu yana mesele tüm yaşam. Sonra megafonlum eylem daha bitmedi ya duralım ya da oturma eylemi yapalım gölgede dedi. Güneşin altında güneş toplayarak büyütüyorduk devrimi, gölge lazımdı tabii. Duran adam olsaydık keşke yine Gezi’den günler gibi. Sonra birisi sıcak yüzünden yaz geldi tabii dedi. Kazım’la haykırdı içim yaz geldi, bahar geldi açti yeşil yapraklar, açtı Gezi sokaklarını devrime bizi bekler.

Sonra biz hala orada dururken kıpırdamamışken güneşten bir ses geldi, şarkım geldi, ilk anından şarkımın devrimle doldu içim, özgürlüğe manuştu gelen, Bandista’yla gelendi devrim, ben yerimde duramaz oldum, en güzel şarkım gelmişti çünkü, başladı sözlerim. Kimse söylemiyordu, kimse bilmiyordu özgürlüğün şarkısını. Baş kısmını ben de kaçırdım ama özgürlüğü kaçırmıyordum, bu yersen kısmıydı söylemedim, sonra nihayet geldi yersen! İşte artık haykırıyordum, vücudum da yerinde duramıyordu, direnişteydi, haykırıyordum ben, tek başına örgütsüz direnişteydim. “Ne”ler “hem” olmuştu artık, işte özgürlük şimdi her yerdeydi, “hem Hindistan’da bir arayışta”yı en yüksek haykırdım, özgürlük elinde özgürlük seninle özgürlük sen oradaysan oradayı haykırıyordum, tek başına haykırmak özgürlüğü güzeldi, İsyan Bandista Özgürlüktüm ben şimdi. Sonra ilerledik biraz gölgeye oturma eylemi için, polis izin vermedi, kalkanlarıyla dikiliyordu yine. Sonra megafonlum haykırdı, izin vermiyorlar biz de o zaman caddeye çıkıyoruz dedi. Dolduk caddeye, gitmeyen pankartlarıyla bekleyenler de vardı hala. Tam o sırada caddeye çıkan siyah yeşil bayrağı gördüm, oh dedim, vegananarşi burada! Sonra haykırmaya başladık Sapıklar İçeri Hayvanlar Dışarı, çok haykırdık, iyi geldi.

Sonra caddeden çıktık bize geri geldik, ilerlemeye başladık hep beraber, ben de tabii. Sonra birisi yürüyüşe mi geçtik dedi, heyecanı sesindeydi. Kapının önüne geldik ve durduk, güvenlik dizilmişti. Kaldırımda oturan iki yoldaş vardı, birinin elinde davul vardı, davulun müziğiyle dahildi o da direnişe, bir de köpek maskesi takmışlardı. Hepimiz köpeğiz toplata toplata bitmeyiz! Sonra arkadan T50 geldi, tomayı görmeyi bile özlemişim. Sonra birisi demokrasi bu değil dedi polise bakarak, içim haykırdı tomakrasi bunun adı. Ve sonra haykırdık İsyan Devrim Hayvanlara Özgürlük, işte bu daha da güzeldi, devrimi de vardı içinde, kulağımda hayvanlara özgürlükle gittim bizden, benden sonra oturma eylemine geçip dağılmışız zaten. Ardımda bırakıp eylemi, eylemden haykırışlarıyla Gezi’ye geldim.

Bugünkü haykırışlar bir hayvanseverin değil bir devrimcinin haykırışlarıydı, özgürlüğe manuştan belliydi, yaşamı savunan herkesindi, Gezi’deki herkesindi bu eylem, Gezi’yi savunmak ağacı, yaylayı, dereyi, yaşamı, kenti, Beyoğlu’nu savunmak, çocukları, kadınları, LGBTİ’leri, direnişi her alanda savunmaktı bu eylemin devrimi. Anarşiyle hayvanların devrimi yan yanaydı, patilerin direnebileceği gerçeği vardı bu eylemde ve tabii gerçekler devrimciydi, haykırışlarım devrimciydi, tek bir haykırış eksik kalmıştı, parkların kardeşliğinden halkların kardeşliğine geldik biz, şimdi sıra türlerin kardeşliğinde, Yaşasın Türlerin Kardeşliği!