(Pelin Cengiz / Haberdar, 14 Mayıs 2016)

İstanbul’un akciğerleri Kuzey Ormanları’nın içine inşa edilen 3. havalimanını yapan Limak-Cengiz-Kolin-Mapa-Kalyon Ortak Girişim Grubu’nda yer alan Limak Holding’in patronu, AKP iktidarları döneminde yıldızı parlayan işadamlarından Nihat Özdemir, 3. havalimanına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu ve şunları söyledi: “3. Havalimanı’nı yapıyoruz, buraya gelecek yolcu sayısı belli, araç sayısı da belli. Ancak bunu taşıyacak karayolu, demiryolu, metro iki yıl önce söylememize rağmen ihaleleri bile yapılmadı. Şimdi bunları yapmazsak liman ve havalimanlarımızın hepsi açıldığında İstanbul’un başına bela olacak yatırımlar haline gelecek.”

Özdemir’in bu açıklamasının ardından siyasiler hemen durumdan vazife çıkardı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dört bakan eşliğinde 3. havalimanın inşaat alanını ziyaret etti. Erdoğan’ın doğum gününe denk gelen 26 Şubat 2018 tarihinde açılması planlanan havalimanının inşaatı gezildi gezilmesine de görünen o ki ortada şimdilik sadece terminal binası inşaatı var, pistler ne durumda belli değil.

3. Havalimanı’nın ekolojik anlamda yaratacağı geri dönülemez kıyımlar artık, konuya hassasiyet gösteren herkesin malumu. 3. Havalimanı proje alanı toplam 7650 hektar, bunun yüzde 81’i orman alanı, yüzde 9’u göl ve gölet. İstanbul’un ormanları dünyadaki 200 önemli ekolojik bölgeden biri, Avrupa’da ise acil korunması gereken 100 ormandan biri. En önemlisi, kuş göç yollarının üzerinde.

Diğer yandan, tüm bu yıkımlara rağmen devam eden projeye dair Özdemir’in yaptığı şu açıklamaya dikkat çekmek istiyorum: “İstanbul’dan geçen yolcu sayısının yüzde 60’ı transit geçen yolcu. Bizim yeni yapacağımız 3. Havalimanı’nda da bu özellikleri kapsayan bir havalimanı yapmaya çalışıyoruz. Büyük bir çalışma var ve bu çalışmayı bu şekilde sürdürür ve herhangi bir aksilik olmazsa 2018’in ilk çeyreğinde bu havalimanımızı 90 milyon yolcu kapasitesi ile açıp havacılık sektörüne sunacağız. Dünyada ve Türkiye’de havacılık sektörü yüzde 10’lar seviyesinde büyüme gösteriyor. Türkiye’de de bu rakam daha yukarıda çıkmaktadır.”

Birincisi bu havalimanı gündeme geldiği günden bu yana yılda 150 milyon yolcunun bu havalimanından geçiş yapacağı söyleniyordu. Zaten 150 milyon yolcuya nasıl ulaşılacağı kafalarda soru işareti. Bu haliyle hayata geçirilmesi halinde dünyanın en büyük havalimanı unvanı alacak bu havalimanı iddia edildiği gibi 150 milyon yolcuya nasıl ulaşacak bu belirsiz, sayı aşağı doğru güncellenerek 90 milyona mı çekildi şimdilik bu da belirsiz.

Tam bu noktada havalimanlarından gelip geçen yolcu sayılarına bakmakta fayda var. Zira, yıllık bazda bakıldığında dünyanın en fazla trafik alan havaalanlarında elbette artış yaşanıyor ancak bir iki istisna haricinde yüzde 10 seviyesine ulaşan pek yok.

airport-technology.com sitesinin derlediği verilere göre, dünyanın en yoğun havaalanı unvanına sahip ABD’deki Atlanta Hartsfield-Jackson Havalimanı, 2015’te 100 milyon yolcu sayısını geçen ilk havalimanı olmuş. 2014’te 96 milyon civarında yolcu ağırlayan havalimanının bir yıl sonraki artışı yüzde 5 civarında. Neredeyse 20 yıldır dünyanın en yoğun havalimanı olma özelliğini koruyan havalimanı ABD’nin en büyük havayolu şirketlerinden Delta Airlines’ın da merkezi.

7650 hektar alan kamulaştırılarak inşa edilen havaalanının hizmet vereceği iddia edilen 150 milyon yolcu nereden bulunacak? Dünyanın en yoğun trafiğe sahip havalimanlarından Hartsfield-Jackson Havalimanı’nın 100 milyon yolcuya yeni erişmiş olması gerçeği, Avrupa ve Asya havaalanlarının da bu kapasitenin hayli altında olması, yıllık 150 milyon yolcu trafiği iddiasını bir kez daha sorgulatıyor. Üstelik şu haliyle 3. havalimanı, Atlanta’dakinin alan olarak beş katı büyüklüğünde!

Bir kıyas yapmak açısından şu verilere de bakmakta da fayda var. Dünyanın en yoğun trafiğe sahip diğer havaalanlarından Pekin Havalimanı 2330 hektar, Londra Heathrow Havalimanı 1216 hektar, Tokyo Havalimanı 1445 hektar, Paris Charles de Gaulle Havalimanı 3100 hektar, Dubai Havalimanı ise 1445 hektarlık alan üzerine kurulu.

3. Havalimanı’nın, dünyanın en yoğun trafiğe sahip havalimanlarından üç dört kat büyük oluşu, kamulaştırılan alanın kentsel rant kaygısıyla büyük tutulduğunu destekler nitelikte. Ulaşım projesi olarak pazarlanan 3. Havalimanı, aslında İstanbul’un kuzeyinde inşaat sektörü için bir cazibe merkezi yaratma girişimi ve 3. Köprü, Kanal İstanbul ile birlikte bir paket. Bu projelerin her biri diğerini beslemek üzere planlanmış durumda.

Yolcu sayılarına dönecek olursak, dünyanın ikinci en yoğun havalimanı olan Beijing Capital International Havalimanı 2015’te 89,9 milyon yolcu ağırlamış, bir önceki yıla göre artış yüzde 1,4. Tokyo’daki uluslararası havalimanı 2015’te 75,3 milyon yolcu ağırlamış, bir önceki yıla göre artış yüzde 3,46.

Avrupa’ya bakacak olursak, Londra’daki Heathrow Havalimanı geçen yıl 74,9 milyon yolcu ağırlamış, 2014’e göre artış yüzde 2,2. Paris’teki Charles de Gaulle Havalimanı 65,8 milyon yolcuya ev sahipliği yaparken, yolcu sayısında 2014’e göre yüzde 3,1 artış göstermiş. Geçen yıl Atatürk Havalimanı 61,3 milyon yolcu ağırlayarak Londra ve Paris’ten sonra üçüncü olmuş.

Burada açık ara yükseliş gösteren tek havalimanı özelliğine sahip olan Dubai. 78 milyon yolcu ağırlayan havalimanındaki artış bir önceki yıla oranla yüzde 10,7. Dubai üzerinden Afrika, Ortadoğu ve Asya ülkelerinden Avrupa’ya gidenlerin yüzde 70’i burada aktarma yapıyor. Bulunduğumuz bölgenin en yoğun havalimanının bile ulaştığı rakam 2015 itibariyle 78 milyon. Başta konan 150 milyon hedefinin neredeyse yarısı, şimdi dillendirilmeye başlanan 90 milyon hedefinin de altında.

Havalimanı alanının bu kadar büyük tutulması, yolcu sayısı hedeflerinin dünyanın en trafikli havaalanlarının bile üzerinde tutulması maalesef gerçekleri yansıtmıyor. AKP iktidarları döneminde inşaat sektörüyle ekonomiyi ivmelendirmeye çalışmanın en tipik örneklerinden biridir bu proje.

Atatürk Havalimanı’nın doğru planlanmadığı, yolcu artışına uygun düzenleme yapılmadığı örneklerle ortada. Avrupa’dan örnek verecek olursak, Heathrow’da da gecikmeler, yoğunluk oluyor, fakat o havalimanını kapatıp başka bir yere çok büyüğünü yapmak gibi bir fikir ortaya atılmıyor. Kaldı ki zaten orada da tartışma yıllardır üçüncü bir pistin yapılmasıyla ilgili. Çevreciler, hava ve gürültü kirliliği, alanın büyümesi gibi sebeplerle karşı çıkıyor. Havacılık sektörünün iklim değişikliğine en fazla neden olan sektörlerden biri olması da bunda önemli bir etken.

Nihat Özdemir, diyordu ya “İstanbul’un başına bela olacak yatırımlar haline gelecek” diye… Görünen o ki, sorunu yerinde ve mevcut imkanlar dahilinde çözmek mümkünken, Kuzey Ormanları’nı paramparça eden, ekolojik yıkımın peşinden gelecek dev ranta ve talana yol açan bir projeyi sürdürmek esas İstanbul’un başına bela olacak en büyük şey haline gelecek.